Kuran’a uymadığı ileri sürülen hadisler ve reformcuların eleştirilerine cevaplar

Hiç şaşmaz, hadisleri inkar etmelerinin sebebi birkaç hadis-i şeriftir. Bunları bir bir inceleyeceğiz ilkin bir kaç tanesini daha sonra ki güncellemelerde katkılarınızla birlikte çoğalacak inşallah.

KERTENKELEYİ ÖLDÜRMENİN SEVAP OLMASI
kertenkeleyi ilk vuruşta öldürmek 2 sevap çünkü acı çekmemesi için… Zira hadisleri inkar İslam dininin akılla sınırlandırılması demektir. Kişinin İslam’ı aslından kopartıp modernize edip çağımıza uyarlayıp, çağımızda ki düşünce  sistemiyle yoğurup başka bir  din haline getirmesidir.

Söz konusu Hadis-i Şerif şöyledir.
“Kim keleri ilk darbede öldürürse ona yüz sevap yazılır. İkinci vuruşta öldürürse daha az kazanır. Üçüncü vuruşta ise bundan da az sevap kazanır.” [Müslim, Selam 147(2240): Metin Müslim’den alınmadır. Ebu Davud, Edeb 175. (5263, 5264): Tirmizi. Ahkam1, (1482)]
AÇIKLAMA

1.Dünya da 3000 kertenkele türü mevcuttur. Bu hadisi şerif de bizim bildiğimiz küçük kertenkele değildir. Dünya da çöl savanı, varangiller, agamgiller vb. bir çok kertenkele cinsi vardır.

  1. Hadis-i Şerif’te bahsedilen büyük kertenkele cinsleridiri.
    Nitekim Fakih Bin El-Muğire’nin azadlı cariyesi Hazreti Saibe (R.a) Rivayet edildiğine göre: Kendisi bir gün Hz.Aişe (R.a) validemizin odasına girmiş. Orada mızdrak görmüş.Kendisine; “Ey müminlerin Annesi bu mızrakla ne yapıyorsun!” diye sormuş. Hz.Aişe (R.a) validemiz ise cevaben; “Biz bununla alaca keleri (Kertenkele)’yi öldürüyoruz” demiştir.2

Tüm köpekleri öldürün hadisi
Bu hadis-i şeriften büyük mızrağın büyük kertenkele cinslerini öldürmek olduğunu anlıyoruz.

İbni Ömer (R.a) anlatıyor: “Resulullah (sav) av ve koyun veya çoban köpeği hariç diğer bütün köpeklerin öldürülmesini emretti.
KAYNAK; [Buhari, Bed’ül Halk 14; Müslim, Musakat 45, (1570); Muvatta, İsti zan 14, (2,969); Tirmizi, Sayd 4, (1488); Nesai, Sayd 9, (7, 184)]

AÇIKLAMA
1.Efendimiz (sav) döneminde normal köpek olduğu gibi, o dönem kaplan, aslan, sırtlan, çakal vb köpek türü ve cinsinde olan her hayvana köpek denirdi. Zira bunun kanıtı şöyledir; Ebu lehebin oğlu Utbe bir gün efendimiz (sav)’e işkence yapmış ve Efendimiz (sav) Onun için şöyle demiştir. “Allah’ım ona köpeklerinden bir köpeği musallat et” Demiş, Utbe ticaret için çıktığı kervanla, çölde bir aslanın saldırısına uğramış ve aslan onu parçalayarak öldürmüştür. KAYNAK; [İbn Battal, Şerhul Buhari El Mektebetu’ş Şamile, Cilt; 8, Sayfa; 80]

İnşallah devam gelecek…

1899768_1497246747221102_106553676455171603_o

Peygamberin 30 erkek gücünde olmasıyla ilgili hadis

İlgili hadis;

. Peygamber 30 erkeğin cinsel gücüne sahipti.” (Buhari, Muhtasar Tecıîd-i Sarih, hadis no: 192) b) “Peygamber bir gecede dokuz hanımıyla ayrı ayrı cinsel ilişki kurardı.” (Buhari, Muhtasar Tecrid-i Sarih, hadis no: 192) c) “Cebrâil bana bir çömlek getirdi de ben ondan içtim ve bunun üzerine bana cinsî münasebette kırk erkek gücü verildi.” (Ibn Sa’d, et-Tabakatu’l- Kübra, s.374) d) Peygamber nerede güzel bir kadın görse hemen eve koşar, hanımı Zeynep’le cinsel ilişkiye girerdi. (Buhari, Hibe, 8)

Burada onun yaratılış fıtratından bahseder.
Efendimiz (sav) hicazda hiç sırtı yere gelmemiş Rukane ile iki defa güreşmiş ikisinde de yere sermiştir.

HATTA İNANMAMIŞ RUKANE 1 DEFA DAHA GUREŞTİLER YİNE YERE SERDİ NEDEN?

ONLARIN KUVVETİ, İCAZETİ SIRADAN 1 İNSAN GİBİ DEĞİL.

Bu hadislerin altını çizip tafsilatı bilinmeden okuyunca sadece cinsellik üzerine olduğunu sanır. Bu da açıkça ahmaklıktır.
BURDA ONUN YARATILIŞ FITRATINDAN BAHSEDER.

HZ.MUSA ALEYHİSSELAM O KADAR CELALLİ BİR PEYGAMBERDİ.

ASASIYLA TAŞA VURSA KIVILCIM BİLE ÇIKARDI.

YILAN ÖLDÜRMEK

Yılanların hepsini öldürün

AÇIKLAMA
Yılan öldürmenin caiz olmasının nedeni zararlı olduğu içindir. Çocuğa zarar vermesi ve hamile kadına düşük yaptırmasından dolayı insanların bulunduğu yerlerde olmamaları gerekmekte.Tabi hadisin tafsilatını bilmeden kendi yorumlarından ileri gidemeyenler din bilgisi zayıf insanları şüpheye düşürmektedirler. Bir canlının öldürmesini etik karşılamamaktadırlar.

Fasil:KATL BÖLÜMÜKonu:Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan HayvanlarRavi:İbnu Mes`udHadis:Resulullah (sav) buyurdular ki: “Yılanların hepsini öldürün. Kim yılan(ın intikam alacağın)dan korkarsa, benden değildir.” Bir rivayette şöyle buyrulmuştur: “Gümüş çubuk gibi olan uzun yılan hariç, bütün yılanları öldürün.”HadisNo:4943

Fasil:KATL BÖLÜMÜKonu:Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan HayvanlarRavi:İbnu Mes`udHadis:Resulullah (sav) ile birlikte Mina`da iken, Velmürselat suresi nazil oldu. Aleyhissalatu vesselam onu okuyordu. Ben onu, kendi ağızlarından öğrendim. Mübarek ağızları henüz surenin rutubetini taşırken, üzerimize bir yılan sıçradı. Aleyhissalatu vesselam: “Öldürün şunu!” buyurdular. Hemen öldürmek üzere atıldık. Fakat yılan önce davranıp kaçtı. Aleyhissalatu vesselam: “Şerrinden korundu, tıpkı siz de onun şerrinden korunduğunuz gibi!” buyurdular.HadisNo:4939

Yılan öldürmekten korkmamalı! Yılan öldürmek sevaptır. İki hadis-i şerif meali:
(Her yılanı öldürün! Yılanın öç almasından korkan benden değildir.) [Nesai]

(Yılandan korkup öldürmeyen bizden değildir.) [Ebu Davud]
[Bizden değil, kâfir manasında değildir. Bizim sünnetimize uymamış olur demektir.]

Fasil:KATL BÖLÜMÜKonu:Öldürülmesi Caiz Olan Ve Olmayan HayvanlarRavi:İbnu ÖmerHadis:Resulullah (sav)`ı minber üzerinde şöyle söylerken dinledim: “Yılanları öldürün. İki çizgili ve ebteri (engerek) de öldürün. Çünkü bunlar, gözleri kapar (kör eder) ve hamilelerde düşük yaparlar.” Abdullah İbnu Ömer (ra) der ki: “(Bir gün) ben öldürmek için bir yılan kovalarken, Ebu Lübabe (ra) bana: “Öldürme onu!” diye nida etti. “Resulullah (sav) yılanların öldürülmelerini emir buyurdular!” dedim. O: “Ama daha sonra ev yılanlarının öldürülmelerini yasakladı!” dedi. Bunlar (ömürleri uzun olduğu için) avamir denen ev yılanları idi.HadisNo:4940

KÜTÜB-İ SİTTE 4909 – İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: 

“Yılanların hepsini öldürün. Kim yılan(ın intikam alacağın)dan korkarsa, benden değildir.” 

“Bir rivayette şöyle buyrulmuştur. “Gümüş çubuk gibi olan uzun yılan hâriç, bütün yılanları öldürün.”

Ebu Dâvud, Edeb 174, (5249, 5261); Nesâi, Cihad 48, (6, 51).

Yılanları öldürün. Küçük, büyük, beyaz veya siyah olsun. Kim yılan öldürürse cehenneme fidye olur. Ve yılan da kimi öldürürse o şehiddir.” [Ravi: Hz. Serra binti Benham (r.a.), Ramuzel Ehadis]
Yılanların öldürülmesinin hikmeti, onun insanlara vereceği zarardan dolayıdır. Vahşi hayvanlar tarafından öldürülen kişi şehiddir.

REFORMCU: O zaman zararlı hayvanları zarar verirseler öldürün diye olmalıydı hadis. yılanları öldürün genel bi yargıdır ve peygambere iftiradır. o kadar çok zararlı hayvan var ki. hepsini öldürmemiz lazım. her hayvanın zararı varsa yararıda vardır. ekolojik düzen diye bişey var de mi. yılanlara husumet tevrattan yani israiliyattan gelir ki tevratta şeytanın yılan kılığına girdiği yazar. sizde yahudi kaynaklı bu sözü alıp peygambere iftira ediyor ve bunu savunuyorsunuz. “Allah akıllarını kullanmayanların üzerine pisliği boca eder” Yunus-100

Hadisleri inkar edip kendi düşüncelerini din sayan bu insanlar kuran ilmini usül kaidesini bilmediklerinden dolayı anlamı dışına çıkarmakta, diğer ayetleri gözetmeyip(Kendi düşüncesiyle çelişen ayetleri internetten öğrendiği için görmemek) tek cümleyi cımbızlayıp öncesi ve sonrasını dikkate almamak.

Bu manadaki hadisler mutlak olarak düşünülmemelidir. İnsana zarar verme durumu söz konusu olduğunda öldürülür. Dışarda zarar verme ihtimali olmayan hayvanları öldürmemek gerekir. Evde veya bahçede insana zarar vermesi muhtemel olan yılan öldürülür, ancak dağda insanlardan uzakta zarar verme ihtimali olmayan bir yılanlar için yılan avına çıkın denmemiştir. Ekolojik dengeyi bozacak şekilde bir yılan hüsumeti yok.

DİĞER BİR AYET

peygamber efendimiz

KEHF 74-75 VE 80-81: MUSA PEYGAMBERİN YOL ARKADAŞI SUÇSUZ Bİ GENCİ İLERDE ASİ OLACAK DİYE ÖLDÜRDÜ

Bu hadisin izahında İmam-ı Suyûtî Hazretleri, Peygamberimiz (asm)’in bu çocukla olan hadisesini, Hz. Hızır’la başka bir çocuk arasında geçen hadiseye benzetmekte ve hikmet tarafının sadece Peygamberimizce bilindiğine işaret etmektedir.

Bilindiği gibi, Hz. Hızır, Hz. Musa (as) ile yolculuğu esnasında yolda toplu halde oynayan bir grup çocuğa rastgeldi. İçlerinden bir çocuğu yakaladı ve öldürdü. (Peygamberler Tarihi, s. 445-447) Hz. Musa (as)’ın,

“Bir can karşılığında kısas olmaksızın suçsuz bir kimseyi mi öldürdün. Doğrusu sen pek kötü bir iş yaptın!” (Kehf, 18/74)

şeklindeki bir itirazına ise Hz. Hızır, yolculuğunun sonunda çocuğu öldürmesinin hikmetini şöyle açıklar:

“Öldürdüğüm çocuğa gelince, onun anne ve babası mü’min kimselerdi; bu kâfir tabiatlı çocuğun ileride anne ve babasını isyan ve inkâra sevketmesinden korktuk. Ve istedik ki, Rableri onlara huy temizliği bakımından daha hayırlı ve merhamet yönünden daha yakın bir evlat versin.” (Kehf, 18/80-81)

Tefsirlerde yer aldığına göre, bu anne ve babanın daha sonra bir kız çocukları dünyaya gelir ve bu kız da bir peygamberle evlenerek başka bir peygambere anne olur.

İşte Peygamberimiz (asm) de bu çocuğun ileride yapabileceği kötülüklere mâni olmak için, istikbali görerek çocuğa böyle bir bedduada bulunmuştur. Yine de burada, Peygamberimiz (asm)’in başka bir cihetten şefkatini görmek mümkündür. Çünkü ona acıdığından, onu muhtemel kötülükten alıkoymayı niyet etmiştir.

Bazıları alimlere uymayı körü körüne bağlanmak olarak görürken okudukları bir takım sitelerin dışında bir düşünceleri yoktur adeta başkalarının beyinleriyle düşünür gibi araştırmadan etmeden önlerine koyulan eksik bilgilerin sıhhatini anlayabilecek kadar bile bir ilmi donanıma sahip değildirler.

ŞEFAAT YOKTUR DİYENLER 2 DAKİNAIZI ALMAZ HEMENCECİK OKUYUVERİN !

“O’nun izni olmadıktan sonra hiçbir şefaatçi şefaat edemez.” (Yunus 3)

Mealler.

– Şüphesiz ki Rabbiniz, gökleri ve yeri altı gün içinde (altı evrede) yaratan, sonra da Arş’a  kurulup işleri yerli yerince düzene koyan Allah’tır. O’nun izni olmaksızın, hiç kimse şefaatçi olamaz. İşte O, Rabbiniz Allah’tır. O hâlde O’na kulluk edin. Hâlâ düşünmüyor musunuz? 
Yunus suresi 3. Diyanet meali

Orada elmalılı hamdi yazır hedef alınmış deniyor. Hadi birisi yanlış çevirdi 2 3 4 5 6sıdamı yanlış çevirdi.???
Kuranı, mezhebi, hadisleri tartışmaya açan bu insanlar peygamberi dinden çıkarabiliyor. Hükümde Allah’a ortak yoktur deyip peygamberin hükmünü hiçe sayıp kendi hükmünü farkında olmaksızın ortak ediyor.

Bu ayetleri zahiri manasını alan ve hiçbir ölçüsü olmayıp başına buyruk hareket edenler bunları nasıl yalanlıyor Ozaman mantıken alim olmaya gerek yok açıklarsak Allah’ın izni olmadıkça yani falan kulum sana şefaat hakkı verdim demedikçe kimse şefaat edemez buyruluyor ve yine ;

“Rahman’ın huzurunda söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecektir.” (Meryem 87)

Diğer bir taktik bu kadar asır yanlış anlaşılan örneğin salat kelimesi veya şefaat kelimesi şimdiki zevatlar tarafından bulunmuş.Derken bu ayetide inkar etmiş oluyorsunuz yine alim olmaya doçent prof olmaya gerek yok o doçentler bile diplomayı nereden aldıysa içlerinde şiaya şafi diyen bile çıkıyor.
Ayeti saptırıyorlar. Tefsire gerek duymuyorlarsa kendi din adamı kılığındaki şahısların kitaplarına veyahut kendileri gibi cahil olanların yorumlarını nasıl dikkate alabiliyorlaR?
Mantıken okursak Yüce Allah c.c Şefaat hakkı verdikleri kimseler dışında şefaat yoktur anlamını taşır ve yine ;

“Onlar Allah’ın razı olduklarından başkasına şefaat etmezler.” (Enbiya 28)

 “O’nun huzurunda kendisine izin verdiğinden başkasının şefaatı fayda vermez.” (Sebe’ Sûresi, 23)

“Göklerde nice melek vardır ki, Allah, dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir işe yaramaz”(Necm Sûresi, 26)

“O gün, Ruh (Cebrail) ve melekler saf hâlinde duracaklardır. Rahman’ın izin verdiklerinden başkaları konuşmazlar. Konuşan da doğruyu söyler.” (Nebe Sûresi, 38)

“O’nun izni olmadan huzurunda şefaat edecek kimdir!” (Bakara Sûresi, 255)

Daha ne yapayım bi ton ayet var ;

“Kur’an-ı kerim’i okuyun! Çünkü Kur’an, onu okuyanlara kıyamet günü şefaatçi olarak gelecektir.” (Müslim, Müsafirun 252)

yine hadisten gidelim

MAKAM-I MAHMUD

Her ezandan sonra yaptığımız duada “Vaad ettiğin Makam-ı Mahmud’a ulaştır” diyoruz. Peki, Makam-ı Mahmud’un ne olduğunu biliyor muyuz?

Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh)’ın bildirdiğine göre ;

Peygamberimize: “Rabbinin seni Makam-ı Mahmud’a (övgüye değer bir makama) yükselteceği ümit edilir.” (İsra 79)

Ayetinde zikredilen makam-ı mahmuddan sual edildi. Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Bu şefaattir” diye cevap verdi. (Tirmizi, Tefsir 17 (nr.3136); Beyhaki, Şuabü’l-İman, nr 300) tirmizi rivayeti

“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52) Buhariyi asla inkar edemeyiz sahihtir.

Bütün peygamberlere şefaat etme hakkı tanınmıştır. (Buhari, Rikak, 45, Tevhid, 33; Müslim, İman, 81; Ebu Davut, Cihad, 26; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/94, 325.)

Tekrar diyorum Buharinin rivayetlerini asla inkar edemeyiz sahihtir.

Şimdi tövbe istiğfar yapalım 3 tane ayeti yoksaydığınız için bağışlanma dileyin. Allah yar ve yardımcınız olsun.

ÇOK ÖNEMLİ BİR KONU AYETLERİN CAHİLLERİN ELİNDE OYUNCAK YAPILMASI HAKKINDA

secde suresinde

(O gün onlara şöyle diyeceğiz:) Bu güne kavuşmayı unutmanızın cezasını şimdi tadın bakalım! Doğrusu biz de sizi unuttuk; yaptıklarınızdan ötürü ebedî azabı tadın! ayeti kerimesinde 14. ayet kafirler anlatılmaktadır.

ozaman sizin mantığınızla gidecek olursak ;

İçinizden hiçbiri istisna edilmemek üzere mutlaka herkes cehenneme varacaktır. Bu, Rabbinin katında kesinleşmiş bir hükümdür. (Meryem 71)

Ne oldu şimdi salih kullar peygamberler evliyalar vs. herkes cehenneme girdi ??? Haşa !

Burada cennete giderken cehennemden geçeceksiniz ve cennet yolcuları cehennemi görecek Rabbim ! bizi ne büyük bir azaptan kurtardın diye şükretsinler diye böyle bir yol izleyecek yüce Allah c.c. Kur’an-ı Kerim’deki ayetleri direk alırsanız hiç birşey öğrenemez anlayamaz böyle saçmalarsınız yukarıdaki verdiğim örnek bu sitede yazanlarla aynı mantıktadır.

ALLAH’IN DİLEDİĞİNE ŞEFAATİ DENİNCE DOĞRU

ALLAH’IN DİLEDİĞİNİN ŞEFAATİ DİYE ÇEVRİLİNCE YANLIŞ

Öz amcasına bile şefaat etme yetkisi yokken peygamberimizin bunca insana şefaat edeceğine inanmak!
YİNE ZAHİRİ VE DETAYI BİLİNMEDEN GÖRÜNEN BİRŞEY ÜZERİNDEN YORUM YAPILARAK HATAYA DÜŞÜLÜYOR. Şefaat müminler için geçerlidir. Peygamberimzin (s.a.v) amcası, Hz.Ali (r.a) babası sonunda kafir olarak öldü ama peygamber efendimizi (s.a.v) desteklemesi sebebiyle cehennemde en hafif azaba maruz kalacağı bildiriliyor.

Deve sidiği konusu hakkında güzel bir çalışma görünce girişmeye gerek duymadım 🙂

Hadisin sıhhati:

Diğer kütübü sitte kaynakları gibi Buharî ve Müslim de bu kıssayı bir kaç yerde zikretmiştir: (bk. Buharî, Vudu, 66; Tıp,5- 6; Diyat, 22; Müslim, Kasame, 9-11; Ahmed b. Hanbel III/107,163; Ebu Davud, Hudud,3; Tirmizi, Taharet, 55, Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8-9).

Hadis kaynakları, bu kıssayı anlatan ravilerin Hz. Enes’den çok değişik ifadelerle bunu aktardığına dikkat çekmişler (bk. Nesâî, a.g.y). Bu ise, rivayetin kaynakları sahih olmakla beraber, aktarma biçimindeki bazı kelimelerin fazla veya eksik olması sebebiyle, ifadenin sağlamlığına gölge düşürmektedir. Özellikle; “develerin sidiklerinin değil, yalnız sütlerinin içilmesi tavsiye edildiğini,.. yine bu canilerin güneşte ölüme terk edildikleri yerine asıldıklarını…” ifade eden rivayetlerin mevcudiyeti, rivayetlerin en az bir bölümünün sıhhatini ihlal etmektedir. Bu farklı rivayetlerin kaynağı aşağıda verilecektir.

Kıssanın özeti şöyledir:

“Hz. Enes anlatıyor: Ukl veya Ureyne kabilesi halkından sekiz kişilik bir grup Medine’ye gelip Hz. Peygamber (a.s.m)’e biat ederek Müslüman oldular. Bir müddet sonra Medine’nin havası onlara dokundu ve hasta oldular. Şikâyetleri üzerine Hz. Peygamber (a.s.m), çobanlarıyla birlikte Medine’nin dışına çıkıp, develerin sütlerinden ve sidiklerinden içmelerini öğütledi. Adamlar bir müddet devlerin süt ve sidiklerinden içtiler ve sağlıklarına kavuştular. Derken, çobanları öldürüp develeri önlerine katıp götürdüler. Olaydan haberdar olan Hz.Peygamber (a.s.m) birkaç adam peşlerine taktı ve nihayet onları bir yerde yakalayıp getirdiler. Hz. Peygamber (a.s.m) onlara hakkettikleri ağır bir cezayı tatbik etti. Ellerini, ayaklarını kesti, gözlerine mil çekti ve güneşin altında ölüme terk etti…”

Hadisin tahlili:

a. Develerin süt ve sidiklerinin içilmesi:

Soruda “deve sidiği içmelerini öğütledi” ifadesi, bilerek veya bilmeyerek bir çarpıtmadır. Çünkü, (yalnız sütün tavsiye edildiğini söyleyenler hariç) bütün rivayetlerde “süt ve sidik”den birlikte söz edildiği halde sütten bahsedilmemesi, yalnız sidiğin içimini ön plana çıkarmaya yönelik bir çaba olarak değerlendirilecektir. Bu, ya bilgi eksikliğinin ya da bir art niyetin ürünüdür.

b. Sidiğin içimi ile ilgili ifadedeki tereddüt:

Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, Araplarda, bazı hastalıklar için develerin sütü / belki de sidiği bir çeşit ilaç olarak kullanma geleneği vardı.(bk. Buharî, Tıp, 57). Nitekim Hz. Ebu Zer’in anlattığı bir olayda da aynı tavsiyeler söz konusudur:

“Medine havası beni hasta etti. Hz. Peygamber (a.s.m), ‘Git birkaç deve ve keçi-koyun sütünden (Hadisin ravilerinden Hammad: ‘sanırım; ve bir de sidiklerinden) iç’ diye tavsiyede bulundu.”(bk. Ebu Davud, Taharet, 125).

Ebu Davud, hadiste geçen ve “develerin sidiklerinden içmeyi” ifade eden cümlenin doğru olmadığını, bunu yalnız Basra hadisçilerinin Enes’ten yaptığı rivayetlerde yer aldığını ifade etmiştir.(bk.a.g.e.).

Nesaî’nin yaptığı bir rivayette de (Humeyd’in Enes’den yaptığı rivayette)yalnız süt içilmesi tavsiye edilmiştir.(bk. İbn Hanbel; III/107; Nesaî, Tahrimu’d-dem, 8)

Bununla beraber, develerin süt ve sidiklerinde değişik hastalıklara şifa özelliğine sahip unsurlar bulunduğuna dair ilmî çalışmalar da söz konusudur. Doktorlar, bunların cilt hastalıklarına, bazı iç hastalıklara faydalı olduğunun tecrübeyle anlaşıldığını söylemektedir.(bk. Mecelletu’d-Dave, Nisan, 1425/2004; sayı:1938).

Hayvan sidiklerinde sağlığa faydalı unsurların bulunduğunu kabul eden İbn Sina’ya göre, bunlar arasında sidiği en faydalı olan, havası enfes olan Arap badiyelerinde otlayan develerdir.(bk. İbn Kayyım, Zadu’l-Mead, IV/47-48).

c. Su vermeyi engelleme:

Kaynağını belirttiğimiz yerlerde “Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber (asm) bizi engelledi.” ifadesi yoktur. Yalnız bazı rivayetlerde (Buharî, Vudu, 66) “Su istiyorlardı, fakat su verilmiyordu.” mealinde bir ifade yer almaktadır ki, engelleyenin kimliği hakkında bir açıklık yoktur. İmam Nevevî’in de belirttiği gibi, bu katillere su içiminin engellenmesini Hz. Peygambere (a.s.m) mal etmek için ortada hiçbir ifade ve delil yoktur. “Biz onlara su vermek isteyince, Peygamber bizi engelledi.” demek, açık bir iftira ve konuyu çarpıtmanın ayrı bir örneğidir.

Verilen ceza şekli:

Verilen ceza, hafif olmamakla beraber, canilerin hakkettiği bir ceza olarak adaletin ta kendisidir. Çünkü onlar;

a. Müslüman olduktan sonra dinden dönmüş, bir / veya birkaç çobanı öldürmüşlerdir.

b. Çobanların gözlerine mil çektikleri için kısas olarak aynı cezaya çarptırılmışlardır.

c. Süt ve sidiklerinden istifade ettikleri ve şifa buldukları develeri gasp ettikleri /yol kesicilik yaptıkları, devlete isyan ettikleri, bozgunculuk çıkardıkları ve bu davranışlarıyla Allah ve Resulü (asm)’e karşı savaş açtıkları için el-ayak kesme cezasına çarptırılmışlardır. (bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, X/141-143; XII/230-243).

Bazı rivayetlere göre katiller güneşin altında ölüme terk edilmeyip asılmıştır.(bk. Nesaî, a.g.e).

d. Kur’an, şöyle buyuruyor:

“Allah ve Resûlüne karşı savaşan ve yeryüzünde bozgunculuk yapmaya çalışanların cezası, ancak öldürülmeleri ya asılmaları yahut el ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut da bulundukları yerden sürgün edilmeleridir. Bu onların dünyada çekecekleri rezilliktir, âhirette ise onlara büyük bir azap vardır.” (Maide, 5/33I).

Ve bu gibi konularda dikkatle kulak vermemiz gereken Semavî / Nurânî ses:

“Muhakkak ki, biz gerçekleri açıklayan âyetler indirdik. Allah, dilediğini dosdoğru yola iletir.

“Niceleri: “Biz Allah’a ve peygambere inandık ve itâat ettik” derler de, sonra içlerinden bir grup buna rağmen arkalarını dönerler. İşte bunlar mümin değillerdir.”

“Aralarında hükmetmesi için Allah’ın ve peygamberinin hükmüne davet edildikleri zaman, bir de bakarsın ki içlerinden bir kısmı yüz çeviriyor.”

“Ama hüküm kendi lehlerine gözükmeye görsün, tam bir itâat içinde koşa, koşa gelirler.”

“Bunların kalplerinde bir hastalık mı var? Yoksa imanda şüpheye mi düştüler? Yahut Allah’ın ve peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı endişe ediyorlar? Doğrusu, onlar zâlimlerin tâ kendileridir.”

“Aralarında hükmetmesi için, Allah’a ve Resulüne davet edildikleri vakit, müminlerin söyledikleri tek söz; “Baş üstüne; işittik ve itâat ettik.” demek olmuştur. İşte kurtuluşa erenler bunlardır.”(Nur, 24/46-51).

 ÇOK YAYILAN BİR İTHAM

HADİS İNKARCILARI BAKIN AYETLERİ NASIL ÇARPITIYORLAR. İDDİA ŞU:KURANDAKİ HADİS/SÖZ İFADELERİNDEN KASTIN PEYGAMBERİN SÖZÜ OLDUĞUNU SÖYLERLER.BÖYLECE SÜNNETİ KABUL ETMEYİ ALLAHA ŞİRK OLARAK GÖSTERİRLER. BİZİM CEVABIMIZ İSE AŞAĞIDADIR SONUNA KADAR OKUYUN KARDEŞLER: KURAN, HADİS KONUSUNDA NE DİYOR MERKA ETTİNİZ Mİ? 1. Casiye 6: İşte bunlar, Allah’ın ayetleridir ki, onları sana hak olarak okuyoruz. Hal böyle iken Allah’tan ve onun ayetlerinden sonra hangi HADİSE inanıyorlar?! 2. A’raf 185: Göklerin ve yerin melekutuna, Allah’ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; ecellerinin gerçekten yaklaşmış olabileceğini düşünmediler mi? Peki, bu Kur’an’dan sonra hangi HADİSE iman ediyorlar? 3. Mürselat 50: Artık bundan sonra hangi HADİSE iman edecekler? 4. Zümer 23 : Allah, HADİSİN en güzelini, birbirine benzer iç içe ikili manalar ifade eden bir Kitap halinde indirmiştir. Rablerinden korkanların ondan derileri ürperir. Sonra da hem derileri hem de kalpleri, Allah’ın Zikri/Kur’an’ı karşısında yumuşar. Bu, Allah’ın kılavuzudur ki, onunla dilediğini/dileyeni hidayete erdirir. Allah’ın saptırdığına gelince, ona kılavuzluk edecek yoktur.

EL CEVAP:ARKADAŞLAR SON DERECE DİKKATLİ BİR ŞEKİLDE OKUYUN BAKIN NASIL ÇARPITIYORLAR Bu ayetlerin hepsinde söz konusu olan “hadis” kelimesi, ”söz” anlamına gelir. Bildiğimiz hadislerle hiç bir ilgisi yoktur. 3’e CEVAP:“Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanıyorlar.” (Mürselat, 50) mealindeki ayette söz konusu olan “hadis” kelimesi mealde de/parantez içinde gösterildiği gibi söz manasında kullanılmıştır. Bildiğimiz hadislerle yakından uzaktan bir alakası yoktur. 1’eCEVAP:- “Allah’tan ve ayetlerinden sonra hangi hadise (söze) inanıyorlar” (Casiye, 6) mealindeki ayette de aynı şey söz konusudur.

Zaten ayetin akışı, gelişi de buradaki “hadis” kelimesinin söz anlamının dışında bir manaya imkân vermez.

Çünkü bir önceki ayetin meali şöyledir:

“Gece ve gündüzün peş peşe gelip müddetlerinin uzayıp kısalmasında, Allah’ın gökten bir rızık, yani yağmur indirip onunla ölümünden sonra yeryüzünü diriltmesinde, rüzgârları evirip çevirmesinde, akıllarını kullanıp düşünecek kimseler için Allah’ın kudretine ve hikmetine dair birçok deliller vardır.” (Casiye, 5)

Görüldüğü gibi, konu Allah’ın varlığı ve birliğine kevnî ayetlerle delil getirilmiştir.

Ardından da konumuz olan ayete yer verilmiştir: “işte (kâinatın yaratılışından ve daha başka pek çok hakikatten bahseden) bunlar/bu ayetler Allah’ın âyetleridir ki, gerçeğin ta kendisi olarak (Cebrail vasıtasıyla) sana okuyup beyan ediyoruz. Allah’a ve O’nun âyetlerine inanmadıktan sonra, onlar acaba daha hangi söze inanacaklar?” 2’e CEVABIMIZ:Göklerin ve yerin melekutuna, ALLAH’ın yarattığı herhangi birşeye bakmadılar mı; Ecellerinin Gerçekten Yaklaşmış Olabileceğini Düşünmediler mi?” Peki, bu KUR’AN’dan Sonra Hangi Hadise/Söze İman Ediyorlar ?” (Yüce ALLAH’ın Hadisi/Sözü KUR’AN) (7. Araf Suresi; 185. Ayet)

>>>Burada hiç bir şekilde söz konusu olmayan Hz. Peygamberin sözleri manasındaki hadislerden söz edilmesi asla ihtimal dahilinde bile değildir. Böyle bir ihtimal olmadığı içindir ki, hiç bir tefsirde böyle bir görüşe yer verilmemiştir. (misal olarak bk. Taberi, Zemahşeri, Razî, Maverdi, Kurtubî, İbn Kesir, Beydavî, Nesefî, Ebu’s-Suud, Şevkani, İbn Aşur, Alusi, Sabunî, V. Zuhaylî, ilgili ayetin tefsiri)

“Allah’tan.. sonra” ifadesinin aslı “Allah’ın hadisinden (sözünden/Kur’an’dan) sonra” şeklindedir. Çünkü Kur’an’da “hadis” sözcüğü Kur’an için kullanılmıştır. (bk. Zemahşeri, Beydavî, ilgili yer)

Söz konusu ayetten sonra gelen şu ayetlere bakan akıl ve izan sahibi herkes buradaki “hadis”ten maksatın Hz. Peygamberin sözleri olmadığını bilir. İşte ilgili ayetlerin meali:

“Yalana, sahtekârlığa, günaha dadanan her kimsenin vay haline! Böylesi, Allah’ın kendisine okunan âyetlerini işitir de sonra kibrine yediremeyip büyüklük taslayarak, sanki onları hiç işitmemiş gibi inkârında direnir. Ona gayet acı bir azabı müjdele!” (Casiye, 7-8) 4’eCEVABIMIZ: Kur’an’da “Hadis” kelimesinin söz anlamında kullanıldığının en büyük delili yine Kur’an’dır. “Allah hadisin (sözlerin) en güzelini indirmiştir.” (Zümer, 39/23) mealindeki ayetin ifadesi, konuyla ilgili hezeyanları savuranların yüzlerine aşk edilmiş büyük bir tokattır, bir sille-i tediptir. YUKARDA VERDİĞİNİZ TÜM AYETLER KURANLA İLGİLİDİR.HİÇBİRİ PEYGAMBERİN HADİSLERİNİ ASLA KASTETMEMEKTEDİR.>>>Burada hiç bir şekilde söz konusu olmayan Hz. Peygamberin sözleri manasındaki hadislerden söz edilmesi asla ihtimal dahilinde bile değildir. Böyle bir ihtimal olmadığı içindir ki, hiç bir tefsirde böyle bir görüşe yer verilmemiştir. (misal olarak bk. Taberi, Zemahşeri, Razî, Maverdi, Kurtubî, İbn Kesir, Beydavî, Nesefî, Ebu’s-Suud, Şevkani, İbn Aşur, Alusi, Sabunî, V. Zuhaylî, ilgili ayetin tefsiri)DEMEK Kİ BURADA HEDEF OLAN HADİSLER DEĞİLDİR.KENDİ AKLINIZA GÖRE HAREKET ETMENİN NE TÜR SONUÇLARA YOL AÇACAĞINI AŞAĞIDAKİ ÇALIŞMAMIZDA VURGULUYORUZ:

“Kim, Kur’an hakkında kendi görüşüyle söz söylerse, o gerçekten yanılmıştır.” (Tirmizî, 2953; Ebû Dâvûd, 3652; Nesâî, Sünen-i Kübrâ, 8086)

“Kim, Kur’an hakkında şahsî görüşüyle söz söylerse ya da bilmediği şeyleri söylerse; cehennemde yerini hazırlasın.” (Tirmizî, 2952; Nesâî, 8084; Ebû Dâvûd, 3652)

Reklamlar
2 comments
  1. A. Kerim Kar said:

    Saçma hadislere (onlar hadis değil) hadis değildir demek yerine, birşeyler uydurmak İslamiyete fayda değildir.

    Beğen

    • RENA said:

      Hadi-i Şerif peygamber efendmiz sallahu aleyhi ve sellem’in sözlerine denir. Saçma hadis demek insanı kafir yapar. Bu dine inanan bunu diyemez. Bu nasıl müslümanlıktır ki Allah’ın rehber olarak indirdiği ölçüleri gösteren elçisine bir hakaret niteliğinde bu saygısız ithamlar yapılsın sümme haşa.
      Hadis tahlilleri zamannda yapılmış ve bitmiştir. Kısaca artık kimse hadisleri süzemez, uydurma veya sahih şeklinde. Sahte ve uydurma yapılmaya çalışıldıysa dahi onlar nakillerin arasına alınamaz. Bu apaçık küfürdür.

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: