İslam’ın diğer dinlerden kopya edilme ihtimali ve etkileşimler

İslam’ın diğer dinlerden kopya edilme ihtimali
marcopolo

Gösterdikleri mucizeler var. Kuran’da ve hadislerde geçmektedir. Eğer göstermediği bir şey Kuran’da geçecek olsaydı o devirde yaşayanlar bile itiraz ederdi. Bu durum göz önüne alındığında mucizelerin gerçekten olduğu anlaşılacaktır.
Eli kılıçlı insanların karşısına çıkıp ilah edindikleri putlara laf söylenebilir mi? Buna kim cesaret eder?

Ümmi olduğu en bilinen şeydir. Ayette geçer. O yüzden başkalarına yazdırdığı söyleniyor bunlar akıl tutulması yaşayan insanların bilgisizce gözü kapalı savurduğu iddialardır.

Peygamberlik verilmeden önce “Muhammedül Emin” ünvanına layık görülen peygamberimiz. 4000 sünneti vardır ve ayette elbette sen en güzel ahlak üzeresin der.
Kısacası güler yüzlü, tatlı sözlüdür.

Tevrattan kopya etseydi zamanın da ki bir çok Yahudi ve haham bunu söyleyecekti ama onlar büyücü diyebildiler. Ve şairlikle geçinmelerine rağmen bunun bir şiir olduğunu iddia edemediler. Çünkü belagatı edebi seviyesi çok yüksekti. En güzel şiirleri Mekke’nin ortasına asarlardı.

Peygamberimizin ömrü fakirlikle geçiyor ve hayatı boyunca köle azad etti. Hz.Haticenin serveti buraya gitmiştir. Çok aç kaldıkları da oldu.
Mekke de çok eziyet görmelerine rağmen Allah onları aziz kıldı. Bedir de yenilmelerinin sebebi peygamber efendimiz (sav) emrine uymayıp, yendiklerini düşünüp bölgelerini terketmeleriydi.


Ona devlet reisliği teklif edildiğinde nasıl geri çevirdiğine bakabilirsiniz. Kulaktan kulağa sened zinciriyle gelen hadislerle de hayatını biliyoruz.. Sahabe zamanında yazılmaya başlanıyor. Hayatı, hadisleri bu yüzden voltaire “Hiç kimsenin hayatı, onun kadar aşikar değildir.” Der. Yani peygamberlik iddiasınca hayatını müslüman gibi sürdürmek zorundaydı ve teveccüh adındaki gece namazları da dahil günde beş vakit namaz kılmak zorundaydı. Ve komşusu açken tok yatamazdı.
Ayrıca bir sürü de mucizesi olmuştur.
İnsanları iyiliğe sefketti. Hadislerinde Cennet annelerin ayağı altındadır. Kadın hakları bundan daha iyi nasıl anlatılabilir?
Kadının cihadı kocasıyla iyi geçinmektir.
“KARINIZLA ÇOCUK GİBİ OLUN”
Kadınlar hakkında batılıların yorumlarına diğer konularda kaynakları koymuştum. Amerika uyruklu Aslı Sancar bile müslüman olmuş ve müslüman kadınlarını anlatıyor. Edep ve terbiye islam da çok önemlidir.

Peygamberin kadınlara nasıl davrandığını biliyor musunuz? Ona kavmin en güzel kadınını teklif ettiklerinde reddettiklerini ve islam uğruna onca işkencelere (Namazdayken üstünden işkembe dökülmesi, suikast girişimleri, ağzına taşın gelip dişinin kırılması, inananların mekkede insan yerine konulmaması gibi bir sürü olaylar silsilesi)
Ona en güzel kadınlar vaad edildi fakat geri çevirdi! Gençken evlenmiyor, elli yaşında yine o yaşlarda kadınlarla evleniyor? Nerede şehvet. Ve hepsi de siyasi evliliklerdir.
Bunlarla ilgili aile düzeni hakkında bir çok hadis nakledilmiştir. Bunları bilmeden eleştirmek cahil işidir.
Bu kadar alim imam azam gibi müçtehidlerin de aynı doğrultuda bu yalanı sezmesi gerekirdi.. Fakat hiçbir kaynakta çağımız da ki bu ithamlar geçmez. Bunun sebebi de günümüz de ki cahillerin kör bir cehalete sahip olmaları.

İslam’ın diğer dinlerle etkileşimleri

İmam -ı Rabbani Hindistana gittiğinde Hint felsefesinin tesiriyle ortaya çıkmış bir sürü cereyanla karşı karşıya kalıyor ve bu akımlarla mücadele ediyor.
Ali Ekber ve Şah’ın oğlu Alemgir’e
Budaların, brahmanların ülkesinde yıllarca müslümanlığın sesi soluğu haline geliyor.

Meditasyonla acıyı hissetmeyebilirsiniz bile… Dişiniz ağrıdığında başka şeyler düşünürken veya ilgilenirken hissetmetzsiniz ama ağrı kendisini hatırlatıyor. Bunun gibi acıyı, korku yenilebilir şeyler. Daha basit bir anlatımla bir işte belli bir anlayışa ulaşmışsanız tepeden bakarsınız.


Bu duyuları kontrol etmek insanın elindedir fakat eğitim gerekir. Zahiri bir örnek vermem gerekirse hava soluma teknikleri vardır. Diyaframda hava tutma, zamanında bırakma su altı dalgıçlarının öğrendikleri şeyler.Eğer bunları bilmezseniz su altında karşılacağınız aksilikte hemencecik ölürsünüz.

1400’lü yıllarda Sihizmin kurucusu Guru Nanak’ın hayatını inceleyebilirsiniz.
Bu devir de müslümanlar ve Hindular bir aradadır.
Sihizm dini İslam ile Hinduizm karışımı gibidir. Yine tanrının tekliği inancı vardır. 16.yy başlamıştır.
İnançsızların iddialarına göre
İslam: Sümerlerden; namaz, oruç gibi ibadetler.
Güneş Kültünden; mevlevi külahı ve güneşe tazim ayininin benzemesi
Cahiliye devrinde ki pagan öğretilerden(!) Hilal şekli…Ay kültünden..
Hintlerden.. (Rabıta, tasavvuf)

Hangi birinden kalma? Hangi birine benzesin ama hepsinde inançsızları kandırmaya yetecek kadar argüman var.. bu şu demek hepsinin kökünde İslam yatıyor tebliğ herbirisine ulaşmış. Ortadoğuya has bir din değil. Bu din İslamdan önce varlığını “Tevhid” şeklinde yine sürdürüyordu bir ve tek olan Allah.
Bildiğiniz gibi İslam göktürk inancına çok benzer.

Kitapların tahrifi

Ehl-i Kitab’ın kendilerine indirilen kitapları tahrifi ne suretle olmuştur? Konuyla ilgili İslami kaynaklar bu ameliyenin birkaç şekilde meydana geldiğini belirtir. Kelimelerin sözlerin yerini bağlamını değiştirmek, metni eksiltmek veya artırmak, yorum tefsir suretiyle muradı saptırmak…. vb.

Tevrat ve İncil, ezbere alınmak ve “satır”lara dökülmenin yanında “sadır”larda muhafaza edilmek bakımından Kuran’ın sahip kılındığı imkân ve avantajlardan mahrum olduğu için kolayca tahrif edilebilmiştir. Şayet hz. Musa ve hz. İsa (aleyhimesselam) hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inki gibi bir “sahabe”ye ve “ümmet”e sahip olsaydı, Tevrat ve İncil’in tahrifi elbette söz konusu olmayacaktı.

 Ümmet sapınca Kitab’ın tahrifi normal, hatta kaçınılmaz olmaktadır. Öyleyse Kur’an’ın tahriften masuniyetinin pratik anlamı, tarih boyunca İslam Ümmeti’nin onu muhafazayı her türlü değerin üstünde görmesinden başka bir şey değildir.
Alıntı MüsbetFikir de ki Ebubekir Sifil yazısı

Hindistana bakarsanız bugün sarıklı insanların olduğunu görebilirsiniz.
turban_00

Fakat yoga, meditasyon gibi ibadetlerin bilimsel bir anlamı var. Zaten onlara da inen aynı vahiy sadece birkaç noktada sabit. Namaz oruç bütün ümmetlerde var. Onlar da da sarık mevcut atalarından
kalma.

İmam Rabbani’nin oraya götürmesiyle etkileşim içinde olmuşlardır. Bununla ilgili hadis var. Allah sarık ve sancağı peygamberimizin ümmetine diğer ümmetlerden özel hediye etmiş. Namaste Namaskara İsim
benzerliği dikkatinizi çekmiştir. Yani namazda onlardan gelme diyebilir miyiz? Halbu ki ayet dahi var. Rabıta ve tasavvufun buradan alınma olması bir inkarcı gözüyle zaten o da bir egzersiz namaz da?
Ne için kılıyoruz namazı? Bunları zaten tasavvufta anlatılır.
Bunun yanında bu dine inananlarda güneşin hareketlerine göre yapıyorlar.
Bir sürü inançlar aynı. Zerdüştlükte de Ay,Güneş kültü, Mevlevilik,
Sümer, bunların benzemelerine biz İslam aldı mı demeliyiz yoksa
hepsine de vahiy geldi mi demeliyiz?
Ne için ibadet ediyoruz? Müslümanlar artık bunları bilmiyor: Tesbih bile onlarda mevcut hatta Rose adı verilmiş halde Hristiyanlıkta da vardır.

Bunlara değindim. Fakat kısa geçeyim. İbrahim kaynaklara göre ve etimolojisine bakarsak ilk adı abram daha sonra  abraham oluyor. Zamanında İndüs kökenleriyle bilinen Mittani uygarlığında yaşıyor ve
filistinten mısıra geçiyor. Birçok şey var. Bu yolculuklar sırasında adını değiştiriyor ve isminde ki Brahma
benzerliği hint inanışında gücü  hereşye yeten, herşeyi yaratmış olan ve herzaman varolan tanrının adı. Milyonlarca tanrı olmasına karşın onları kendilerine birini seçiyorlar. Shiva, Ganesha,  Vishnu…
Bunlara da Brahmaya inananlara da Brahman deniyor

Kronolojik sıraya göre

  • İdris ve osiris dini ile ilişkisi. Mu söylentileri bilimseldir. Arkeolojik bulgularda rastlanır.
    Hermes trismegistus ve Tammuz, Dumuzi HIZIR as ile hıdırellez gibi olaylar.
  • Nuh as Sümer inanışında ki adıyla Utnapiştim ve Ziusudra
  • Yusuf as’ın Akhenaton’u müslüman yapması ve Aten dini. Önce ki adı 2.Amenofis
  • Davud ve Cabbar kavim calut, talut
  • Süleyman as yaptığı Mescidi aksa (Hiram ustası) Mecusi saba melikesi belkıs
  • Kral sargon ve Musa…Karun Harun Yuşa ve Amelika kavmi
  • Buhtunnasr, Nebukadnezar ve Babil

İşte Akhenaten, eşi Nefertiti ve Aten

akhenaten nefertti aton aten

Tabletler, El yazmaları, Parşömenler incelenirse bütün bir tarih tanrı ve peygamber ve mucizelerle ilgilidir. Şimdi devam edelim.

Kendilerinin kulaklarını ve benzeri yerlerini genişleten yerliler bu geleneği sürdürüyorlar. Buna mütilasyon deniyor. Bu insanların doğruyu bulmasını ne sağlayabilirdi?

6199
Ve insanlar bu kadar şehvetin içine düştüklerinde kurtuluşu bulabileceklerini bu davranışlarından nasıl vazgeçeceklerini düşünürsünüz? Hoşlarına giden bu şeyler varken diğer şeyleri tercih etmezler. Keyiflerine geldiği gibi davranırlar. Yaşadıkları toplum doğduklarında yaptıklarının doğru olduğunu öğretir. Tabi bu üstünkörü bir anlatım.
Peygamberler geliyor toplumları uyarıyor
Kimileri erdemi iyilik yapmakta görürken kimileri için bir köpeğin acı çekmesi pek umursayıcı olmaz. Çünkü çocukların vicdan yapısı yetiştiği topluma göre gelişir. Daha doğru bir tabirle çevresi onu etkiler.

Diğer dinler de İslam’ın varolmasıyla ilgili bir alıntı vermek istiyorum

Sidharta Guatama’nın bir peygamber olabileceği;

Onun bu kitaplardaki ismi, ‘Metteya’ veya ‘Maitreya’dır: “Ananda, mukaddes kişiye (Buda’ya) sordu: ‘Sen gittiğin zaman  bize kim öğretecek?’ Mukaddes kişi cevapladı: ‘Ben, yeryüzüne

gelen ilk buda değilim; son da olmayacağım. Zaman içinde  dünyaya başka bir buda gelecek; bu kişi, kutsal, tam anlamıyla  aydınlatılmış ve davranışları hikmet dolu bir kişidir. O,  meleklerin ve ölümlülerin efendisidir. Size, benim de öğrettiğim,ebedî hakikati açıklayacaktır. Dinini, amacını bildirecektir. Benim şimdi ilan ettiğim şekilde, en mükemmel ve en saf dînî hayatı ilan edecektir. Onun şakirtlerinin sayısı, binlerce olacaktır; oysa benimki yüzlercedir.’ Ananda sordu: ‘Onu nasıl tanıyacağız?’ Mukaddes kişi  cevapladı: ‘O, Maitreya olarak bilinecek.’

 

 

Buda, etrafındakilere: “Ben size her şeyi söylemedim, vazifemi  yapmadım; benden bin sene sonra biri gelecek ve benim dinimi tamamlayacak. Siz ona uyun. Onun adı, Metteya (Maitreya)’dır.”  demiştir. Buda, M. Ö. 480’de vefat etmiştir; Hz. Peygamber de

  1. S. 571’de doğmuştur; Buda’dan bin sene sonra gelecek olan ve adı ‘âlemlere rahmet’ olan kişi, Hz. Peygamber’den başkası değildir; 207 zira bu kişinin adı, Pâlice’de Metteya;

Sanskritçe’de Maitreya’dır; bu iki kelime de, ‘rahmet’ anlamına gelir.
İngilizce de ki karşılığı Benevolent yani hayırseverdir.

rahmet

Ay ve Güneş Kültü

Cahiliye devri arap gelenekleri ve Putperestlik ve İslam

Namaz, Kurban.. gibi ibadetlerin cahiliye devrinden alındığını ileiri sürüyorlar.. Bunlar sümerlerde de var..

İslam, cahiliye devri arap geleneklerine  son vermiştir. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömme, putperestlik, cinsellik..

Hemen hemen bütün ortadoğuyu putperestlikten kurtardı der Voltaire  ben arşiv derlemesinden aldım. Muhtemelen felsefe sözlüğünde bulabilirsiniz diğerleriyle birlikte

Kur’an diğer kitaplar da ki mesajların yenilenmesidir.

Diğer peygamberlerin de tebliği aynıydı namaz kılın kurban kesin, oruç,zekat  gibi bilgiler ama bu ibadetler zamanla yozlaştı. Çok tanrılı inanca saptılar ve Peygamber efendimiz (sav) geldiğinde de hurafeleri atıp Cebrail as vasıtasıyla nasıl yapılacağını tekrar gösterdi. Kısacası Kuran diğer kitapları yenileyici olarak inmiştir. İslamdan evvel, hac, namaz, oruç gibi ibadetler bozulmuş da olsa halen mevcuttu.

Bilinen en eski din Sümerlere ait olması sebebiyle ilk insanlık olarak kabul ediliyor. Fakat bununla bir yargıya varıp. İlk başta çok tanrı inancı vardı gibi komik bir iddiayla gelen inançsızlarda kendilerinden eminler.

Her kıtada bu izlere rastlamak mümkün tebliğ hertarafa yayıldığına göre.

Allah, İslam dan önce de biliniyordu.

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah’ındır. O’ndan başka veliler edinenler şöyle derler: “Biz, bunlara bizi Allah’a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” 39 Zümer Suresi 

Bu ayetten de anlaşılacağı gibi peygamberimizin döneminde müşrikler Allah’ı biliyordu.

HUBEL PUTU

Huzaa kabilesinden bir kimse iran tarafına ticarete gitmiş oradaki hubeli mekkeye getirmiş ve putperestliği başlatmıştır.. Peygamber efendimiz mekke’yi fethinde hubel putunu yıkmıştır.

Arapların en büyük tanrısı Hubel idi, onun üç tane kızı olduğuna inanıyorlardı, Laat, Menat, Uzza, Bunların yanında Kabe de 360 tane daha put vardı

hubel putu eli açık

Hubel putu, yanında bulunan iki eli açık, Hilal’e yani Hubel’e dua eden eller Dua esnasında ellerin kullanılması bir çok dinde mevcuttur.

Başta belirttiğimiz gibi her peygambere gönderilen din birdir. Zamanla değişmişler bu da normal bir şey.

sümer  namazsümer namazda el bağlamasümer  heykelleri   sümer tabletler arkeolojik bulgular

İncelerseniz ilgili müze ve bilgilere ulaşabilirsiniz. Yine de biraz bilgi aktarayım.

19.yüzyılda, Amaud, halevy ve Glaser Güney Arabistan’a gitti ve binlerce yazıtlar kazılıp tercüme edildi.. 1940 yılında, arkeologlar G.Caton Thompson ve Carleton S.Coon Arabistan’da bazı şaşırtıcı keşifler yaptı.

wendell philips wf albright richard bower qataban timna and marib sheba

1950 boyunca, Wendell Phillips, WF Albright, Richard Bower ve diğerleri Qataban, Timna ve Marib (Sheba eski başkenti) de siteler kazılmış.

sheba

Buradan çıkan  ay ve yıldız sembolleri tarih boyunca tanrıçalarla ilişkilendirilmiştir,İştar,Venüs,Hekate…gibi SİN ay tanrısı, ay kültüyle tutundurmaya çalışmışlar..

Gece, gündüz, güneş ve ay O’nun ayetlerindendir. Siz güneşe de, aya da secde etmeyin. Alah’a secde edin, ki bunları kendisi yaratmıştır. Eğer O’na ibadet edecekseniz. (41 Fussilet – 37)

Bu da yeterli bir cevap inşallah.

ay tanrısı artemis luna diana

Yunan ve romalıların doğa, avcılık ve ay tanrısı Artemis, Romalılar onu Luna veya DIANA olarak adlandırıyorlar.
Aslında bilinen Eski Yunan tanrıları Eski Mısır’dan kalma ve Roma’ya da başka adlar altında geçiyor.

tanrılar

mesela Sin ay tanrısını gösterip İslam’ın ay kültünden geldiğini idda etmekten ve yasin suresini göstermekten ileri gidemezler.

ay tanrısı moon god el ilah

Camilerin kubbesindeki ay sembolünün de Ay kültünün bir uzantısı olduğu delil olarak sunulmaktadır. Bu da oldukça desteksiz bir iddiadır. Camilerin tepesine ay sembolü konulması Peygamberimizin döneminde kullanılan bir sembol değildir. Hatta halifeler döneminde de kullanılmamıştır.

Bu sembolü ilk kullananlar Emeviler de olmamıştır. Bu adet ilk defa Araplar tarafından değil, Türkler tarafından uygulanmıştır. Alparslan 1064′te Ani’yi fethedince camiye çevrilen katedralin kubbesindeki büyük haçı indirtip yerine büyük bir hilal koydurmuştur. Ve bundan sonra bu uygulama gelenek haline gelmiştir.

Ayrıca ay sembolü İslam öncesi Türk toplumuna ait bir simgedir. En son yapılan kazılarda bulunan sikkeler, ay sembolünün İslam öncesi Türkler tarafından kullanıldığını ve bir Türk adeti olduğunu ortaya koymaktadır.

Ayyıldızın bize İslam’dan miras kaldığını biliyorduk, ancak yeni bulunan Göktürk paralarında da ay-yıldız vardır.

1400senelik sikkeler.. Göktürklüler de bunu atalarından gelen duygularla açıklayacaktır..

hilal göktürk sikkeleri

ÖnTürklerde “ay” ile yan yana resmedilen güneş daha sonra Selçuklulara oradan da Osmanlılara veçmiş ve Osmanlı bayraklarında Zülfikar ile birlikte resmedilmiştir.

İslam öncesi Göktürklere ait sikkeler Kırgızistan’da yapılan kazılarda bulunmuştur.

Müslümanların ay takvimi kullanmasının yine Ay kültüyle alakası yoktur. İslam geldiğinde var olan takvim budur. Ve Müslümanlar da bunu kullanmışlardır. ‘’Müslümanlar sonradan bu takvime geçmişlerdir’’ gibi bir iddianın hiç bir temeli yoktur. Sadece, akla gelen herşey, bu şekilde temelsizce vehimlerle, bilimden ve akıldan uzak bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

Bu konuda en açıklayıcı nokta ise Allah kelimesinin kökeni ile ilgilidir. Allah kelimesi “El-İlah”tan gelir. “El” takısı İngilizcedeki “the” gibidir. Allah (El- İlah) “The God” anlamına gelir. Yani Allah El- İlah belli bir ilahtır.

Bu kelime sadece Arap dilinde yoktur. Arapça’nın mensubu olduğu Sami dillerinde de bu kelime vardır. Örneğin İbranice’de “Elohim” ( Tanrı) kelimesi bu kökten gelir. Ayrıca yine aynı dil ailesinden gelen ve Hz.İsa’nın ana dili olan Aramice’de de aynı kelime vardır. Hem de Arapça’daki “İlah” kelimesiyle aynı kelimedir. Okunuşu da aynıdır. ALINTI

Bunların kökeni SÜMERLERE BABİL AKAD’a gidiyor

lat menat uzza sin

British müzesinde Babil bölümünde bölüm B de 3-4 heykel ve onların önünde 1 heykel şeklinde heykeller vardır…Arkadaki 3-4 heykel ellerini müslümanların dua ederken açtıkları gibi açmış

önlerindeki “ay tanrısı”na dua ediyorlar bunun ismi al-Ilah. Al-ilah ın kızları Al-lat,Al-uzzat-Al-Manat ta bu 3 yıldız olarak simgeleniyordu*

(1. The archeology of World religions, Jack Finegan, 1952, p482-485, 492)

akad

Akadların ay tanrısı, Hilal ve Yıldız şeklinde sembolize edilmiş.

konstantin para

Güneş Ay, Sekiz köşeli venüs yıldızı, Babil kabartmalarında

1.Pagan Constantin’in bastırdığı para

Putlaşma

Kabenin yapılışı hakkındaki rivayetlere göre, Hz.Adem ile Havva cennetten çıkarıldıklarında yeryüzünde Arafat’ta buluşurlar, birlikte batıya doğru yürürler.Kabenin bulunduğu yerde Hz.Adem, bu buluşmaya şükür olmak üzere Rabbine ibadet etmek ister ve cennette iken, etrafında tavaf ederek ibadet ettiği nurdan sütunun tekrar kendisine verilmesini diler.

İşte o nurdan sütun orada tecelli eder ve Hz.Adem, onun etrafında tavaf ederek Allah’a ibadet eder. Bu nurdan sütun Hz.Şit zamanında kaybolur, yerine bir taş kalır. Bunun üzerine Hz.Şit, onun yerine taştan onun gibi dört köşe bir bina yapar ve o siyah taşı binanın bir köşesine yerleştirir. İşte bugün Hacerül Esved diye bilinen siyah taş odur. Sonra Nuh tufanında bina kumlar altında uzunca bir süre gizli kalır.

Hz.İbrahim Allah’ın emri ile Kabe’nin bulunduğu yere gider. Oğlu İsmail, annesi ile birlikte orada iskan eder. Sonra İsmail ile beraber Kabe’nin yerini kazar. Hz.Şit tarafından yapılan binanın temellerini bulur ve o temellerin üzerine bugün mevcut olan Kabe’yi inşa eder. Ayette “Beytullah’ın temellerini yükseltiyor” cümlesi bunu ifade eder.”

Kabe’yi ibrahim tarafından yapılan kutsal bir tapınak olarak ziyaret ediyorlardı bu onlar için ALLAH’ın var olan mabedlerinden sadece biri idi. Fakat yüzyıllar geçtikçe İsmail’in soyundan gelenler, Mekke vadisine sığmayacak kadar çoğaldılar; uzaklara göç edenler bu kutsal tapınaktan taşlar alıp, Kabe adına onlara saygı gösterdiler.
Daha sonraları, komşu putperest toplulukların etkisiyle bu taşlara putlarda eklendi; ve sonunda hacılar bu putları Mekke’ye taşımaya başladılar. Bu putlara Kabe’nin çevresine yerleştirildi.

AMİN KÖKENİ

Amin kökeninin Eski Mısır tanrı ünvanlarından geldiği iddiası için denk geldiğim bir yazıyı koymak istiyorum.

Arabistan’da çıkan üç ilahi din Yahudilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlık’tır. En eskisi Yahudiliktir. Bu üç dinin de atası Hz. İbrahim olduğu için bu dinlere İbrahimi dinler denilir.

Arapça ile Yahudilerin konuştuğu İbranice, köken itibariyle kardeş dildir. Amin kelimesinin anlamı “Duamızı kabul buyur” demektir. Bu kelimenin etimolojisi hakkında üç görüş vardır:

1- Kelime köken itibariyle Arapça olup, emn veya yümn kökünden türemiştir. Emn güven, yümn uğur demektir. Yemin de yine uğur anlamında da kullanılan sağ taraf, sağ el demektir. İşte bu kökten yapılmış olan amin kelimesi, emin şeklinde abartı sıfatıyken zamanla dualardan sonra, duanın uğurlu, makbul olması anlamında bir sözcük olmuştur.

2- Kelime İbranice amenden Arapça’ya geçmiş ve Arap fonetiğine uydurularak amin şeklini almıştır.

3- Kelime eski Mısır’ın en büyük tanrısı olan amûn/amana isminden İbranice’ye geçmiş, oradan da Arapça’ya intikal etmiştir. Kitab-ı Mukaddes, İşaya (65/16)’da gerçek tanrı anlamında yer alan amûn, şimdiki çevirilerde “Gerçeğin Tanrısı” şeklindedir.

Jeoloji ve arkeolojiye bakarsak Sümer kayıtlarında ve de hint tabletlerinde hep doğal felaketlerden bahsederler bir uyarıcı geldiğinden. Ve bu jeolojik olaylar ispatlanmıştır.

Bunlara değinmeyeceğim ama arşatırmak isteyenler
Lhasa belgeleri ve Baal yazıtına bakabilirler.
Arkeolog P.Schliemann tarafından tibet Lhasa’da ki eski Budist tapınağında bulunmuş ve tercüme edilmiştir.. Mö 2000 ait olduğu anlaşolan Kalde (Akad) uygarlığına ait yazıt bugün Mısır’da Kahire Arkeoloji Müze’sinde bulunmaktandır.Ve burada yer alan ilginç bilgiler va.

Popol vuh, Troana elyazmasında ay yıl hesabını da verir ve de korkunç depremlerden bahseder.. Yer kabuğunun kırıldığından… Cortesianus kodeksi.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: