Kuran korunmuştur! Recm konusu ve Keçinin yediği ayet.

adalet, recm, şeriat

İnançsız ve inkarcıların iddiaları kolayca çürütülebilmektedir. Olayın aslını kavrayamamaktan kaynaklı şeyler olduğu için incelerseniz ne kadar saçma iddialar dizdiklerine vakıf olabilirsiniz.
1400 yıldır Ehlisünnet itikatında bir ihtilafa düşülmemiştir. Fakat son yüzyılda türeyen bu akımlar incelemek yerine bir iki hadis cımbızlayıp tafsilatını bilmeden bu konuda bilgisi olmayan müslümanları sıkıştırmaya çalışmaktadır.

Bu uygulamaların adalet getirdiği bir gerçek. El kesme var fakat birçok mani durumda var. Her hırsızın eli kesilmez. Şeriat devletinde suç olmaz! Modern denilen bu sistemde ise hiçbir suçun önüne geçilmez. Amacınız adaleti sağlamaksa budur. Kiminin hakkını korurken diğerlerininkini çiğnemekse demokrasidir. Şirin gözüküp insanları mağdur eden bir sistem.


Öncelikle ayeti keçi yediği hakkında bir hadis mevcuttur. Bu sebeple Allah’ın Kuran’ı koruyamadığı iddiasındalar.

Âişe (Radtyallâhü anhâ)’âan; Şöyle demiştir :

“Andolsun ki recm etme âyeti ve yetişkin kişiyi on defa emzirme (sebebi ile nikahlamanın haramlıgı) ayeti indi ve andolsun ki bu âyetler tahtımın altındaki bir yaprakta (yazılı) idi. Resûlullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) vefat edip biz O’nun Ölümü ile meşgui olunca, evde beslenen bir koyun (veya keçi odaya) girip o yaprağı yedi.”

Burada bu meselenin oluşmasını sağlayan zaten Allah’tır. Nesih ve Mensuh konusunda Allah bir hükmü başka bir hükümle nesheder.
Ayrıca o kadar hafız varken bir keçinin yemesiyle ayet unutuluyorsa ve hiçbirisinin aklında kalmıyorsa tabi ki bu da Allah’ın hikmetidir. Yemesi halinde de korunmuş oluyor.
Korunma ile Nesih&Mensuh arasında ki fark anlaşılamıyor mu?

Peygamber efendimize yaşanan olaylara göre vahiy gelmektedir.
Sahabiler bunları akıllarında tutarak ve tahta parçalarına, hurma yapraklarına ve geyik derilerine yazarlardı. Herkesin, ehli olmayanların hadis aktarmaması için yakılmasını emrettiği dönemler olmuştur. Tafsilatlarına bakabilirsiniz.
Daha sonra cihadlar da hafızların azalmasıyla kitaba dönüştürülmesine karar verilmiştir.
Bir diğer iddia ise kuranın harekelerinin eklendiğiyle ilgili çeşitli mushafların oluşmasıdır. Bunu da diğer bir yazıda inşallah çürüteceğiz.
Kuran harekesiz de okunabilir. Zira arapça da hareke yoktur bu kolaylaştırılması için konulmuştur. Orjinal Kuran harekesiz idi. Fakat aslının harekesiz olması itibariyle değiştirildiği iddia edilmektedir.

Türkceden örnek verirsek şemsiyenin şemsiye olduğu belli kelimenin, cümlenin gidişine göre bir harfin a ile mi e ile mi okunacağı çıkarılıyor. Özetle: harekesiz kuranda x harekelide y anlam çıkmıyor.Çevirideki farklılıklar arapça kelimenin türkçeye çevirisi esnasında

Keçinin ayeti yemesinden sonra recm ayetinin bulunmaması ihtilaflara sebep olmakta. İdam kelime anlamı olarak taşlayarak idam etmedir.
Kısacası toprağa başına kadar gömülen zina etmiş kişiye küçük taşlar atarak ölmesi sağlanır.

Hz.Ömer’in  recm ayetiyle ilgili;

Abdullah b. Abbas radıyallahü anhuma şöyle demiştir: Ömer (b. el-Hattâb) (Radıyallahu anh) halka hitâb edip şöyle dedi: “Şüphesiz Allah (Celle Celaluhu) Muhammed (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’i hak ile gönderdi, ona Kitabı indirdi.

Recm âyeti ona indirilenler içindedir. Biz onu, okuduk ve ezber­ledik. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) recmetti, ondan sonra biz de recmettik. İnsanlar üzerinden uzun zaman geçerse, birisinin; biz Allah’ın Kitabında recm âyetini bulamıyoruz, demesinden ve Allah’ın indirdiği bir farzı terketmek suretiyle sapıtmalarından korkarım. Muhsan olduğu ve beyyine ya da ha­milelik ve itiraf bulunduğu zaman erkeklerden ve kadınlardan zina edene recm haktır (sabittir). Allah’a yemin ederim ki eğer insanlar, Ömer Al­lah’ın kitabına ilâvede bulundu, demeyecek olsalardı, recm âyetini yazar­dım.”

(Buhâri; hudûd 30. 31 Mezalim,19, Mekanibu’l Ensar 46, Megazi 21, İ’tisam,
Tirmizi; hudûd 7; Müslim; hudûd 15; İbn Mâce, hudûd 9. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/110)

BİR DİĞER HADİS İSE ŞÖYLEDİR;

Übeyy b. Kab bana şöyle dedi: “Ey Zerr, Ahzap suresini kaç (ayet) olarak okuyorsun?” Ben de “Yetmiş üç” dedim. O zaman şöyle dedi: “Oysa Bakara suresine benziyordu; yada ondan da uzundu!  Biz onda recm ayetini de okuyorduk.”

Kenz-ül Ummâl, c.2, s.567, Ed-Dürr-ül Mensûr (Suyûtî), c. 5, s180.

Ayetleri eksiltebilecek hiçbir güç bulunmadığı halde bunların kuran da ve hafızların aklında bulunmamasına bütün ashab şaşırıyorlar. Bakara en uzun süre olmasına rağmen Ahzab suresinin onu bile geçtiği düşünülen bu sure 73’e düşmüştür. Recm ayetininde içlerinde olduğu hadisler de anlatılır.

Hazreti Ömer’in: “ben yanlış yaparsam tavrınız ne olur” sualine “kılıçlarımızla düzeltiriz” diyen insanlardır.

Kısacası recm ayetinin kuranda bulunmadığını düşünüyorlar.
“Kendilerine Kitap’tan bir pay verilenleri görmüyor musun ki, aralarında hüküm vermesi için Allah’ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyor.” Ali İmran suresi 23.ayet
Bu âyet-i kerime, zina eden iki yahudi hakkında nâzil olmuştur: Hazreti Peygamber Efendimizin hakemliğine müracaat etmişler ve Rasûlü Ekrem Aleyhisselâm Tevrat ahkâmına göre recmedilmelerine “taşlanarak öldürülmelerine” hüküm verince kızmışlar ve Tevrat’ın hükmünü tanımıyarak çekip gitmişlerdi.

“Zina eden kadın ve zina eden erkekten her birine yüzer değnek vurun.” (Nur Suresi 2)

Bu ayeti delil alarak recm olmadığını söyleyen kişiler Kuran’da nesih ve mensuh olmadığını iddia eden kesimdendir. Kısacası mezhepsiz, reformcu kimseler. Zira ayetler muğlaktır. Allah bir takım kimselerin cennete girebileceğini söylerse bunun ihtimalleri vardır. Kimileri yanıp kimileri yanmadan. Kimilerinin dünya da ki ayıpları yüzüne vurulup vurulmadan bu gibi detaylar belirtilmeyebilir. Bu şekilde açık kapı bırakılabilir.

Diğer bir ayetle bu meseleyi daha iyi anlayabiliriz.

“Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederlerse, o kadınları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlar hakkında bir yol açıncaya kadar kendilerini evlerde tutun (dışarı çıkarmayın). (Nisa 15)

Görüldüğü gibi “onlar hakkında yol açıncaya kadar” şeklinde neshedileceği bildirilmiştir. Zira inkarcılar işlerine gelen ayet ve hadisleri görür diğerlerine yüz çevirirler. Bu da onlardan duyamayacağınız ayetler arasındadır. Dinin yarısına inanırlar, yarısına da inanmazlar.
Hiçbir İslam alimi bu iddialarda bulunmamıştır. Ama diyelim ki bu konuda bir ayet inmedi. Böyle bile olsa Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimiz helal ve haram koyma, şeriat koyma ve hüküm verme yetkisine sahip olduğundan koyduğu hüküm geçerlidir.
“Resul size neyi verdiyse onu alın, size ne yasakladıysa ondan da sakının, Allah’tan korkun. Çünkü Allah’ın azabı çetindir.” (Haşr 7)

Ayrıca recm dört şahit olursa devlet tarafından uygulanabilir. Kim bunu bilebilir ki dört kişi şahit bulunsun. Bunun bilinebilmesi için alenileşmesi gerekmektedir.

“İhtiyar erkekle ihtiyar kadın zina ederlerse, onları recmedin” (Mâlik, Muvatta’, Hudûd 10; İbn Mâce, Hudûd, 9; Ahmed b. Hanbel, V, 132, 183

Kimi insanlar,hadisleri beğenmemek ve kurana ters görmekten kaynaklı inkar etmektedir. Tafsilatı incelemeden yaklaşımınız doğru olmaz. Cahilce bir tavır olur. Zira Recm ayetlerde de vardır. Elin çarprazlama kesilmesi ve sopa cezası mevcut.

Olayın aslı şöyledir. Ruhul beyan tefsirinde;
Eğer her ikisi bekâr olup evli değillerse, cezaları değnek ce­zasıdır. Başka tür ceza verilmez.

Eğer zina edenlerden biri evli, diğeri bekâr ise; evli olana recm, bekâr olana da sopa cezası vurulur.

İsmail Hakkı Bursevi, Rûhu’l-Beyan Tefsiri, Fatih Yayınevi: 4/590-591.

“Benden öğrenin. Allah onlara (zina eden) kadınlara çıkar bir yol gösterdi. Evli ile evli. bekar ile bekar… Evliye yüz değnek sonra taşlar ile recm. Bekâra yüz değnek sonra da sürgün..” Sahih-i Müslim: 3200,

Şimdi gelelim ikinci iddiaya.

İddia şöyledir: Tevrat’ın değiştirildiğini öne sürersek peygamber efendimizin recm cezasını tahrif edilmiş Tevrat’a göre vermesini nasıl değerlendirilecek? Aynı şekilde Tevrat’ın değiştirilmediğini iddia edersek bu sefer de tevratta ki bütün hükümleri yani Yahudi şeriatını kabul etmiş olunacak ve onca vahşet, peygamberlere hakarete muhatap olunacak.
Tevrat değiştirildiği halde sağlam kalan hükümler mevcuttu.Gelgelelim tefsirler de ayetin nüzul sebebi, iniş nedeni incelendiğinde bu çürük iddia da ortadan kalkacaktır.

Kelbî der ki: Hayberlilerden zina eden iki kişi ve yahudilerin bu iki zınakârın haddini Hz. Peygember (sa)’e sormaları hakkında nazil olmuştur

vahidî en-Neysâbûn, age. s. 70). Kelbfnin bu kavli Râzfde İbn Abbâs’tan daha geniş bîr şekilde rivayetle yer almaktadır. Şöyle ki:

Yahudilerden bir erkekle bir kadın zina etmişlerdi- İkisi de şerefli kimse­lerdi. Kitablarında bu suçun cezası da taşlanarak öldürülmekti. Ancak bu sefer zina edenler şerefli kimseler olunca recmetmek istemediler de belki recmi terketmek üzere dininde bir ruhsat vardır umuduyla mes’eleyi Hz. Peygamber (sa)’e getirdiler. Ama Hz. Peygamber (sa) de ikisi hakkında recm ile hükmetti. “Bu hükmünle bize zulmettin ey Muhammed, bizim üzerimize recm yoktur.” diyerek bu hükmü inkâr ettiler de Hz. Peygamber (sa): “Aramızda Tevrat hakem olsun, onda recm var. İçinizde en bilgili kim?’* diye sordu. “Fedeklİ Abdullah ibn Sûriyâ’dır.” dediler. İbn Sûriyâyı getirdiler, bir de Tevrat hazır ettiler. İbn Sûriyâ Tevrat’ı okurken recm âyetine gelince oraya (üzerine) elini koyarak o-kumadan atlamak istedi de Abdullah ibn Selâm: “Recm âyetinin yerini geçti ey Allah’ın Rasûlü.” dedi ve İbn Sûriyâ’nın elini koyduğu yerden kaldırdı ve recm âyetini buldular. Hz. Peygamber (sa) o iki zina eden yahudinin recm edilmesini emretti de recm olundular. Yahudilerin bu hadiseye çok öfkelenmeleri üzerine Allah Tealâ bu âyet-i kerimeyi indirdi.

İbnu’l-Cevzî, Zâdu’l-Mesîr, i,366; Râzî, Mefâtîhu’l-Ğayb, VII.216-217.

Buhârî, Tefsîru’l-Kur’ân, 3/6.

Son olarak; Ebu Bekir Sifil’in yazısından alıntılamak istiyorum.
Tevrat ve İncil, ezbere alınmak ve “satır”lara dökülmenin yanında “sadır”larda muhafaza edilmek bakımından Kuran’ın sahip kılındığı imkân ve avantajlardan mahrum olduğu için kolayca tahrif edilebilmiştir. Şayet hz. Musa ve hz. İsa (aleyhimesselam) hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’inki gibi bir “sahabe”ye ve “ümmet”e sahip olsaydı, Tevrat ve İncil’in tahrifi elbette söz konusu olmayacaktı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: