Domuzlar gibi yaşamak

Dünya algımız değişebilir… Çağımızın en kritik problemlerinden biri de doğru ve yanlışı ayırt edememektir. Bir şeyler yanlış. Engelliler için bir dünya ya da daha iyi bir dünya diyerek geçiştilir tüm bu süreç . Ancak entropi yasaları aşkına hayat devam ettiği sürece bu mekanizmalar devrededir. Çoğumuzun bir haber kaldığı mekanizmalar.

Şu da yapılsa iyi olurdu mantığı hiç edilmeli bir şeyler yapılmalı ancak herkes başkasından beklerken mi?
Toplumlar da bireylerden oluşur. Tabi “İnsan unsuru sorunludur” şeklinde bağlayabilmeme rağmen bu hatalı bir varsayım.
Nitekim makinelerin egemenliğiyle ilgili söylemler bir kenera bırakırsak; Bir bilinç kaynağından bahsediyoruz. Gözle görünür olarak diğer yaşam formları bu kadar etkin bir şekilde davranamıyor. Bu yüzden insan hataları yine insan yetileri tarafından telafi edilir.

Konuyu bağlamından dağıtmadan ve daha fazla kafa karışıklığı oluşturmadan bahsetmem gereken şeyleri parça parça anlatacağım diğer türlü mükemmeliyetçi katsayılarıyla birleşecek ve bu da yeteri derecede erteleme anlamına geliyor.
Gelişmiş ve ilkel toplumlar arasında ki farkları hemen hemen biliyoruz. Tabi bir temele oturtulmuş bu meselelere giriş yapmadan teğet geçeceğim. Bahsedeceğim nokta daha gelişmiş ülkelerin içerisinde ki halka “şiddet” uygulamadan KAHPECE dediğimiz bir süreç işletmesi. Lütfen alınmayın devamında daha ileri seviye bir hakaret duymacaksınız.
Kızılderili katliamın da bir toplumu katletmek, onların mertçe savaş yöntemleriyle uyumsuzdu. Burada zaman ve psikoloji ve bir kaç etmen ile birlikte farklı teknikler işlenir. Bunları değerlendirelim.

Devletler sadece savaşılarak gele geçirilmezler. Kiralık yöneticilerle susturulan halk, kendi ırkından, kendi milletinden, ismi kendilerinin ismine benzeyen kişilerce yönetilebilir. Artık ülke tüm bireylerini toplayıp savaşmıyor tabi şuana kadar bunu gerektirecek bir şey olmadı.
Bu daha keskin bir savaş biçimidir.
Hükümet ele geçirme ile sınırlı kalınamaz. Hakimiyet artırılabilir ancak devletin başı ele geçirildiğinde, medya alıgıs ile birlikte toplumun sesi çok kısık çıkar.

Bir zaafiyet bulunup, büyütülebilir, Avrupanın kendisi menfaatlerini benimseyenleri başka ülkelerden devşirdiği gibi bu kimi zaman bir burs yardımı olur kimi zaman gönüllü hizmet , yardım gibi çeşitli adlarla veya burada kendi misyoner okullarını açarak.
Kontrol altında tutulan bir kaos ortamı hazırlanabilir.
Ve bu süreçler, aşamalar farkettirmeden işler. Kimi zaman aptal kutusu olan televizyonlar üzerinden insanlar mayıştırılır. Çeşitli yaşam standartlarına hazırlanır. Ya da kendi benlik tarihlerini unutturacaklar müfredatlara sahip okullar ile yetiştirilirler.

Yetiştiriliş tarzı da bu denli önemli.Medya silahı bu yüzden kimyasal silahtan daha etkilidir. Toplumlar çeşitli şehir efsanelerine maruz kalırlar ve kendilerinden şüphe ettirirler. Herşey hakkında yanlış bilgilendirilir.

Örnek vermek gerekirse, TARAFSIZLIK.
Suriyeden örnek getirmek istiyorum. Haber kanalları aptalca. Orada olan çatışmayı neden orada olduğunu bilmeden anlatıyor. Bu yüzden cahilleşen toplum dünya da nelerin döndüğünü bilmiyor tek bilinen geriye atılmış umursanmayan bir tarih ve izlenen kıyım görüntüleri.
OBJEKTİF kalmak büyük bir saçmalık her şeye objektif kalınamaz. Bu içeriye sokulan büyük derecede bir zehir. Tarafsızlık masallarıyla kandırıldık. Kimse tarafsız değil, tarafsızlık satan dış ülkeler bile. Bunların diplomasisi yılan siyaseti olduğu biline biline arkalarından gidilebilir mi?
Zalim ve Mazlum arasında değil bir tarafsızlık empati beklenmesi bile yanlıştır.
Tabi zulmü yapan kılıfı hazırlar. Bu beklentisini her ne kadar etik olmasa ve küstahça olsa da sergiler. Kısaca hiç bir konuda insan tarafsız kalamaz. Bu iddiayı benimseyen bir kişi savunduğu şeylerle çelişmektedir.

HÜMANİZM İNSAN HAKLARI SAFSATASI
Bu olgu demokrasi gibi yanlış bir puko döngüsü teşkil eder. Demokrasi hiç bir zaman varolmadıysa yani söylemden öteye geçemediğinde bizim bunun işe yaramadığını anlamamız gerekir. Çünkü senato, senatörler artık parti gibi katmanlara da bölsenizde kontrol edilebilir çünkü o kadar aşamadan geçiyor ki tam yetki neredeyse kimsede bulunmuyor.
Şirketokrasi, monarşi, oligarşi (yabancı sınıflandırmalar bir yana ) HALDUN’un “mukaddime, özet” kitabında devlet modelleri halkların nasıl yıkıldığı gibi konular işlenmiştir. Vergiler vs. Kontrol altında ki bir anarşi, devrim göründüğünün aksine hizmettir. Çevre bir silahsa hatta patriarşi uygularsın.

Bu nedenle seri halinde devam etmeyi düşünüyorum ama Türkiye de bu gibi şeylerden var.

Türkleri ve Türk olmayı aşağılık gören bir grup. Yurt dışına gidenler bir yana burada ısrarla kalıp bu yıprtmayı sürdüren Türkiyeyi kendi ülkesini artık ne kadar aitse İNSAN HAKLARI denen yapıya şikayet eden takım. Kendilerine “vatansız” diyebileceğimiz bir sınıf. Zira dışarıya çıkıp CRYTEK oyun firmasının kurucuları gibi verdiği röpörtajda açıkça görülen Türkçe’yi ana dilini konuşmayı unutan kimseler. Bir örnek de Dr.Öz adında ki şahsiyet oluyor.

Türk kafa yapısıyla sorunu olan. Dış ülkelerin daha iyi yerler olduğunu öne süren burada ki insanların dışarıda olanları görmediği sanan bir takım. En küçük sorundan hemen Türkiye’ye ve Türk insanına hakaret edenler. Zira ülke de ki değerler aşağılandıkça, yerildikçe ve onlara sövüldükçe mutlu oluyorlar.
Tabi, din ağırlıklı rezil söylemler. İçki, zina… gibi iğrenç şeyler bu yazının başlığını oluşturuyor.
Kadınların seçme ve seçilme hakkı Türkiyeye 1930 da gelmiş olabilir (Sözde bir yasa )ancak Başörtülü kadınlar için 2013 yılında geldi.

Çözüm önerileri batılı medeniyetleri taklit ederek onlara pazar olmak. Gölgeden öteye gidememek. Bu kimseler tabi ki kripto etnik kökenler oluyor. Vatan haini kazanmaya çalışıyorlar. Çeşitli üniversite kurum ve kuruluş yoluyla elde ediyorlar. Batı pazarı bir toplum öngörülüyor ve TÜRKİYE menfaati hiçe sayılıyor ancak her fırsatta özgürlük, Türkiye bütünlüğü söylemleri sarfediliyor.
Gözlemler çok fazla, ayrı ayrı incelenebilir. Bu şekilde tarihinden habersiz insanlar türetiliyor. İNSAN HAKLARI!
Magna Carta evrensel bildirgesi olarak gelir.

Aslında ne hikmetse bu kurumu bu şekilde tanıtıyorlar. Aslında tanımı “Avrupa insan hakları. “ dır. Bir ülkenin veya birleşip birbirlerini korumaya karar vermiş, anlaşma sağlayan ülkelerin kendi içlerinde ki bir HAK söz konusu. Dile getirilen şey de bu.

Yani sadece avrupalılar için vardır.
OSMANLI ŞERİAT DEVLETİ’nde nerede bir zulüm görülürse önlemeye gidilirdi ama AVRUPA’nın umrunda değil. HAÇLI KAFASINA SAHİPLER çünkü bizim gibi katliamdan geçmediler ve 200 senelik tarihleri yok. Bizimle savaşanlar bizim gücümüzden hoşnut kalamaz. SEVR’in eşiğine gelip sömürü ve paylaşma düşünürken. Egemenliği kendilerinde isterler. Ve bakılırsa doğal olarak tarihleri fazlasıyla küçük. Başarılarının altında yatan temel neden biz de ki milli bilinci , şuuru ve aksiyon ruhunu öldürmek oldu. Bu da Türkiye de ki insanları kendilerine benzeterek oldu.

Tabi, OPTİMUS PRİME gibi Transformers filmin de güçlü bir Amerika portresi çizildiğinde aslında ekonomisi kalmamış, şirketler ile ayakta duran, şirketokratik bir Amerika, Afrikalı terlikli askerlere yenilen, askerlerinde bir kalifiyetin söz konusu olmadığı paralı asker kiralayarak oyunu sürdüren bir Amerika buna göre insan hakkının arandığı katliama maruz ülkelerin birbirlerini öldürmelerini Amerikan Hükümeti de fazlasıyla arzu edecektir. Bu durumda Süper Güç olarak tanıtılan Amerika aslında deve sanılan bir fare.

BANKALAR’ın varlığı hakkında bir yazı dizisi gerekli tabi ama tarihleri çok kısa. Osmanlı lirası 18 dolar civarı olduğu (Çok müthiş bir durum) bankalar yerine karzı hasen vakıfları olduğu çağlar.

Buna göre Türkiye de işlenen geneli DİNİ değer olmak üzere nefretini bu şekilde kusan insanlar var… Müslüman olmamalarına rağmen kendilerine inandırdıkları kişilere sormak istiyorum.
Dinin karıştırılamamasını istediğinize göre DİNİNİZİ RAHATÇA TUVALLETE Mİ YAŞAYABİLİYORSUNUZ?

Her fırsatta Türkiye hükümetini suçlayanların amacı aslında çok açık. Çocukları da bu şekilde etkileyerek toplum yönetmeye çalışıyorlar.
Türkiye bu konuda fazla toleranslı. Bu kadar insiyatif onlara fazla olsa da. Avrupa da bunu yapan gazeteciler tutuklanır. Terörist ve hainler hakkında ki kanunlar sıkıdır.
Yani , onlar bir teröristi hemen öldürür Türkiye yaptığında bunu canilik olarak algılar.
Buna rağmen bu tutumdan daha hafifini sergileyen Türkiye’ye karşı alınan kararların yapılan uygulamaların yanlış olduğuyla ilgili nutuklar atmaya çalışırlar.

Ne yapılabilir?
Yabancı kanallar, siteler takip edildiğinde zayıflıkları görülebilir.
Onların haberlerini Türkçeye çevirecek tanıtacak bir sistem gerekli. Çelişkilerini yüzlerine vurmak gerekiyor. Aynı şekilde orada ki haberleri buraya aktardığımız gibi, onlar için de doğru bir ingilizce çeviri haber oluşturmak önemli olabilir.
Türkiye uyuyan büyük bir dev. Öyle ki 2000li yıllara kadar 3.dünya ülkeleri gibi görülüyordu ve diğer ülkelerin vatandaşları tanımıyordu. Geçmiş unutturulmaya çalışılsada aşağıda ki gibi karikatürler ile ilgili bir dizi seri yapmaktada fayda var.

CEVAP: KÖKLÜ TARİHİ OLAN KAZANIR.
Batı 200 sene öncesine kadar her alanda geri idi. Fakat şuan dünyada söz sahibi oldukları için tarihi değiştirebilmeleri muhtemel. 200 sene öncesine kadar tarih Türk ve özünde müslümanların yanındaydı. Hunlar uygurlar… emevi,abbasi, selçuklu, osmanlı…

Roma’nın gücü İsa aleyhisselam’ın inişi dolayısıyla peygamber’in kavmine yönelik bir ödülü olarka düşünebilir. Bunu bozup , istifade malzemesi olarak gelemedi. Helen , yuna uygarlıkları olarak karşımızda bir mirasçı yok nitekim bu eserlerin varlığını mukaddimesini yaptığı arapça tercüme eserlerden öğrenebilmişlerdir. Roma da zaten ne savaş ne darbeye maruz kalmadan kendi kendisini söndürüp bitirmiştir. Ortaçağda yakacak bir mum dahi kalmamıştır. Hela denen şeyin varlığının bilinmemesi ve TEMİZLİK mefhumunun korkulacak şeytan işi sayılmasından bahsediyoruz. Buna rağmen bu kimseleri “Medeni” sayıyorsak yediğimiz narkozdan uyanmamızı tavsiye. Hiç bir zaman medeniyet seviyesine çıkamamış bir millet. 8 haçlı seferindende mağlup kimseler seferler sırasında keşfettikleri göz kamaştırıcı medeniyetten faydalanarak bugünlere geldiler. Nitekim bu Osmanlı Medeniyeti kurulmadan öncebile batışı belirliydi. Mehdi as zuhuru hep bu çağa yönelik tebliğler. Ahir zaman ile ilgili hadis-i şerifler ile birlikte hiç bir Osmanlı vatandaşı daha bu kötü çağlara gelinmeden kıyametin kopacağına inanmıyordu. Bu yüzden yıkılışın medeni seviyeyle bir alakasıda yoktur.
Çanakkale dahil hiç bir savaşta kazanmayan bu millet DİPLOMASİ ile masada kendi rızasıyla bir takım cuntacı tarafından teslim edilmiş. Katliam, ile kendinden görülen insanlar aracılığıyla çürütülmek istenmiştir.

Ecevitler avrupaya gidip başlarını okşatıp dönüyordu. GAZETELER rahatça başkana, başbakana saldırabiliyordu. Ancak yaptıklarının Özgür gazetecilik olduğunu kimse söyleyemez. Bu tür şeyler suçtur. Mecliste terörist beslenmez.
Diğer bir takım ise Türk OTAĞI’na ait olduğunu düşünen. Türklüğü öne çıkaran bir grup. Bunun gibi çok fazla var. Her biri İNSAN DOĞASI ile ilişkili, toplumları etkileyen durumlar. İrlanda’nın sömürülmesi sonrası bağımsızlığını kazanması. Büyük yugoslavyanın 15 küçük parçada yutulması devletçikleri rahatça sonlandırıabilir. Temel nokta şu biz 200 senelik bir tarihe hapsedilemeyiz. Tarihimizi batılı ajanların yazdığı bir tarih kabul edilemez.
BÜYÜK HUN İMPARATORLUĞUNUN sahipleri, TÜRK HAYRANLIĞI
Attila’nın tüm hristiyanlığı bitirebilecek olmasına karşı papanın diz çöküm yalvarmasıyla bunu yapabilecek olmasına rağmen yapmaması. Tüm bunlar destan niteliğinde.
Örnek olarak Ortaçağ karanlık olarak anılır. Bu batılıları tarihi, Doğu zaten aydınlıktı.

İçerisine düştüğümüz onur kırıcı , rahatsız edici durumlardan.

Batıdan medet ummamak gerekir. TARİH bellidir. Sonuçları da düşünen insan için kestirilebilir. NE AVRUPA BİRLİĞİ , NE NATO… Türkiyenin hiç bir işine yaramamıştır. İMF’ler batılı devletlerin dürüst olmayan, yalancı tutumlarına karşı bizimle yakınlık kurmak onların işine yarıyor ama önceki dönemlerde kendilerine itaat eden bir Türkiye vardı. Köle efendi ilişkisi ancak gerçek öyle değil. Tarihimiz çok aziz. Unutturmadıkça bu oyunu sürdüremeyeceklerinin farkındalar. Batılı yaşam standartları (CENNET Mİ ? ÜTOPYA MI?).

Ödül Töreninde Diriliş Ertuğrul Dizisine yapılan saygısızlık sonrası “Pabucum daha değerli”

Nobel,pulitzer, altın kelebek, oskar, altın petek… Bunların hiç biri bir başarı simgesi değil. Belirli kişileri, bir kaç jüri kisvesinin verdiği haklı haksızın önemsemediği kurum ve kuruluşlardan ibaret.

İsrail gibi terör devletine yangın yüzünden giden su söndürme helikopteri nato üyesi olduğumuz için gönderildi. Bu katliamlarına karşı sessiz kalmanın hiç bir insani tarafı yok.

Uyanık kalmalıyız. Tabi toplumlar ses çıkartmaya başladığında göze batar. Çoğu baskılama ve yaptırım gerekli kılar. Bu yüzden, kışkırtma, bombalı eylemler. 15 Temmuz darbe girişimleri, gezi olayları yaşanabilir ve bu olaylar içerisinde bir takım mesajlarda barındırır.

Buna örnek filistinlileri susturmak için siyonizme karşı görünen, onlara taş atan yahudiler. Diğer insanları pasifleştiriri. Tam anlamıyla bir göz boyama oyunlarından biridir.

Ve ülkemiz de Nato’nun askeri üslerini barındırıyoruz.
Kısacası, Avrupa, Yunan, İspanya.. Semerkand, Buhara, Gırnata, Dicle, Nil, Fırat hepsi bizimdi unutmadık. Şimdi de bu ülkelerin elimizden alınmasını unutup 32 parçayı bölünen büyük bir devletin bir parçasını bir marifet sanamayız. ONLARIN HEPSİ BİZİM İNŞAALLAH GERİ ALACAĞIZ.

Çanakkalede, suriyeli , gazzeli mezar taşları var. Orası da bizim burası da. Burası da onların, orasıda. 1000 yıllık müslüman yurdundan hiç kimse, ülkenin asıl sahiplerini kovamaz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: