Evrim nedir ne değildir?

3a797f976d172d8b75c0396cbf22f9c4

Not son halini almadı.  Ara ara güncellemeyi düşünüyorum.

Her şeyin bir nedeni var öyle değil mi?  günümüzdeki manası  ile “bilimsel açıklama” peki evrim bu açıklamaların ne kadarına sahip.

Evrim savunucuları bununda ötesinde her biri ayrı bilim adamı moduna girdiği için bu noktada bilimi temsilen konuşmaktan hoşlanmalarına karşın bilim adamlarının ciddi bir oranı da bu oluşa inanmaz. Öncelikle bu ateist ideolojisinin yan ürünü olan evrim, ideolojiden kalma bir önkabul taşır. Nitekim bir müslüman değilseniz, yaratılış sizin için geçerli olmaz. İnanmamanın temelinde her ne yatarsa yatsın.

Bilim ile ilişkilendirilme serüveni ayrı bir konu da değinmiştik.

Tabi ki izah etmek istediğim şey, Evrim, Büyüklere Masallar tadında bir inanıştır. sözüm olacak.
Sebebi ise evrime inanıp inanmamanın bizlere bir şey katmayacağıdır.

Nitekim evrim, biyoloji giysisi giydiği için bizim onu reddetmemiz biyolojiye karşı duruyormuşuz izlenimi uyandırıyor bir takım çevrelerce.
Fakat bu ütopik gözlenemez, bilimsel yönteme aykırı lobaratuvara sığmayan ve milyonlarca yıllık bir süreç gerektiren bir durum.
Kanıtlamalarda arkeoloji bilimi üzerinden ilerliyor. Karbon testleri ile yürütülen tahminler mevcut kemik yaşlarının. Tabi ki sınıflandırmalara maruz bırakılmış.
Açıkçası evrimin savuncuları arasında betimleme anlatımlar mevcuttur. Yani bir evrimciden dinlerseniz masalsı örneklendirmeler altından bunu izah etmeye çalışıldığını görürsünüz ve biyolojik terimlerin yanına çok fazla betimleme katmaktalar . Aksi hali beklenemez.
Kafatasları çeşitlerine göre bir sınıflandırma kabul edilemez, karbon testlerinde düpedüz bir çok maymun türü arasında ki verileri teşkil etmekte. Nitekim peygamberlerden bir tarih çıkarılırsa 7.000 seneyi geçmiyor.  Adem a.s’tan bu yana.
Bu yüzden bu insanlara evrilirken oradamıydın lan diyebilirsiniz.
“Rekonstrüksiyon” Çalışmaları ile bir parçaya hayali ilaveler eklenmekte. Milyonlarca yıllık süreçten bahsediyoruz kısaca hayatımız boyunca bu süreçte ki evrilmenin binde birine bile rastlamayacağız.

Üniversitelerde okutuluşu, bir takım bilim insanlarının savunuşumu bizi buna inanmak zorunda bıraktırıyor. Ama öyle olmamalı, Bu temel din konuları gibi düşünebilir. Bilim insanları arasında bile ayrımlar mevcut. Sadece evrimin bilim olup olmadığıyla da alakalı değil.
Araştırmacıları bile farklı alt alanlara ayrıldığı dolayısıyla  evrim kuramı herkesin siyasi ideolojisi ile aynı değere sahip bir mefhum.Dini , siyasi, ideolojik…

Ancak evrimciler bunu “tüm bilim insanlarının” kabul ettiği bir şey olarak yanlış yansıtmakta.

Biyolojiyle ilgili bu şeyleri evrim adı altında bir takım insanlar “Bilinçsiz bir tanrı formu”n da ki doğanın eline vermiştir. Bu görüşte ki senaryoda da bir çizgi roman kadar kopukluğa sahip ve sayfalarca boşluk ile soru işareti bırakan durumları incelemeye çalışacağım.

Evrime ters olarak

-Kunduz kuyrukları

-Kuş dişleri

-Tavus kuşları

-Işık üretme

-Zürafa boynu.. gibi sayılabilecek onlarca şey. Hepsi de biyolojiyle ilgili mevzular.
Tüm bu tip ilginç şeyler nasıl evrim malzemesi haline getirilebiliyor?


Eski yunanda bahsedilmişmiş..


İlk olarak bilimin  AS’ı niteliğnde ki deney gözlem burada çöp oluyor.
Zamanı inceleyemiyorsunuz elinizde kalanlar fosil kalıntılarından ibaret. Dahasında Homo (insan kelimesinden) bunları türetmek kalıyor.

Bu kafatasları çok garip şekillere sahip ve çoğu maymunlarla özdeş. Toparlamak gerekirse evrim hakkında konuştuğunuz da sizi biyolojiyi reddediyormuşsunuz gibi bir izlenime kapılırlar.

Halbuki evrim ile kanıt yanyana durmayan şeyler. Yaratıcılğıa alternatif dünya görüşü bulma konusunda büyük boşluklar mevcut.

Bir canlıdan başka bir canlıya geçiş gözlemlenemez çünkü süreç milyonlarca yıl gerektirir.
Bunu laboratuvarında çok çok daha hızlı türeyen mikroorganizmalar üzerinden göstermek ironik.
Cansızdan canlı oluşmasıda ileri derece saçma.

Durum ateist açmazlara kadar gidiyor. Bu tip görüşleri savunan insanlardan bahsetmeyi gerekli görüyorum. Sorgulama adı altında tüm dini kendi içerisinde sindirmeye çalışmasıyla bu tür tutumlar sergileyebiliyorlar.
Öncelikle bu bir ateist açmazdır. Semavi dinlerde evrime inanan bulamazsınız.
Kısaca din yüzyıllarca tartışılan konuların tek ve olası cevabıdır.
Neden varız, nasıl olduk. Ne için yaşıyoruz.
Bunca kötülük, haksızlık veya adalet sorunsalları.. Dünya ezeli mi?(Komünist görüş bigbang öncesine kadar şiddetle savunuyordu.)
gibi konular.
Dünyanın sonu var mı.
Ölümden sonrası.

Sorular var peki ya cevaplar.
Elbette ki var, fakat bunları evrimciler duymak istemiyor.
Halka açılan bilim bu tür popüler bilim knouları veya bilimin magazniyle ilgili konularla yayılır ve bir şehir efsanesi oluşturabilir. Tamamen yanlış bir fikri çerçevenin oluşmasına sebep olur.

Nitekim adaptosyan belirli oranda mevcut. Evrimden bahsedilen süreci abartıp canlının uçmaya elverişli hale getirilmesi.
Tuhaftır ki evrimin var olup olmaması, dünyamıza hiç bir katkısı olmayan bir bilim dalına dönüşmüştür.

Adaptasyon, ortama uyum sağlama bir doğa yasasıdır. Çinlilerin gözlerinin soğuktan çekik olduğu gibi…

Fakat bunlar küçük değişiklikler.

Ve kurtlardan köpekler türememiştir. Kurtlardan, kurt türer başka bir şey değil.

Genetiğiyle oynamak başka bir durum. Köpek türleri arasında ki bir değişim.


Sahte bilimciliğe diğer yazı da değinmiştik, bilim adamından daha çok bilim adamı bu insanlar. Bilim çok büyük bir konudur. Burada bunları izahı yoktur. Sadece evrim saçmalığına neden inanmadığımız konusunda aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum. İnşallah öyledir.

Biyoloji bilgilerini ve doğa yasalarını evrimin üstüne giydirmişlerdir.

Eğer bir kaç araform varsa neden diğer onca hayvan da araforma ait olması gereken özellikler yok?

Eğer bütün canlılar aratürse niye böyle canlılara sarılıyorlar?

Canlı türlerinin arasında bir çok benzer hayvan olması gerekirdi. Ama hepsi de kendi türleri içerisinde belirli özelliklere sahip canlılar.

Birkaç örnek: Onlara göre ayakları olan bir yılan aratür..

nesli tükenmiş veya enterasan buldukları canlılar araform.

Bakteriler hızlı çoğalabildikleri için aylarca bunlar üstünden evrimin varlığı hakkında birşeyler yapılabiliyor. Bakterilere yeni özellik eklenir veya çıkar fakat bu bölünmedir. Üreme değil.

(bakteriden, balığa oradan da kara canlısına oradan da havaya) oradan da dördüncü boyut.. Bu nedir?
Esprisi bile komik değil.
Çünkü sebep olduğu şey bir yıkımsal süreç. İnsanların bu tür bilimle uğraşması ve insan varlığını milyonlarca yıllık evreye sığdrıması ile 7000 yıllık insanın varlığı arasında uçurum var.

İnsanlar mağaralarda yaşıyordu hebehübe diyerek anlaşıyor ve hayvani güdüleri ile hareket ediyorlardı gibi gibi. Deli saçması şeylere nazaran bugün afrika yerlilerinin koşulları arasında ki benzerlik dışında tamamen abartıdır.

Bilimin kutsallığı bir yana evrimciler arasında ki diğer bir kutsal meta ise DOĞAL SEÇİLİM.

 

Kuşlar arasındaki doğal seçilim sürecinde daha iyi gözlere sahip olanlar yaşadı ve daha kötü gözlere sahip olanlar avlanamadığı için ölüp döl bırakamadılar ve günümüze sadece iyi görebilenlerin gözleri ulaşabildi.

 

Ayrıca Birinin gözü miyopsa kanadı kırıksa bile bıraktığı dölde bunlar yaşanmaz. Bu sözlerime cevap verilebilir aynı şekilde bende verebilirim ama size klasik evrim tartışmalarından ziyade temel bilgileri vermeyi amaçlıyorum.
Evrimciler beyin yamyamı diyebilirim. Ne kadar absürt olursa olsun savunucuları arasında yer bulur.


Bizim red ettiğimiz şeyler..

Bir mikroptan, balıktan, uçan kuşa ve sürünen varlıklara kadar süren bir değişim gensel olarak bile imkansız! Cansız birşeyden nasıl canlılık oluşabilir?  Gerekli koşullar sağladım oldu mantığı.

Toplu halde olmuş abiyogenez’e göre oradamıydın olurken? Demek gerekiyor.
Kısaca bu tür saçmalıkları egoist bir biçimde kapatmaya çalışmaktalar. Çünkü onların temel argümanlarını ham haline getirdiğiniz de komiklikleri ortaya çıkıyor.
Dallandırıp budaklandırmaya çalışılsa da temel bu.

 

Ve bilinçsizce.. Bir de bilincin oluşum evresi gerekli değil mi? İhtimallerin matematiğinden söz etmelimiyiz. Ya da bu denli kompex yapıları felsefe yaparak hiç edebilirsiniz.
dna, protein çorbası.. İhtimal düzleminde ve deney gözlem alanında bunlar peri masalından farksız şeyler.
Ve karşılaşılan temel şey gösterilenlerin hepsinin tarih öncesi vakalar olması.

 

Böylesine büyük değişimleri kabul etmiyoruz. (Denizin alt taraflarında ki gibi uygun ortam oluşuyor aynı maddelerin dışında ek müdahalelerle (!) ilk hücreyi oluşturmaya çalışıyorlar….)

-Maymun kafataslarına insanın ilkel hali demeyi red ediyoruz. Yok neandertal miş, yok austrolopithecus muş. Bariz maymun kafatası.

-Cansızdan canlı oluşumu hakkında bahsedilen deneylerde ki bunu ölçmek imkansız bu yüzden bakteriler üzerinden nesillik değişimler yapılıyor. Çünkü çok hızlı birşekilde kendi sayılarını ikiye katlayabiliyorlar. Ve ahaaa evrim var diye müslümanlara soğumadan gösteriliyor.

 

-Abiyogenez, kambriyen patlaması zira kambriyen birçok hipotezi besliyor, Andrew Parker’ın elektrik düşmesi teorisi gibi.. Deneyler yapılıyor fakat bu deneylerde neyin çürütülüp çürütülmediği önemli! Bu farkına varılmadığında köktenci bir tabuyu besliyor.
Dahasında insan üzerindeki körelmiş organlar safsatası bilimsellik sosuna bandırılmış getiriliyor ki ikna edici olsun.
Çünküü gereksiz organ veya evrim kalıntıları dedikleri her bir şeyin nerelerde gerektiği anlaşılıyor.
Meme uçları gibi uç noktalar getiriliyor ve inandırıcı olma gayreti var. Hayvan insan deriden oluşur.
Bunlar farklılık yerine benzerliklere odaklandıkları için uyuşmayan şeyler pek umursanmıyor.
Konuşan hayvan gözlemledik. Karga yapabildiği bir şeyler söylemek yerine kelime ezberlemek.
Maymunlar bir türlü düz yürüyemiyor.
Yüz biçimleri çok farklı. Günümüzde bile normal dışı kafatasları var. Bunlar insanlara farklı bir şey kaybettirmiyor.
Düşünme becerileri çevre dahilinde. Gözlemlenen popüler bir hadisede sadece karanlık ortamda yaşayan sağlıklı doğmuş bir bebek. Yıllar sonra insan toplumu ile karşılaştığında insanların temel becerilerine sahip olamıyor.
Konuşma – Düşünme – İş görme.. Çünkü bu tür kazanımlar bebeklikten öğreniliyor.

Red etmediğimiz şeyler.

-Doğa yasaları

Maymunlar da insana çok benziyor. Peki bu kafatasları nedir? Nesli tükenmiş yüzlerce maymun çeşidi var… Bunların kafataslarını alıp neandertal, erectus demekten ibaret. Kromozomu insanınkiyle aynıymış patateste öyle. Aşağıda ki kafa taslarının üstündekilere bakın

 

 

three_busts_l_horizontal-bucci-2

Bizim red ettiğimiz şeyler..

Bir mikroptan, balıktan, uçan kuşa ve sürünen varlıklara kadar süren bir değişim gensel olarak bile imkansız!
Cansız birşeyden canlılık olulşamaz?  Gerekli koşullar sağladım oldu mantığı ise bir akıl tutulması.

Toplu halde olmuş abiyogenez’e göre oradamıydın olurken? Demek gerekiyor. Kısaca bu tür saçmalıkları egoist bir biçimde kapatmaya çalışmaktalar. Çünkü onların temel argümanlarını ham haline getirdiğiniz de komiklikleri ortaya çıkıyor. Dallandırıp budaklandırmaya çalışılsa da temel bu. Rekonstrüksiyon çalışmalarından başka neyi var?

Ve bilinçsizce.. Bir de bilincin oluşum evresi gerekli değil mi? İhtimallerin matematiğinden söz etmelimiyiz. Ya da bu denli komplex yapıları felsefe yaparak kendi aklınızı çelerek hiç edebilirsiniz. 

dna, protein çorbası.. İhtimal düzleminde ve deney gözlem alanında bunlar peri masalından farksız şeyler değil mi ama?  Tüylerinden kurtul. Kamburunu yenmek imkansızken en yakın doğal seçilime bin yanında bir de bilinç getirsin, arka tarafta da seni rahatsız etmeyecek şekilde beyin gelişsin. Sonra konuşmayı sök, yazıyı sök. Çok çile çekmişler gibi değil mi?

Ve karşılaşılan temel şey, gösterilenlerin hepsinin tarih öncesi vakalar olması.

Böylesine büyük değişimleri kabul etmiyoruz. (Denizin alt taraflarında ki gibi uygun ortam oluşuyor aynı maddelerin dışında ek müdahalelerle (!) ilk hücreyi oluşturmaya çalışıyorlar….)

-Maymun kafataslarına insanın ilkel hali demeyi red ediyoruz. Yok neandertal miş, yok austrolopithecus muş. Bariz maymun kafatası.

-Cansızdan canlı oluşumu hakkında bahsedilen deneylerde ki bunu ölçmek imkansız bu yüzden bakteriler üzerinden nesillik değişimler yapılıyor. Çünkü çok hızlı birşekilde kendi sayılarını ikiye katlayabiliyorlar. Ve ahaaa evrim var diye müslümanlara soğumadan gösteriliyor.

-Abiyogenez, kambriyen patlaması zira kambriyen birçok hipotezi besliyor, Andrew Parker’ın elektrik düşmesi teorisi gibi.. Deneyler yapılıyor fakat bu deneylerde neyin çürütülüp çürütülmediği önemli! Bu farkına varılmadığında köktenci bir tabuyu besliyor.

Dahasında insan üzerindeki körelmiş organlar safsatası bilimsellik sosuna bandırılmış getiriliyor ki ikna edici olsun. Çünküü gereksiz organ veya evrim kalıntıları dedikleri her bir şeyin nerelerde gerektiği anlaşılıyor. Meme uçları gibi uç noktalar getiriliyor ve inandırıcı olma gayreti var. Hayvan insan deriden oluşur. Bunlar farklılık yerine benzerliklere odaklandıkları için uyuşmayan şeyler pek umursanmıyor.

Konuşan hayvan gözlemledik. Karga yapabildiği bir şeyler söylemek yerine kelime ezberlemek. Maymunlar bir türlü düz yürüyemiyor. Yüz biçimleri çok farklı. Günümüzde bile normal dışı kafatasları var. Bunlar insanlara farklı bir şey kaybettirmiyor. Düşünme becerileri çevre dahilinde. Gözlemlenen popüler bir hadisede sadece karanlık ortamda yaşayan sağlıklı doğmuş bir bebek. Yıllar sonra insan toplumu ile karşılaştığında insanların temel becerilerine sahip olamıyor. Konuşma – Düşünme – İş görme.. Çünkü bu tür kazanımlar bebeklikten öğreniliyor.

Red etmediğimiz şeyler.

-Doğa yasaları

Maymunlar da insana çok benziyor. Peki bu kafatasları nedir? Nesli tükenmiş yüzlerce maymun çeşidi var… Bunların kafataslarını alıp neandertal, erectus demekten ibaret. Kromozomu insanınkiyle aynıymış patateste öyle. Aşağıda ki kafa taslarının üstündekilere bakın

evrim

Yukarıda ki türün bilimsel adı Paranthropus aethiopicusa (Bildiğin maymun) Daha konuşamıyorlar bile.  Kuzenlerimiz konuşmayı bilmiyorlar.

Sonra hebe hübe diye mağara adamları varmış, konuşmayı bulmuşlar.

Niye şempanzeler (kuzenlerimiz) ve biz varız da aramızda kalan türler yok? Nesli tükenmiş ve yaşam mücadelesinde kaybetmiş oluyorlar. aramızda kalsın ama pirimatların ayak uyduramamalarının sebebi kendilerinden çok daha güçlü olan ve  yaşam mücadelesinde üç sıfır önde duran neandertalleri silmişler.

İnsanlar zayıf, neandertallerse ise güçlü orman yaşantısında bizi geçmeleri gerekirdi. Ya da aynı zamanda birlikte yaşamamız gerekirdi.. Bunlara cevap diye getirdikleir şeyler de bu tür saçmalıklara sahip.

Birçok türün birlikte yaşaması gerekirdi. Fakat hayvanlar da da bu ara geçiş formları yok. Fabrika imalatı gibi hayvanlar var.

Papağan türlerinde ki gözlemlenebilir değişim dışında bir adaptasyon örneği hayal mahsülü olmuş oluyor.

Çünkü bu bilimsel bilgi bizim savunmadığımzı ve reddettiğimiz  bir şey değil.

evrimnedir.jpg

 

Peki niye bizi kandırmış olamasınlar Ardinin keşfi, Nebraska adamı gibi fiyaskolar yaşandı tarihte. Bunların kesinkes bir şeyin gözlemlenmesiyle alaksı olamaz. Bunu yapanlar bugün bilim adamı dediğimiz kişilerdi.
Bilim adamı her şeyi bilir saçmalığı eskide kaldı.Bugün evrimci olmayan çok sayıda bilim insanı mevcut.
Gelgelelim popüler bir inanış diye de fikir değiştiren, çoğunluğa göre karar veren (ki mantıksal hatadır) çok sayıda birey var.

 

O zaman da yaratılışçılar zor durumda bırakılmıştı. Çünkü gayet bilimsel bir iddiaydı. Madem bu kadar güveniliyor bu teoriye niçin yalan uydurma gereği duydu bu bilimciler? Bilimsel olmanın tek çıkarı doğruya ulaşmakken.

 

Evrim niye olamaz?

Üniversitelerde hep öğretiliyor.

Daha önceden ateistler, Apandist gibi işe yaramayan organları getirip evrime delil olarak sunuyorlardı fakat daha sonra bilim bunların ne işe yaradığını çözdü ve bağışıklık sistemine yararları varmış. Bunun gibi birçok organın yararlı olduğu ortaya çıktı. İskeletin dengede durması için de önemli.

Karşımızda ki unsur bir insan.
Ve genellikle bu evrimcilerin de kendi içerisinde tutarlı buldukları bu şeyleri normal bir yol ile anlatmak pek mümkün değil.
Damarlarına basmış oluyorsunuz ve savunmak için bu saydığım saçmalıkları bir bir getirmeye çalışıyorlar.

Hala apandist niye var körelmiş organlar diye naralar atan inançsızlara rastlayabilirsiniz çünkü cehalet bulaşıcı.. ve gerçekten öyle..

 

Yani öncedende aaa bak bilmem ne dağ adamının fosili bulundu evrim gerçek  diyorlardı. Onlar  tutundurma çabalarıydı şimdi daha rahat insanları kandırma imkanları var..

“1893 yılında Alman anatomіst Robert Wіedersheіm, 86 maddeden oluşan bіr körelmіş organlar lіstesі hazırlamıştır. Bu tarіhten önce de іnsan vücudunda іşlevsіz organlar olduğu düşünülüyordu. Charles Darwіn de söz konusu organların evrіmsel gelіşіm sürecі іçerіsіnde іşlevsіz kalarak köreldіğіnі söylemіş ve bu organları ortaya attığı Evrіm Teorіsі’nіn kanıtlarından bіrі olarak görmüştür.”

 

Kısaca insan primatıyla maymun primatı bir ortak atadan gelindiği iddiasının ortaya koyduğu vahim tablo aynı yaşta olan kuzenlerimizin milyonlarca yıl öncesi gibi davranması.
Çeşitli görüşleri alaya alma gayretleri primciliktir.
Bu tip insanların da, savunmaya çalışacak kimseleri de bu evrim olayına iten bu tip durumlar elbette değildir.
Bir şeylerin doğal sonucu olarak inanmaya gerek duyarlar.

Bir atesinin evrime inanmaması mantıksal açıdan mümkün değil ama var. Büyük ihtimal ne evrim ne de varlığı konusunda bir düşünce içinde olmayan ve sadece  anı yaşayan diğer şeyleri soyutlamış bir kimsedir.

Aynı şekilde çok rahat bir şekilde müslüman olduğunu iddia edip evrime inanan saf kimseler var.

Bir insan a cinler böyle inanayım var diyerek inanmaz. Doğal bir sonuç gerekli.
Bunun için cinlerin varlığı sadece cinlerin görünmemesi olayına indirgenemez.
Bunun temel dayanağı tabi ki din literatürüdür.
Ve “mucizelerin ***” isimli yazımda belirttiğim üzere ne tür kanıtlara sahip olunduğu ve  insanlara yansıyan tutumları göstermiş bulundum.
Kısaca evrimde ateizmin çok önemli bir arayışının sonucudur. Bu çok önemli bir yere sahip olan soruların cevabını ararkenki yapılan hatalar bu makalenin konusu olmamasına rağmen değinmek gerekirse ateistlerin sordukları sorulara gelen cevaplara itimatları yoktur. Bu çok sorguladığınıu iddia eden tarafın da ilmihal kadar bir din bilgisi bulunmaz.

Yani güneşi veya kesinkes olan masayı sorgulanamaz kılan şey ile bunların sorgulamaya çalıştığı şey aynı.

Bu iddilarının demek istediği temel mesele asla sorgulamanın ne demek olduğunu bilmedikleridir.
Objektif olduklarını iddia etmeleri,

 

Bu da tüm bu olanlarla ilintili bir mevzu.

 

 

Doğa nasıl oluştu? Bütün evren birbirine uyumlu hale nasıl geldi ve fizik yasalarını kıldı..

Neyin tesadüfü bu elementler birleşip canlılığı mı yaratıyor insan içinde ki kainatı bütün yıldız tozları birleşiyor öyle mi? Kan nasıl oluşmuştur..

Bunca sinir sistemi birbirleriyle karışmayan damarlar. Birbirlerini tamamlayan organlar.

Arının programlanması ve göz, beyin gibi yapıların varlığı. İnanın bana bunlar evrime fırlatıp geçiştirilemeyecek kadar sağlam şeyler.

Biz bu tür şeyleri bir yaratıcıya atarka sorgulamaktan kaçmış olmayız. Sonuca bu sebep çerçevesinde oluşmaya çalışırız.

Kısaca bilim ve din ne zıt ne eş. Bilim çok daha küçük bir şey. AMAÇ değil ARAÇ.

OLAN VARLIĞI BİLİNEN BİR ŞEYİN NASIL ÇALIŞTIĞINI NE İŞE YARADIĞINI BULMA VE KEŞFETME BİÇİMİ.
Sayesinde de teknoloji denen insan yazması bir durum gelişiyor ve bu şekilde fizik yasaları üzerinde hayatları kolaylaştırabiliyoruz.

Daha bir çok detay var. Din insan ile alakalı ve yaşam biçimi olduğu için de tüm bu durumlarda devreye giriyor.
Diğer şekilde insanın eline düşen bu doğru mefhumu bulunamaz.
Hatalı bir düşünüş tarzına götürür. Bu tür hatalı şeylerin hasarları da kolay kolay giderilemez.

 

Bunu da geçtim cenin çok ayrı bir mevzu.

Bir hücreden şekil alarak insan haline dönüşüyor. Kimilerinde bu yumurtlama şeklinde.

Bir türden başka bir türe geçiyorsak bir timsah’ın bile bir sürü çeşidi olması gerekiyordu ama hepsi fabrika çıktısı gibi.. Araform derken de aslan başlı zürafayı kastetmiyoruz elbette.. Bu onların bize yükledikleri bir yafta.

Doğal seçilim kördür. Tesadüf değildir fakat kötü şıkları eler.. deniyor. Bahsettiğim gibi bu da biyoloji bilgisi…

***

Ornitorenk gibileri hakkında “memeli ama yumurtluyor. Elektrik ve zehir üretiyor. Suda yaşıyor gagası ve kunduz kuyruğu var. Ve al sana evrimin delili. Ateistler de bunu hiç çekinmeden kullanır.

Gelgelelim bu tür şeyler herşeyi en basite indirgeyip tekrar şekillendirmekle alakalı.

Kimse ornitorenk üzerinde evrim savunamaz.

Çünkü herhangi  bir varlık bile içerisinde bundan çok daha fazla şaşılası şey barındırır.

Bilimciler de evrimcilerin bu gereksiz bilgileri ile bir şey bulmuş olmuyorlar.
Genetik  ile alakalı mevzular var fenotiple alakalı yine bunların çözümlemelerinden bahsetmek gerekir.
Bu kadar şey bir canlıda nasıl toplanmış?

Reklamlar
4 comments
  1. Bence sen herhangi bir üniversitenin biyoloji bölümüne uğrayıp evrim hakkında bilgi edin önce 🙂

    Beğen

    • RENA said:

      Biyoloji bölümünde ki öğrenciler de kendilerini zorlayarak kanat çıkartıp evrimi mi kanıtlayacak? 😀 Evrimi anlatıyorum, felsefe yaparak kanıtlamaya çalıştığınız ve aynı zaman da zaten red etmediğimiz biyolojik bilgileri es geçip şu ütopyalarınızı gerçek kılan nedir anlatabilir misin? 😀

      Bak bahsettiğin ünilerden birinde bir arkadaşın olabilir. EVRİMCİLER AŞMIŞ Filan dersin. Nasılda evrimden anlıyor. Ona ne demiştim biliyor musun? 2 Evrim kitabıyla bir kaç aya sen de evrim dersi vermeye başlarsın. Önce savunduğunuz evrimi öğrenin.

      Beğen

  2. Deep Dark said:

    Benim iki adet çok basit sorum var. Dürüstçe ve önyargısızca cevaplarsanız sevinirim.
    1) Yaşınız kaç?
    2) Tahsiliniz ne?

    Beğen

    • RENA said:

      Dürüst ve önyargısız olarak fikir sorulur. Kişisel şeyler değil haksız mıyım? Deep Dark ismini takan birinin merakını karşılayayım. “Siz” eki seviyeyi koruyacak ve bu soruları art niyet duymadan söylemenin gerçekçi ve samimi olmadığını bileceğiz.

      Önce amacı söylemen gerekir. Bu arada gerçekten adına uygunsun derin bir karanlık. Cehaletin vuku bulmuş hali olarak facebook tartışmanızdan devam ettirmeme gerek yok. Nasılsa hakaretleri çıkarırsak yorumun kalmayacak ben anlatmış sen dinlemiş olacaksın.
      Neyse
      Bilim adamları kendi aralarında farklı ayrılıklara sahiptir. Gerek determinizm üzerinde gerek din üzerinde kutuplaşırlar. Evrim ve diğer bir çok şey üzerinde. Bu bilim adamları aslında aynı şeyleri yapar. Kısaca benim görüşümde bir tahsil varsa bana ne gerek var? Gelgelelim üç yerden daha kapsamlı halde vurabilirim. Şahıstan değil fikirden gidelim. Biraz uzun olacak gibi.
      Felsefeye bakarsan hiç bir soru çözülmemiş bile. Bu noktada bu insanlar aforizma kasmak dışında bir şey yapmamıştır. Aynı soru ve farklı ve zıt sonuçlar. Kısaca birbirine çamur atan ilgi meraklıları. Her biri farklı yere yönlenmiş gerçeği farklı şeyler olarak lanse etmeye çalışmışlar. Canla başla kendi doğrularını savunarak yıllar sonra büyük bir ? işareti bırakmışlar. NEYE İNANALIM?

      Tek tek isimlerini saymaya gerek yok. Bahsettiğim üzere tahsilsizler topluluğu. Ortada yüzyıllardır çözülemeyen problemler var. Felsefecilerin tahsili neydi ki? Eski yunan’ı da örnek gösterebilirim. Hangi yanlışlarını getireyim. Evre nhakkındakilerini mi?
      BİLİM’in umrunda bile değilsiniz. Çünkü o bir araç amaç değil. Varlığı yeniden keşfetmek. Sebepleri öğrenmek üzere kurulu bir insan işi. Bilim tanrı yoktur gibi söylemlerde bulunamaz inan bana. Onu insan yapar. Çok iyi denklem çözüyor olabilirsin fakat bu senin görüşünün doğru olduğu anlamına gelmez? Gelgelelim evren hakkında ki tahliler teoloji, ilahiyata kaçtığı için bir biyolog için fizik ne kadar aşikar.
      Bilim adamlarını överken bu insanların yaşamları hakkında bile pek fikrin yok? Aciz bir insan, tıpkı diğerleri gibi çoğu şeye muhtaç.. Bilim üstüne yaptığı çalışmalar onu diğerlerine üstun kılamaz çoğuda küçük ama genişten bakıldığında etkili işlemler.
      Olan şeyleri bulmaya çalışırken hepsi farklı şey söylüyor sen peşinden gittiklerine güvenip diğerlerini eleyebilirsin. Sadece ateist bilim adamlarının varlığına inanabilirsin tüm herşeyi onlar yapmış şeklinde düşünebilirsin . İstersen 6 imkansıza inandır kendini. Seni bağlar. Flew ateistlikten dönerken senden fazla batı kokusu aldı bilimle ilgilendi yada bilimin sütunları sandığın insanların görüşlerini incele bakalım neler göreceksin.

      Bence sen boğaziçinin gözde makine bükücüsüsün. Okuduğun üni ve bölümün bir halta yarıyormuş gibi havalar.Ve saç teli kadar kitap okuyan adam olduğunu söylemen sence inanalım mı?

      Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: