Mustafa İslamoğlu kimdir? Kaynaklarla Tüm Videoları

MUSTAFA İSLAMOĞLUNUN SAPIK BAZI FETVALARI VE İSLAMOĞLU TEHLİKESİ
993860_1714246455485551_1791649389781590341_n

DİNE SOKMADIĞI HURAFE KALMAYAN DİNDE İNKAR ETMEDİĞİ ŞEY KALMAYAN BİR ADAM. Bütün ümmeti hata ile suçlayan bir sapık işte bazı görüşleri.

  • Mezhepleri İnkar Eden ve mezhep imamlarını alaya alarak tenkit eden ..
  • Kadere İmanı şart değil , Tartışmalı Fazlalık Diyerek iNKAR EDEN !
  • Şefaati inkâr eden,
  • Kabir Azabını İnkar Eden
  • Muta Nikahına müsade eden
  • iSA a.s. Nuzulünü İnkar Eden
  • Mehdi a.s.’ın inkâr eden,
  • Sahih hadisleri inkâr eden,
  •  Ye’cüc Me’cüc seddin arkasında yok diyen. (seddin arkasında olduğu Kehf suresiyle sabittir. (Kehf Suresi, 94))
  • Ehli Beyt Mezhebi diye uyduruk bir mezhep telkin eder. (Şiilik Diyemediği için siyasi söylemidir.)
  • “Yahudileşme temâyülü” kitabında Kadınlar hayızlı camiye girebilir oruç tutabilir diyen. ( 104 Kitapta böyle fetva bulamazssınız.)
  • “Üç Muhammed” Kitabında İslamda el ayak kesme yok Peygamber yapmamıştır diye iftira eden ( vardır Maide suresiyle sabittir. Maide suresinin 38. ayetinde )
  • Cennet Ve Cehennemin Ebedi oluşunu İnkar Eden
  • Ters İlişkiye fetva veren
  • Muaviye ra. ve 10,000 Sahabeye Kafir Diyen
  • Çorabın üstüne ve Hanımlar da Başörtüsünün üstüne mesh edebilir diyen
  • Zalim Şia Esedi bir kez olsun Eleştirmeyen ( Ne de olsa ikiside Şia )
  • Peygamber Efendimiz abdestsiz (sav) olarak kur’an okumuştur der ve iftira atar
  • “Hayızlı kadın camiye girebilir” diyen ve “Giremez!” diyen Ehli Sünnet âlimlerine de “Yahudilere meyl etmiştir.” diyen,
  • Hz. Ebubekir, Hz. Osman, Hz. Ömer, Hz. Aişe vâlidemize ve Hz. Muâviye (r.a.)’a hakaret eden şiileri konuk eden, onların hakaret vari sözlerini sessiz bir şekilde dinleyen ve konuşmalarına izin veren,
  • Takke ve Sarık Bağlamak Bidattır Diyen ( Ama hutbelerde Takke Takan smile ifade simgesi )
  • Üç Muhammad diye bir kitap çıkarıp Efendimiz s.a.v.’in mucizelerini inkar eden ve “Sıradan bir peygamberdir.” diyen,
    ve daha buna benzer akla zarar ne fetvaları olan bir şahsiyet!!!

Bu Zalimin küfrünü duyurun
Mustafa İslamoğlu’nun Tahrif ettiği Ayetler,İnkar ettiği Hadisler,,İftira ettiği Alimler !


M.islamoğlu Kur’andaki bütün Peygamber Mucizelerini inkar ediyor !

1 – Bakara.55.ayette israiloğullarının yıldırım çarpmasını inkar ediyor,dipnotta onların akıllarının çarpılmış olduğu için böyle bir istekte bulunduğunu iddia ediyor.
2 – bakara.56.ayette israiloğullarının öldürülüp diriltilmelerine mecaz diyor.
3 – bakara.61.ayettin dipnotunda israiloğullarının lanetlenmediğini,”lanetli zihniyet vardır” diyerek açıklıyor.
4 – bakara.63.ayette israiloğullarının başına Tur Dağının kaldrılmadığını,”dağın yükseltilmesinin havaya kaldırma anlamı taşımadığıni ilgili ayetin dipnotunda söylüyor.
5 – bakara.65.ayette israiloğullarının maymuna çevrilmesini inkar edip mealine “maymundan BETER OLUN” şeklinde mana verip dipnotta “alçak maymunlar olun” alçaklık vasfının maymuna değil bu sözü hak edenlere olması daha münasiptir” diyerek ayetin lafzına aykırı mana veriyor.çünkü ayet “maymunlardan” değil onlar gibi “Aşağılık,sefil,hor,hakir maymunlar olun!” anlamındadır.
6 – bakara.73.ayetteki ölüye DARB-VURMAK kelimesini “darb-ı mesel” olarak anlıyor ve ölünün diriltilmesi mucizesini inkar ediyor.
7 – bakara.102.ayette sihri inkar ediyor.sihrin “komplo,düzen,tuzak” şeklinde anlaşılması gerektiğini söylüyor.
8 – bakara.106.nesh ayetini dipnotta “mucizeyi unutturmayız” şeklinde garip bir mana veriyor.
9 – bakara.117.ayette Allah subhanehu ve teala “..Bir işe hükmetti mi ona sadece “ol” der, o da hemen oluverir.” ayetini lafzın dışında “oluş sürecine girer” şeklinde mana veriyor.
burada büyük hata yapıyor.
– ayet Allahın yaratma sıfatını,keyfiyetini bildiriyor.Allah katında yaratılma zamanı böyledir.
“Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)” kamer:50
yani biz insanların zaman birimlerine göre oluşan yaratılma,geçen sure,zaman Allah indinde ancak bir göz kırpması kadar ani ve çabuktur.çünkü Allah subhanehu ve teala zaman ile kayıtlı değildir.zamanın mahkumu değildir !
“..Şüphesiz Rabbinin nezdinde bir gün, sizin saydığınız bin yıl gibidir.” hacc:47
“Melekler ve Ruh (Cebrail) ona süresi elli bin yıl olan bir günde yükselir.” mearic:4
10 – bakara.259.ayette 100 yıl ölü kalıp sonra diriltilen kimsenin kıssasını “TEMSİL” olarak anlamak gerekir diyor.islamoğluna göre kur’andaki bütün mucize ve olağanüstü olaylar “temsil ve mecazdan” ibarettir.
11 – bakara.260.ayetteki İbrahim as. dört kuş alıp parçalamasını ve onların tekrar dirilerek kendine gelmesi mucizesini inkar ediyor.
12 – Al-i imran.1.ayetteki müteşabih hurufu mukattaya “hz.peygamberin aldığı vahyi tek bir harfini dahi zayi etmeden ilettiğinin lafzi şahidi” manasını veriyor.
13 – ali imran.46.ayette isa.as.beşikte konuşmasını inkar ediyor.
14 – Nisa.1.ayette Adem as.yaratılmasını “ilk organik bileşiğe (hücre) delalet eder.” diyor.
islamoğluna göre Adem as.ve eşi annesiz babasız değil nutfeden yaartılmıştır.nitekim insan:2 ayetin mealinde : “ İnsanoğlunu katmerli bir karışım olan hayat tohumundan biz yarattık.” diyor.islamoğluna göre Adem as. öncede insan yaratılmıştır.
15 – nisa.7.ayette kadına 1/2 nisabının “mutlak olmadığının en güzel delilidir.” şeklinde garip bir ifade kullanıyor.sanki bu nisab zaman içinde değişebilir manası anlaşılıyor.halbuki kur’an nazil oldu ve din,şeriat tamamlandı.
16 – nisa.153.ayette yahudilere bir ceza olarak yıldırım çarpmasını inkar ediyor.
17 – maide.6.abdest ayetinde ayaklar hem yıkanabilir hemde “ehli beyt okuluna göre” meshedilebeilir diyor.
islamoğlunun bahsettiğ EHL-İ BEYT MEKTEBİyle neyi kastettiği ayrı bir araştırma konusu.
18 – islamoğlu maide.33.ayet için:
“Allah’a ve Resûlüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.”
Allahın kulları üzerine takdir ettiği bir ceza,hüküm değil firavunun israiloğullarına uyguladığı bir ceza diyor.
19 – maide.38.ayet için:
“Yaptıklarına bir karşılık ve Allah’tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.”
“hırsızlık yapanın elini kesme uygulaması kur’anın ihdas ettiği bir ceza değil,kureyşin uyguladığı ve kur’anın önünde bulduğu bir ceza GELENEĞİ” olduğunu söylüyor.buna göre hırsızın elinin kesilmesi cezası bütün putları yıkan islamın engel olamadığı müşriklerin bir hükmü oluyor.
20 – maide.60.ayette Allahın yahudi ve hristiyanları maymun ve domuza tebdil etmesinin olmadığının bunun sadece TEMSİL olduğunu söylüyor.
21 – maide.114.ayette isa. as.gökten sofra inmesini istemesinin aslında gerçekleşmediğini bununda sadece bir TEMSİLDEN ibaret olduğunu söylüyor.
22 – en’am.55. ve geçtiği ayetlerde MÜCRİM kelimesini “GÜNAHI HAYAT TARZI HALİNE GETİRENLER” şeklinde mana veriyor.
23 – a’raf.107.ayet ve devamında musa. as. ile firavunun sihirbazları arasındaki kıssada aslında sihir olmadığını sadece İLLÜZYON olduğunu söyleyerek sihri inkar ediyor.
24 – a’raf.148. ve geçtiği diğer ayetlerde ZULMÜ “BİLİNCİ ALT-ÜST OLMUŞ KİMSELER” manasında tercüme ediyor.
25 – a’raf.171.ayette tıpkı bakara suresinde olduğu gibi tur dağının israiloğulları üzerine kaldırılmasını inkar ediyor.
26 – enfal.46.bakara.45. ve diğer geçtiği yerlerde SABIR kelimesini DİRENMEK,DİK DURMAK gibi okuyucunun yabancı olduğu manalar veriyor.
27 – r’ad.11.ayette kiramen katibine KORUMA KORTEJİ diyor.
28 – isra.1.ayetteki SÜBHANA “mutlak aşk” diyor.
29 – isra.13.ayette “unuk-boyun” kelimesine ÇABA manası veriyor.
30 – Meryem.29.ayette isa.as. beşikte iken konuşma mucizesini inkar ediyor.
31 – taha.4. ayette ve geçtiği diğer ayetlerde ALLAHIN ARŞA İSTİVASINI “mutlak hükümranlık makamı olarak” manalandırıyor.
32 – Enbiya.35.”Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” ayetin dipnotunda “şer Allaha nisbet edilmez” diyor.halbuki ayet Allahın hayır ve şer ile insnaların imtihan edildiğini ifade ediyor.eğer hayır ve şerri Allah yaratmıyorsa kim yaratıyor ?
33 – enbiya.82.ayette süleyman as. emrine verilen cinleri “dik başlı birileri” olarak tercüme ediyor.aslında islamoğlunun cinler üzerindeki yorumları biribirini tutmuyor.bu konuda kafası biraz karışık anlaşılan..
34 – enbiya.85.ayette yunus as. kavmini terketmesini ayetin dipnotunda “kaçak bir köle gibi” tavsif ediyor ! bk.saffat.140.ayet.
35 – enbiya.96.da geçen ye’cuc ve me’cuc için her devirde olabilecek “küresel güçler” diyor.
36 – Hacc.23. ve geçtiği yerlerde cennette mü’minlere mükafat olarak verilecek “ipekten elbiseleri” küçümseyerek bunlara “ÖZGÜRLÜK ÜNİFORMASI ” manası veriyor !
müminler neden ahirette üniforma giyecekler,kime,niçin,nasıl özgür olacaklar ayrı bir muamma !
37 – islamoğlu şuara.110.da ve diğer geçtiği ayetlerde TAKVA kelimesine SORUMLULUK manası veriyor.bunuda bakara.2.ayetin dipnotunda müsteşrik japon t.izutsudan aldığını belirtiyor.sanki 1400 yıldır islam ümmeti kur’anın dilinden,kelimelerinin manasını anlamaktan mahrum kaldılarda bir müsteşrik geldi ve sorunu halletti !
38 – fatır.18.ayette “dönüş Allahadır” ayetine “zira bütün yollar Allaha çıkar” manası veriyor.
39 – fatır.3.ayetin dipnotunda ““Bu ilahi kelamın varisleri ümmet-i Muhammed’dir. (…) Buna göre Hz.
Muhammed’in vahye ilişkin sorumluluğu, onun vefatından sonra ümmetine miras kalmıştır. (…) Şu takdirde, Hz. Peygamber’in ardından
risalet kesintiye uğramamış, sadece ferdi risaletten içtimai risalete geçilmiştir.”
diyiyor !
40 – zümer.6.ayetin dipnotunda adem as. ve eşinin TEK NEFİSTEN yaratılmasındaki şüphelerini ifade ediyor.
41 – hucurat.6.ayette ve geçtiği diğer ayetlerde FISK/FASIK kelimelerini SORUMSUZLUK olarak manalandırıyor.
42 – kaf.17.ayettte kiramen katibine( her insanın sağında ve solunda bulunup kişinin iyiliklerini yazan şerefli melekler) “zıt kutuplarda konuşlanmış olan o iki unsur” manası veriyor. r’ad.11 ‘de KORUMA KORTEJİ demişti.
43 – mücadele.12-13.necva ayetlerinin “münafıklardan olmamak için sadaka veriniz” şeklinde mana veriyor.bu ayetler mü’minlere hitabediyor ve hükmü nesholmuş ayetlerdendir.islamoğlu bu ayetin dipnotunda ve neshin geçtiği bakara.106,nahl.101.ayetlerdeki neshi inkar ediyor.
44 – Deveye bakmıyorlar mı, nasıl yaratılmıştır!
Ğaşiye:17 ayetteki “deve” kelimesini “yağmur yüklü bulutlar” manasına geldiğini ösylüyor.
45 – adiyat.1.ayetteki “And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;” ADİYAT kelimesine :””YAZIKLAR olsun,(vahye) dinmez bir hınçla saldıranlara,” diyor.
46 – Bakara:45.ayette ” (Allahtan) sabır ve salat ile yardım isteyin! ancak bu huşu duyanlardan başkasına ağır gelir.
ayetin 17. dipnotunda “direnerek ve dik durarak yardım isteyin” ,salatın türetildiği es-sala “bir şeyi dik tutan şey dir” diyor…
AHZAB 56.AYETTE SALAT’A “DESTEK” DEMİŞTİ BURADA “DİK DURMAK” DİYOR !
arapça hiçbir sözlükte SALAT kelimesi DESTEK manasına gelmez !
47 – fil.1.ayete “görmedinmi “ayetine ” gözünde canlandırabilirmisin” manası veriyor.
48 – fil.3.ayetinde “Onların üstüne ebâbil kuşlarını gönderdi.” ebabil’e “BİLİNMEYEN NİTELİKTE UÇAN TAŞIYICI VARLIKLAR” diyor !!
49 – fil.4.ayetteki ” Onlara balçıktan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı.” ayetine ” onlara taş kesilmiş balçık türü tanımlanamayan (şeyler)i atıyorlardı” diyor.altta dipnotta ise kuşların getirdiği bu taşların “SÜLFÜR TAŞLARI olabileceğini söylüyor !!
50 – kevser suresinde rafızi Tabatabainin mizanın’dan nakilde bulunuyor.ehli beyt okulunun tekbirde elleri göğüse kadar kaldırmalarından bahsediyor.
51 – tebbet suresinde ebu lehebin iki eline :” 1.dipnotta “lafzen:”iki eli” bir sonraki ayette yer alan mal ve kazanca delalet eder.” diyor..
52 – Fatiha:4 ayette sahib manasındaki “MALİK” LAFZI GEÇMİŞTİR.
diğer sahih kıraatlerde “melik” olarakda zikredilmiş.
FAKAT islmoğluna göre meal:
“o hesap gününün HAKİMİDİR”
53 – islamoğlu, kader konusunda geçen bütün hadislerin emeviler zamanında uydurulduğunu söylüyor..
54 – islamoğlu, islamda evlinin recmedilmesiyle ilgili bütün hadisleri inkar ediyor.
55 – islamoğlu, islamda mürtedin öldürülmesiyle ilgili hadisleri inkar ediyor..
56 – islamoğlu,miracı inkar ediyor.
57 – islamoğlu,cennette mü’minlerin rabblerini görmesini inkar ediyor.
58 – islamoğlu,kabir azabıyla ilgili hadilseri inkar ediyor.
59 – islamoğlu,İsa as. kıyametten önce nüzuluyla ilgili hadisleri inkar ediyor.
60 – islamoğlu,mehdi as. hadislerini inkar ediyor.
61 – islamoğlu,kıyamet alametlerini bildiren,ğaybi konulardaki,geçmiş kavimleri anlatan bütün hadisleri inkar ediyor.
62 – adem as. ve eşinin cennetten değil dünyadaki bir bahçeden geldiğini söylüyor.
63 – islamoğlu,deccali inkar ediyor.
64 – islamoğlu,ye’cûc ve me’cûcü inkar ediyor.
65 – islamoğlu, sahabelere dil uzatıyor.ebu hureyre hakkında alaycı ifadeler kullanıyor.
66 – islamoğlu, buhari,müslim ve diğer hadis müelliflerini yalancılıkla suçluyor.
67 – islamoğlu,afganistandaki budist heykeller için üzülüyor.
68 – islamoğlu,kur’andaki bütün mucizeleri inkar edip bunlar “temsildir” diyor.
69 – islamoğlu,rafızi-şiilere “ehl-i beyt mektebi” diyerek meşrulaştırıyor.Allahı roma
putu janusa benzeten ali şeriati ve zındık humeyniyi savunurken buhari ve müslimi,diğer islam alimlerimizi çirkef ağzıyla yalancılıkla suçluyor.
70 – islamoğlu,erkeğe altın ve ipeğin helal olduğunu söylüyor.
71 – islamoğlu,muhammed suresinin 31.ayetinde geçen NA’LEME ibaresinin BÜYÜK BİR HATA OLARAK KARİİLER TARAFINDAN KUR’ANA YANLIŞ YAZILDIĞINI İDDİA EDİYOR !!
72 – islamoğlu,20 yıl okuduğum dediği imam şafiinin er-risale isimli kitabında “sünnetin kur’anı neshedeceğiniz” söylediğini iddia ediyor.halbuki adı geçen kitabda imam şafii islamoğlunun söylediğinin tam tersi sözü söylüyor.
73 – islamoğlu,a.bayındırın “Allah kiminle evleneceğimizi bilmez” videosunda sadece hata yaptığını söyleyip bayındırın faziletlerinden bahsediyor.demekki HAŞA ALLAH BİLMEZ DİYEN İSLAMOĞLUNUN İNANCINA GÖRE SADECE HATA ETMİŞTİR !!
74 – “Süleyman’ın, cinlerden, insanlardan ve kuşlardan meydana gelen orduları onun önünde toplandı. Hep birlikte düzenli olarak sevk ediliyorlardı.”
Neml:17
————-
ayetle ilgili olarak mustafa islamoğlu mealinde 5.dipnotta :
“el-cin kavramının kur’anda CİSMANİ anlamda kullanıldığı ilk yer burasıdır.kur’anda CİNN çok anlamlı ve zengin çağrışımlı bir kavram olarak kullanılmaktadır..” diyor.
– islamoğluna göre “CİN” tam olarak anlamı belli olmayan,hem görünen hemde görünmeyen bazı varlıklar için kur’anı kerimde “çok anlamlı ve zengin çağrışımlı “olarak kullanılıyor.öyle görülüyorki mustafa islamoğlunun bu konuda kafası karışık.
devamla : “..cin ve insan kelimelerinin kök anlamlarının da desteğiyle “cana yakın olmayan” ve “cana yakın olan” diye adlandırmak mümkündür..” diyor.
– İnsan kelimesinin kökü “ÜNS-ÜNSİYET” yani yakınlık manasındadır.
CİN ise sözlükte “gözle görülmeyen varlıklara” denir.
islamoğlu cin kelimesini çoğulu olan CANN kelimesinden yola çıkarak yani türkçedeki CAN kelimesinin sanki cin kelimesinin çoğulu olan cann kelimesi gibi düşünerek “cana yakın olmayan” manası veriyor.
CAN kelimesi türkçedir ve çoğulu CANLAR dır.fakat CİN kelimesi arapçadır çoğulu CANNdır.islamoğlu türk gibi düşünüp kur’an meali yapıyor.
islamoğlu : “..18.ayetle birlikte okunduğunda,bu kıssadaki görülmeyen varlıklar “karınca çiğneyebilen”,dolayısyla “özgül ağırlığı olan ve iz bırakabilen” varlıklar olmalıdır..” diyor..
– neml 18.ayette:”Nihayet karınca vadisine geldikleri vakit bir karınca, “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin, Süleyman ve ordusu farkına varmadan sizi ezmesinler” dedi.” deniyor.bir önceki ayette cinler,insanlar,kuşlar süleyman as.ordusu olarak zikrediliyor.islamoğlu alakasız bir kıyas yaparak “eğer karıncalar Süleyman ordusu sizi ezmesin diyorsa cinlerde vucutları olan cisim olmalılarki karıncaları ezmesin mantığı yürütüyor.
Ayette kuşlarda Süleyman as. ordusundan olarak zikrediliyor.kuşlar yerde değil havada uçup gittiklerine göre karıncaları nasıl ezecekler.
75 – Cinlerden bir ifrit: Sen makamından kalkmadan ben onu sana getiririm. Gerçekten bu işe gücüm yeter ve bana güvenebilirsiniz, dedi.
Neml:39
mustafa islamoğlunun kur’an anlayışını,peygamber mucizelerini nasıl tahrif ettiğini görmek istiyorsanız peygamber kıssalarının anlatıldığı ayetleri veya ahkam ayetlerini nasıl açıkladığına bakmanız yeterli olacaktır..
neml 39 islamoğlu meali:
“görünmeyen varlıklara mensup (şeytani) maharette biri “sen daha oturduğun yerden kalkmadan onu sana getiririm,çünkü ben bu konuda güvenilir bir güce sahibim”dedi.”
– islamoğluna ayetteki “cin” görünmeyen varlık oluyor ! islamoğluna göre her görünmeyen varlık cindir.
– ayetin 4.dipnotunda “buradaki “getirebilir”i 42.ayetteki teşbih edatından yola çıkarak” onun tahtı gibi bir taht yapıp getirebilir” şeklinde anlamak gayet mümkündür”. diyor yani islamoğlunun kafasına süleyman as.emrindeki cin’in belkıs’ın tahtını Allahın bir mucizesi olarak getirebilmesine KAFASI YATMAMIŞ !!

 
1) Haşa Hz. İsa aleyihsselam gelmeyecek söylemini kendi ağzından
https://www.dailymotion.com/video/x10p1 … cevap_news2) Adem ve havva şahıs değilmiş
http://www.dailymotion.com/video/x29rab … skisi_news3) Cinlerle ilgili ayetlerde insanlar kastediliyormuş
http://www.dailymotion.com/video/x31xg8 … listi_news4) Sünnete karşı ve sünnetten delil getirme çelişkisi
http://www.dailymotion.com/video/x29rab … skisi_news5) sarık takke bidattir diyor kendisi takıyor
http://www.dailymotion.com/video/x1ll7a … atmis_news6) bidati hadislerdne öğreniyor aynı hadislerde geçen salavatlara bidat diyor. Yine bir çelişki
http://www.dailymotion.com/video/x2hm1ob7) Kur’an da mucize yoktur. Ayın yarılması kıyameti anlatmaktadır çarpıtması
https://www.youtube.com/watch?v=CVu9ZHJ … U4KE6lsmMEBu da takipçilerinin içlerine düştükleri çelişki durumları
https://www.dailymotion.com/video/x19jg … ileri_newsİslamoğlu’nun hali. Allah yardım etsin Ümmete

https://www.youtube.com/watch?v=3ixD97WbK6s (Şefaat İnkarı)

https://www.youtube.com/watch?v=uNg-jq8kEsw (Cennet ve cehennem ebediliğini inkar)

https://www.youtube.com/watch?v=KeFCPZbTeLs ( Zamana sövmeyin hadisini inkar ediyor)

https://www.youtube.com/watch?v=xmMEZwZH5BU ( Alime ye’lemu. Kur’an’da hareke hatası var)

https://www.youtube.com/watch?v=aInivUwgKLw (Telkini inkar ediyor)

https://www.youtube.com/watch?v=7JqogAYn-Tc (nüzulü isa inkarı ve haberi vahid zan ifade eder)

https://www.youtube.com/watch?v=zU5H_uiUohU (İsa’nın gelişini ifade eden rivayetler israiliyyattır. Hepiniz mehdisiniz)

https://www.youtube.com/watch?v=DhW11tMmX3M (İmam Kureyştendir hadisinin inkarı)

https://www.youtube.com/watch?v=2us_YzQYi7Q (Kadere İman bir siyasi tartışmadır)

https://www.youtube.com/watch?v=JzwmqU8XsLA (Adem ve Musa a.s tartışması israiliyyattır. Muslim hadisi)

https://www.youtube.com/watch?v=VmZUXSvt_vk (sen olmasaydın alemleri yaratmazdım inkar)

https://www.youtube.com/watch?v=QRBGpqU8XaE (Musa ölüm meleğinin gözünü çıkarmış. Bu Talmutta bir cümle…..Buharide hadis olmuş)

https://www.youtube.com/watch?v=e27XFezapMo (Peygamberlerin masumıyetıne karşı çıkıyorum. Şia’nın uydurulmuş dini daha janjanlı. Topyekûn tekfir)

https://www.youtube.com/watch?v=4YrwmqTxJ3w (Özel hallerde Kur’an okunur. Dokunmak herhalde caizdir)

https://www.youtube.com/watch?v=bRGP6wCAIJ4 (Et kokmazdı hadisini inkar. Buhari hadisi)

https://www.youtube.com/watch?v=w7IKc4Rw_eE (Muhaddis imamlara iftira)

https://www.youtube.com/watch?v=knXMjkdclcU (Takke ve sarık bidattır)

TAKİP ETTİKLERİ ŞARLATANLAR & ORYANTALİZM

İSLAM TEFSİR EKOLLERİ ve M.İslamoğlu ?

YAZAR:
Ignaz Goldziher

ÇEVİREN:
Mustafa İslamoğlu

ESERİN ÖZGÜN ADI:
De Rıchtungen Der Islamıchen Koranauslegung

Ignaz Goldziher KİMDİR ?

“Müsteşriklerin (Oryantalistlerin) Şeyhi” ünvanlı Ignaz Goldziher (1850-1921) de, Müslümanların gözünde sünnetin itibarını sarsmağa çalışan Batılı araştırmacılardandır.

I. Goldziher aslında Macar kökenli bir Yahudi’dir.
İslam Ansiklopedisi yazarlarındandır.

Sâmi dilleri üzerine çalışmıştır.
Tevrat, Talmud dersleri ve Yahudilik şuuru aldığı hocası Treudenberg’in gözetiminde 1833’de,
“Yahudiliğin Kur’an Üzerindeki Etkisi” konulu doktora tezini hazırlamıştır.
Mısır’a gitmiş, El-Ezher Üniversitesi’nde eğitim görmüştür. Muhammed Abduh’tan dersler almıştır.
“Tefsir Ekolleri” ve “İslam’da Akide ve Şeriat” isimli eserleri meşhurdur.
Tezini “Kur’an-ı Kerim’in vahiy mahsulü olmadığı” fikri üzerine bina etmiştir.
Kur’an’a hermenötik metodlar uygulamış, İncil ve Tevrat’ın da hak kitaplar olduğunu ispata çalışmıştır.

Ignaz Goldziher :”Tezini “Kur’an-ı Kerim’in vahiy mahsulü olmadığı” fikri üzerine bina etmiştir. Kur’an’a hermenötik metodlar uygulamış, İncil ve Tevrat’ın da hak kitaplar olduğunu ispata çalışmıştır.” diyor..

İslamoğlu ise Goldziher hakkında ,

“..Ben Goldziher’in eserinin hiçbir yerinde ne Kur’an’a, ne İslamı değerlere karşı, en ufak bir hakarete rastlamadım…” diyor ..

İslamoğlu Ignaz Goldziher kitabını Türkçe’ye çevirdikten sonra, “Human Rights Watch Helmann-Hammet” ödülü aldı.

Human Rights Watch Helmann-Hammet Yahudilerin kurduğu bir örgüttür.
Sonrada “Yahudileşme Temayülü”nü yazarsın !
Harun Yahya’nın “Yahudilik ve Masonluk” Kitabı gibi ..

Meşhur Müsteşrikler ve Hadis-Sünnet,İslam Tarihi Üzerine Şüpheleri ?
Ignaz Goldzıher ,
(1850-1921) 1850’de Sigetvar’da doğdu. Dedeleri İspanya’danAlmanya’ya, oradan da Macaristan’a göç etmiş kuyumculukla uğraşan Yahudilerdi.
“Goldziher” de zaten kelime olarak “Altın Çeken” anlamına geliyordu.
Ignaz (Ignace IsaacJehuda) koyu Yahudi bir dinî çevrede büyüdü. Dört yaşında iken İbrânîce okumayı öğrendi, beş yaşından itibaren de Tevrat dersleri almaya başladı. Budapeşte Üniversitesi”ne üç yıl din-leyici sıfatıyla devam eden Goldziher, on altı yaşında iken orada meşhur Orta Asya seyyahı veTürkiyat Bölümü’nün kurucusu Arminius Vâmbery’nin ilk talebesi oldu.

Onun yanındaTürkçe, Farsça ve Arapça öğrendi. Ana dili İbrânicenin dışında çok iyi derecede Almanca,Rusça ve diğer bazı Avrupa dillerini de biliyordu.
Yahudiliğin İslâm’a tesiri konusunda doktora tezi yazmış olan reformist Yahudi teologu (din bilgini) Abraham Geiger (1810-1874) ve İslâmiyet-Yahudilik ilişkisi uzmanı olan Moritz Steinschneider ile tanışarak onun eserlerini inceledi.

Moritz Steinschneider (1816-1907) de bir Yahudi idi. Soyadı olan Steinschneider “kıymetli taş (mücevher, elmas gibi) kesen” anlamına geliyordu ki, onun ataları da aynıGoldziher’ın ataları gibi kıymetli metal işi ile uğraşmışlardı.
Moritz Steinschneider, iyi bir eğitim görmüş, Almanya’nın çeşitli eyaletleri, (şimdiki) Çek Cumhuriyeti ve Viyana’da çeşitliokul ve bilim merkezlerini takip edip, Arapça, Almanca, İtalyanca, Fransızca, Lâtince dilleriniçok iyi bir şekilde öğrenmiş ve hayatı boyunca da bu dillerde yazılar ve kitaplar yayınlamıştı.
Yahudi felsefesinin ve Yahudi ilahiyatına dair Arapça yazılmış eserlerin mahiyetini Steinschneider’in derslerinde kavradığını söyleyen Goldziher, doktora tezi konusunu Steinschneider’in tavsiyesi üzerine seçti ve çalışmasını Leipzig’e gitmeden bitirdi.

1869yılında, Goldziher gibi yine bir Yahudi olan Maurus Ballagi (1815-1891) , Goldziher’i Şark kültürünün Yahudi kökenlerini konu edinen bir yazısıyla Macar Akademisi’ne takdim etti.Kitâb-ı Mukaddes’in XIII. yüzyılda Arapça yazılmış bir tefsiri üzerinde doktorasını veren Goldziher, İstanbul üzerinden Beyrut’a gitti, oradan da Şam’a geçti. Şam’da aralarında Tâhir el-Cezâirî’nin de bulunduğu bazı âlimlerle tanıştı. Daha sonra Kudüs’e ve Kahire’ye gitti.
Kahire’de Ezher hocalarının derslerini takip etti ve Ezher talebesi cübbesini giyen ilk gayri Müslim Avrupalı oldu.
Cemâleddîn Efgânî (1839-1897) ile de görüşen Goldziher, seyahati boyunca Macar İlimler Akademisi Kütüphanesi için Arapça yazma ve basılı kitaplar satın aldı.
1904 yılında Budapeşte Üniversitesi Sâmî Dilleri Kürsüsü’ne ordinaryüs profesör olarak tayin edilen Goldziher, aynı yıl Amerika’ya giderek son otuz senede İslâmolojideki gelişmeler
konusunda bir konferans verdi.
Goldziher 1910’da Macar Krallığı saray müşaviri oldu. 1914-1915 ders yılında Hukuk ve Siyasî İlimler Fakültesi’nde İslâm kurumlan ve hukuku üzerinedersler verdi. Ancak bu dersler hemen hemen hiç ilgi toplamadı ve Goldziher dönem sonunda talebe yokluğu sebebiyle dersleri bıraktı. 1917-1918 ders yılında Felsefe Fakültesi dekanlığı görevini yürüttü. Son konferansını verdikten üç gün sonra 13 Kasım 1921 tarihinde Rotlauf’da öldü ve Budapeşte Yahudi Mezarlığına gömüldü.
Geride bıraktığı çok zengin kütüphanesi daha sonra Kudüs’teki İbranî Üniversitesi’ne bağışlandı.

ŞAHSİYETİ.
Goldziher kendisini samimi ve katı bir Yahudi olarak niteler. Onun Yahudiliği.kendi ifadesiyle “Yahudi peygamberlerinin öğretilerinde ifadesini bulan” bir dindir.
Bu din monoteist olup şirkin her türlüsünü reddeder. Zaten bu güzel görüşleri, İslam dünyasındaki bazı ilim erbabının, onun hayli zehirli diğer düşüncelerine kanmalarına sebep olmuştur.
İçindeyaşadığı “münafıklık ve sahtekârlıkla dolu” Yahudi cemaatini materyalist ve gizli ateist olarak görmekle birlikte, bu cemaatin menfaatlerini her zaman savunmuştur.
1899’da uzun yıllardan beri Julius Wellhausen (1844-1918) ve Christian Snouck Hurgron ile birlikte bağımsız bir araştırma alanı olarak Batı’daki İslâm incelemelerin kurucusu olmuş ve Batı İslâmoloji çev-relerinde yeni İslâmiyatçılar’ın manevî babası sayılmıştır.

Louis Massignon(1883-1962),Goldziher’in şarkiyatçıların (müsteşrik=oryantalist=doğubilimcilerin) gözünde İslâmî araştırmaların tartışılmaz üstadı olduğunu ve kendilerinin üzerinde geniş çapta etkilerinin bulunduğunu söylemiş, Theodor Nöldeke (1836-1930) onu Wellhausen ile birlikte deha olarak kabul etmiş, Arap ilahiyatı ve felsefesi alanında rakibinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Bu ifadeler elbette bozacının şahidi şıracıdır hükmünce değerlendirilmelidir.
Oryantalist, oryantalisti övecektir, elbette. Bu övenlerden Julius Wellhausen (1844-1918)Protestan bir Almandır. Papaz oğlu papazdır. Babası da papazdı. Kendisi de Tevrat profesörü olmuştur.
Louis Massignon Katolik bir Fransızdır. Theodor Nöldeke ise yine Alman bir oryantalist olup, Kurân tarihi konusunda yaptığı
The Origins of the Koran adlı çalışması, 1859 yılında Fransız Akademisi ödülünü kazanmıştır.
Kurân’ın Kökeni/Kökleri isimli bu çalışmada, uydurma bir çok bilgi bulunmaktadır. Daha çalışmasının(uydurmalarının) ilk parağrafında
“Kurân, Muhammed’in üretimidir (it is the work of Muhammad)” diyerek vahyi inkâr eden Nöldeke, ilerleyen sayfalarda, sürekli uydurmalar yapar, mesela “Muhammed Arabistan’ın dışını pek bilmediğinden Mısır’ın pek yağmur yağmayan bir ülke olduğunu ancak Nil’in taşmasıyla beslendiğini bilmez ve bu sebeptenYusuf kısasında yanlışlar yapar diyerek bilgiçlik taslar ve Hz. Peygamber’i itham eder:(in his ignorance of everything outside Arabia, he makes the fertility of Egypt – where rain isalmost never seen and never missed – depend on rain instead of the inundations of the Nile)
Kurân’daki Zulkarneyn kıssasının ise, bir Suriyeli tarafından yazılmış bir hikaye olduğunu(The strange tale of “the Horned” (i.e., Alexander the Great, xviii. 82 sqq.) reflects, as has been lately discovered, a rather absurd story, written by a Syrian in the beginning of the sixthcentury; we may believe that the substance of it was related to the Prophet by some Christian)iddia ederek, bu yalan/iftira ve zırva zincirini çalışmasının sonuna kadar sürdürür.

Christian Snouck Hurgron (1857-1936) ise hayli zararlı olmuş oryantalistlerden biridir.
Hollandalı olan C.S. Hurgron, Arap ülkelerinde Arapça’yı çok iyi öğrenmiş, hatta Cidde’de kalarak İslami kültürün hemen bütün unsurlarına tamamen vakıf olmuştur. Hollanda’nın Cidde konsolosluğunda görev yaparken, hacca gelen Endonezyalı hacıları izlemiş, onların kimlerle temas kurduklarını ve hacdan sonra bu Müslümanlarda meydana gelen değişikliği gözlemlemiştir. 19. yüzyıl sonlarında hacca gelen Endonezyalı hacılar, kafaları hurafelerledolu olarak geldikleri halde, kutsal beldelerden ayrılırken, şuurlu birer Müslüman olarak
memleketlerine dönmektedirler.1889’da Leiden Üniversitesi profesörlüğüne tayin edilen C.S.Hurgron, bu arada Endonezya’yı işgal altında tutan Hollanda hükümetine de, bu bölgedeki faaliyetler konusunda danışmanlık yapmıştır. Açe’deki ısyan dolayısıyla işlerin sarpa sarması üzerine,

Prof. Hurgron, Hollanda Hükümeti tarafından, Açe’ye gönderilmiştir. Hurgron, çok iyi Arapça bildiğinden, burada kendisini Hacı Abdulgaffar olarak tanıtmış ve Hollanda işgalinin sürmesi için münafıkça işler yapmıştır.
Malayca’nın (İndonezya dili) bütün lehçelerini öğrenmiş ve Açelilere, Hollanda’nın idaresinde kalmalarının kendilerine çok faydasağlayacağını söylemiştir.
İslamî kültürü çok iyi bilmesi sebebiyle, Açe direnişinin kırılmasında büyük etkisi olmuştur. Hadislere karşı girişilen hareketin arkasında bulunan, buharekete destek veren kişilerin hayatları ve yaptıkları faaliyetler, en azından, onların Müslümanların üzerinde yaptıkları çalışmalar kadar, çalışılacak bir konudur.
Bu arada Goldziher, 1870’de Leibzig’de doktorasını bitirdikten sonra, doktora sonrası çalışmalar için 1871 yılı Nisan ayında Hollanda’ya, Leiden kentine gider. Orada dokuz ay boyunca, en çok sohbet ettiği kişi Reinhardt P. Dozy’dir. İslam düşmanı meşhur Dozy (1820-1883). Nâs suresindeki belirtilen Mine’l cinneti ve-n nâs ’dan, insan şeytanlarından olan bu ikili (Goldziher ve Dozy), bu dokuz ay boyunca, bundan sonraki (Goldziher elli yıl daha yaşamıştır) ömürlerinde İslam’a karşı ne gibi şeytanlıklar üretebileceklerini düşünmüşler ve fikir alışverişinde bulunmuşlardır.

Fransız kökenli Hollanda vatandaşı olan R. P. Dozy, Leiden’de doğmuş, Arap dili veedebiyatı hocalığı yapmıştır. Yazmış olduğu İslam’a, Kurân’a ve Hz. Peygamber’e hakaretlerle dolu İslam Tarihi kitabı Türkçeye Abdullah Cevdet tarafından tercüme edilmiştir.
Kimsenin cenaze namazını kılmak/kıldırmak istememesi üzerine, Peyami Safa’nın “ne olur kılıverin” diye rica etmesi üzerine üç-beş kişinin cenaze namazını kılmasından sonra, belediye temizlik işçileri tarafından Merkez Efendi mezarlığına götürülüp gömülen Abdullah Cevdet ise, 1895’te Tıbbıyeyi bitirdikten sonra, kolera salgınının çıktığı Diyarbakır’da görevlendirilmiştir.
Hadislere düşmanlığın soy kötüğünde kimlerin bulunduğuna iyi bakılmalıdır.
1932 yılında ölünceye kadar, yetmişe yakın eseri yazan ve tercüme eden Abdullah Cevdet, Diyarbakır’da iken Ziya Gökalp’in intihar girişimine ilk müdahaleyi yapan doktor olmuş, onun yaşamasına vesile olmuştur.

İnsan şeytanlarından iki tanesi de buradakarşımıza çıkmaktadır. İkisi de Kürt asıllı olan bu iki müşrikin düşünceleri üzerinde yükselecektir, ilerleyen yıllarda kurulacak yeni devlet. Abdullah Cevdet kendisi gibi doktor olan beş tıbbıyeli ile kurduğu ve daha sonra ismini İttihat ve Terakkî Cemiyeti olarak değiştirecek olan İttihâd-ı Osmânî Cemiyeti’ne, Ziya Gökalp’in de girmesini sağlar. Bu ikili,ilerleyen yıllarda İtihat Terakkî’nin düşünce jenaratörleri olarak vazife göreceklerdir.

Dozy’nin İslam Tarihi ?
Kurân-ı Kerîm ve Hz. Peygamber hakkında aşağılayıcı ifadeler ve iftiralarla doludur.
Abdullah Cevdet ise tercümenin önsözünde Dozy’nin dile getirdiği gerçeklerin, hiçbir bağnazlığa düşülmeden kabul edilmesini isteyerek, “bugün Müslümanlar için, Dozy’nin
Tarih-i İslâmiye’ sinden daha faydalı bir kitap yoktur” demiştir.

Bu kitapyayınlandıktan sonra, Manastırlı İsmail Hakkı (1846-1912) başta olmak üzere, birçok yazar,kitabın piyasaya çıkmasından kısa bir süre sonra, yayınladıkları kitap ve makaleleriyle,Dozy’nin iftiralarını çürütmüşler, tabir caizse rezil etmişlerdir.

Goldziher’ı öven, Zâkir Kâdirî (Ugan) (1878-1954), M. Fuad Köprülü (1890-1966) ve İsmail Hami Danişmend (1899-1967) gibi bazı Türk ilim adamları da, onun İslâm araştırmaları alanında yüksek bir mevkiye sahip bulunduğunu ifade etmişlerdir. Ama bu üç isim de, İslam alimi değildirler. Hele ilk ikisi Ugan ve Köprülü İslam konusunda önyargılı kişilerdir ve İslam konusunda pek çok yanlış fikirler üretmişlerdir.
(Türkçü) Zeki Velidi Togan da (1890-1970),Goldziher’in İslâmî ilimler alanında müstesnâ bir yere sahip olduğunu söyler. Zeki VelîdîTogan bununla da kalmaz, Türkiye’deki dini yüksek öğretim kurumlarında, Goldziher’ın tefsir ve hadîsle ilgili eserlerinin okutulmasını ister.
Zâkir Kâdirî Ugan’ın Goldziher sevgisi, Abdullah Cevdet’in Dozy’nin İslam Tarihitercümesinin etkisinde kalmasından ileri gelmektedir. Bunun sonucu Zâkir Kâdirî sadece EbûHureyre’ye değil, diğer sahâbîlere de çamur atarken, Goldziher’i, Dozy’yi ve vahye inanmayan diğer müsteşrikleri ise yüceltmektedir.
“Ubey b. Ka‘b Radıyallâhu Anh’in hadîs icâdı (uydurması) yaptığını” iddia eden Z. Kâdirî, “Ebû Hureyre ve Ka‘bu’l Ahbâr gibi garib hadîs rivayet edenlere karşı Hz. Âişe’nin tenkitlerinin bulunduğunu” söyler.
Bunlar hep Batılı müsteşriklerin laflarıdır ve Hadîs usûlü kitaplarında, Z.Kâdîrî’den ve müsteşriklerden asırlarca önce yer almış ve cevaplandırılmış konulardır; ama Z. Kâdirî gibilerin kaynakları sadece müsteşriklerin kitapları olduğundan bu bilgilerden haberleri yoktur.

Z. Kâdîrî, “EbûHureyre ve Ka‘bu’l Ahbâr’ın hadis olarak naklettikleri sözlerin Tevrat ve Talmud’un birer kopyası olduğu”nu iddia eder.
Ayrıca “Ebû Hureyre’nin Tevrat’ın en ince noktalarına vakıf olduğuna şüphem yok” der. Acaba Zâkir Kâdirî, hakikaten Tevrat’ı en ince noktalarına kadar biliyor da, o nedenle mi bu eleştiriyi yapabiliyor; yoksa Tevrat’ı en ince noktalarına kadar gerçekten bilen bir Yahudinin (Goldziher’in) iddialarını mı tekrarlıyor?
Z. Kâdirî’nin çocukluğunda ve gençliğinde Orta Asya’da iken iyi bir medrese tahsili aldığı kesin ama şu da kesindir ki, Tevrat’taki bazı olaylar ve ibareler Kurân’da da geçer; bu da zaten Kurân’ın sık sık tekrarladığı bu Kitab’ın daha önce inen (kutsal) kitapları tasdikleyici (doğrulayıcı)olduğunun bir kanıtıdır.

Kurân elbette Yahudilerin ve Hıristiyanların kutsal kitaplarına kattıkları yakışıksız ifadeleri onaylamaz ama, sonuçta evrenin altı günde yaratılması, Âdem’in yaratılışı ve cennetin kovuluşu, Nuh tufanı, İsrail oğullarına verilen helva ve bıldırcın kuşu,Adn cennetleri ve daha pek çok olay Kurân’da da, Tevrat’ta da geçmektedir.
Cebrail,A.S.İsrafil A.S. , Sur’un üfürülüşü, cennet, cehennem, On Emir, Musa A.S.’ın denizi yarması,Tâlût-Câlût olayı, ve Kurân’da geçen peygamberlerin çoğu, Tevrat’ta da geçmektedir.
Bukonular Hz. Peygamber tarafından ayrıca daha ayrıntılı olarak hadislerde de anlatılmıştır. Bu hadisleri nakleden de sadece Ebû Hureyre R.A. değildir. Bu hadislere bakıp da, işte Ebû Hureyre Tevrat’tan naklediyor demek, Kurân’ı da, Hz. Peygamber’in söylemini de bilmemek demektir. Bu hataya zamanımızdaki bazı Müslümanlar da düşmektedir.

Eski ümmetlerle ilgili sahih hadislerde anlatılan olayları, hemen İsrâiliyât deyip reddetme yoluna gitmek, bilimsel bir davranış değildir.
Kurân’ın genel prensiplerine aykırı olmadığı sürece, bunları nakletmekte bir sakınca yoktur ki, benzer bir anlatım şeklini, Kurân da Hz. Peygamber de benimsemişlerdir ve bu konudaki örnekleri bizzat Kurân’da ve hadislerde görürüz.
Ka‘bu’l Ahbâr, Hz. Ömer döneminde hicrî 12. yılda Müslüman olmuş, aslen Yemenli olan bir Yahudidir. Babasının da Yemen’deki Yahudi bilginlerinden olduğu söylenmiştir. Müslüman olup Medîne’ye gelmiş, fakat o sırada Hz. Ömer Kudüs’de olduğundan, onu görmek içinoraya gitmiştir. Zâhid el-Kevserî’nin, İbni Sa‘d’ın
Tabakât ’ından yaptığı alıntıya göre, Şamve Hımıs’da yaşamış ve hicrî 32 yılında vefat edinceye kadar, Suriye bölgesinde kalmıştır.
İbni Sa‘d da onu Şam bölgesi tabiînlerinden saymaktadır. Gerçek bu olduğu halde, gerek müsteşrikler, gerekse Z. Kâdirî gibiler, sanki Ka‘b yıllarca Medîne’de kalmış, Ebû Hureyre deyıllarca Ka‘b ile sohbet etmiş gibi bir söylem kurgulayıp, Ebû Hureyre’nin Kab’dan binlerce İsrâiliyât’la ile ilgili bilgi öğrenip, bunları naklettiği havasını vermektedirler ki tamamen hayal mahsûlü bir dezenformasyondur.

Z. Kâdirî Ugan yine, “Aklî ve mantıkî ölçülere göre incelenecek olsa Buhârî ve Müslim’deki bir çok hadîsin bile eleştirilmesi gerekir” demektedir.
Halbuki Z. Kâdirî ve zamanımızda da bu görüşü tekrarlayanlar, eğer Buhârî ve Müslim’i baştan sona okumuş olsalardı, “akla vemantığa aykırı bir çok hadîs” değil de, “akla ve mantığa aykırı birkaç hadîs” demeleri gerekirdi. Şunu da unutmamak gerekir ki ne Z. Kâdirî, ne de zamanımızdaki modernistlerinhiç biri, İbni Teymiyye’nin ilmî gücünde ve cesaretinde eleştirmenler değildirler. Fakat İslam tarihinin bu en cesur ve sert dilli araştırmacısı olan İbni Teymiyye (vefatı: 1328) bile Buhârî’de ancak 19 veya 20 tane sıkıntılı hadîs olduğunu tesbit etmiştir. Ondan bir asır sonrasının büyük âlimi İbni Hacer (1372-1449) ise İbni Teymiyye’nin bu çalışmasını tekrar gözden geçirmiş ve Buhârî’de ancak beş tane sıkıntılı hadîs olduğunu söylemiştir. İbni Hacer’in hadîs ilmindeki değerini herhalde hiç kimse inkar edemez. Ve belki de İbni Hacer 1400 yıllık İslam tarihinin en güçlü hadisçisidir desek mübalağa etmiş olmayız.

Sonuç olarak beş veya yirmi hadis sıkıntılı diye, Buhârî’deki (tekrarları çıkarırsak) Hz. Peygamber’in iki bine yakın hadisini terk etmek bilimsel bir davranış olur mu?
Bir Buhârî’yi, baştan sona kadar okumak zahmetine katlanmamış hadîs profesörleri, kulaktan dolma diyebileceğimiz bilgilerle,Buhârî üzerinme hadîs/usûl-ü hadîs üzerine konuşabilmektedirler. İbni Hacer’in sadeceBuhârî’ye şerh olarak yazdığı Fethu’l Bârî
onbeş senede yazdığı (1414-1428) yılları arasında) unutulmamalıdır.
İlahiyatçıların dili, İslâm’ın dili değildir !
” diyen Ali Bulaç’ın Nisan2013’de yazdığı yazıdan bir parağrafı burada alıntılıyoruz:
“…Şu sorulabilir: İslam’ın, (Batı) sosyal bilimlerin(in) yöntemiyle okunmasının ne gibimahzurları var? Mahzurları şöyle sıralamak mümkün:.. Bunun gözlemlenebilir sonucuilahiyatçılarda veya “dindar akademisyenler”de müşahade edilmektedir. Söz konusuçevrelerin eserlerine ve retoriklerine baktığımız zaman, kullandıkları üst dilin seküler dilolduğunu görüyoruz.
İlahiyatçıların dili, dinin dili, İslam’ın dili değildir..
Bilgi ve düşünce üretme yöntemleri de, İslam fıkhının veya kelamının usulü değil, bilimsel ve akademik yöntemdir. Bu zaman içerisinde, dilin ve yöntemin, dini sekülerleştirmesi sonucu olur. Bugünyöntem (usûl) üzerinden sekülerleştirilmekte olan bir din telakkisinin şekillenmekte olduğunu gözlemleyebiliyoruz.
Kur’an vahyinde yer almış bulunan hükümleri akli melekelerimizi sonsınırına kadar kullanarak anlamaya ve hikmetlerini bulup ortaya çıkarmaya çalışalım. İster açıklayabilelim, ister aciz kalalım. Bu hükmü değiştirmez. Hüküm Hak’tan ve hakikattenneş’et etmiştir, o bizden bağımsızdır. (İşte) Modern Müslüman zihin, hükmü hikmete indirgedi; hikmetini açıklayabildiği, pozitivistçe anlayabildiği hükmü kabul eder, edemediği hükümleri iptal etmeye yeltenir, bunu da çeşitli yollar ve yöntemler kullanarak yapmaya çalışır. Mesela
tarihselci veya hermönetik okuma, hadislerin hüküm-teşri’ koyma özelliklerini ortadan kaldırma vs…

Makaleye katkıda bulunmak için “İslamoğlu” ile ilgili elinizde ki videoları görsel ve yazıları buradan gönderebilirsiniz. Eksik bulduğunuz yerleri güncelleyebiliriz.

  1. Son zamanlar dinde bir şeyleri inkar etmek moda oldu. 
    Herkes kafasından fetva sallıyor.
  2. Dine bir şeyler ekleyip çıkarma cürretini kendinde bulabiliyor.
  3. Geçmiş alime , sahabeye yetmiyor Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem’e  dil uzatıyor.
  4. Kuran tek kitap diyor , kurandan başka kitap mı buldunuz diyor ama ek kitaplar getiriyor bu durumda peygamber hüküm koyamıyor ama peygamberliğin önüne koyduğu kendisi koyabiliyor.
  5. Kendi sapık sözleriyle tüm vahyi mucizeleri amentüyü imanın şartlarını inkar ediyor. Böyle din olmaz.
    Bunun adı İslam değil.
    Reformcularla ilgili dosya çok yakında inşaAllah.
    ŞİA’YA SEMPATİ DUYAN İslamoğlu yılanı (Şia için bakınız)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: