Belirsizlik ilkesi ve Kuantum Problemi

Popüler bilim konularına değinmek istiyordum ne zamandan beri bir seriye dönüşemesede bunu da eklemekte fayda var. Nitekim dinsiz donsuzların kullandığı ilkel yöntemlerden biri, son zamanlarda tartışmadan ayrıldıkları için bu kadar değerlendirebilyorum.  Acımasız olabilrisiniz onlara karşı emir cümleleri kullamaktan çekinmeyin zaten laftan anlamyan odunlarla konuşuyorsaunuz, alaya bağlamak isteselerde bunu kesmenin yolları çok bu yüzden mantıksal kuralları koyduğum yazıları da paylaşıyorum. Siteyi wordpad gibi yerlere arşivleyebilirsiniz.

Heisenberg Belirsizlik ilkesi
Kuantum fiziğinin gelişimiyle birlikte newton fiziğinin yıkıldığı iddiaları ortaya çıktı. Modern bir fizik anlayışı doğuyordu. Hakkında felsefi ve teolojik bir çok yorum yapıldı. Bu yorumlar iki temel görüşe oturtulabilir. Tanrının varlığına inanan bilimciler ve inanmayanlar. Her iki tarafından kendince mazeretleri var.
Özellikle bu dile yeni alışıyorsanız kitaplar ağır gelebilir, anlamayabilirsiniz. Bu yüzden konuları açarak basitleştirmeye çalıştım. Zira kitapları anlayabilmek için biraz da olsa okumuş olmak gerekiyor. Abartılacak şeyler asla değiller.
Bütün bir popüler bilim onlarca yıldır aynı buluşları, aynı argümanları konuştuğu ve yeni savunucular bulduğu için ısıtılıp ısıtılıp tazeymiş gibi sunuluyor.
Popüler bilim kitapları da bilmeyen insanlar için sadece tartışmalarda faydası dokunabilecek kaynaklar.
Tabi ki teist ve nonteistler arasında ki sürtüşmeyi kastediyorum. Zira bu bilimi kendi safına çekme gayretidir.
Descartes, Hume, Spinoza, Laplace, Bertrand Russel çeşitli yaklaşımlar. Bu nokta da cahilliklerini görmenizi tabi ki isterim.
Kuantum boyutu/dünyası;
Fizikçi Max Planck enerjinin bölünmez en küçük parçası olarak tanımlamıştır. Kuantum fiziği ise doğanın en küçük parçaları ile ilgilenen bir kuramdır. İlgi konusu içine atomlar, atom çekirdekleri, bu çekirdeklerin yapıları ve onları oluşturan parçacıklar ile bu parçacıklar arası etkileşimlerdir. (ALINTI)

Parçacıklar çok kısa bir sürede yok olup başka yerde varoluyorlar. Bunun adı ise Heisenberg belirsizlik ilkesi. Atomaltı parçacığın aynı anda hem bulunduğu konum hemde hızı tespit edilemiyor. Hızı ne kadar iyi tesbit edilse bulunduğu konum o ölçüde belirginsizleşiyor. Aynı şey tersi içinde geçerli.Tespit etmek bir durağanlık gerektiriyor.

Bilim adamları arasında bir görüş ayrımı söz konusu…
Enerji ile madde arasında ki bir dönüşümden mi kaynaklanıyor? Parçacığın kaybolmasının nedeni ontolojik bir belirsizliğe mi yoksa epistemolojik bir duruma mı işaret ediyor? Anlamamanız gayet normal. Devam edin. Bırakıp giderseniz öğrenemezsiniz. Çeşitli yerlerden farklı şeyler okuyarak kafanızda oturtabilirsiniz ancak!
Ontoloji, varlık felsefesi olduğu için gerçekte varolan belirsizlik anlamındadır. Doğanın yasası olan bir belirsizlik. Veya bilgi anlamına gelen epistomolojik sorun yani bizim cehaletimiz.

Fakat inançsızlar bunu tek bir taraftan aktardıkları için. Bilimin “İndeterminist Ontolojik” bir sonuca vardığı yargısı oluşuyor.
Einstein, Podolsky ve Rosn atomaltı dünyaya dair teorilerimizin eksik olduğunu David Bohm, atom altı dünyadaki gizli değişkenlerin (Hidden variables) cehaletimizin sebebi olduğunu savunur..
Bu anlayışa determinizm denir.
Determinizm ile ontolojik indeterminizm
Nedensellik anlamına gelen determinizm. Herşeyin bir sebebi olduğu görüşüdür. İndeterminizm ise kuantum boyutunda bunun geçerli olmadığını nedensizce de varolup yokolunduğu kanısıdır.
Heisenberg bu görüşün temsilcilerindendir.
Bilmediklerinden yola çıkarak öngörüyor. Diğer adıyla tahmin!
Anlaşıldığı üzere bu takım tanrıyı bir yerlere sıkıştırma ve herşeyi madde olarak görme yanılgısı içerisindedirler.
Buna göre tanrı yaratırken zamana ve mekana ihtiyaç duymalı.

LAPLACE ‘İN CİNİ
Laplace’in teorisine göre herhangi bir anda tabiatta bulunan kuvvetlerin tümünü, kainatı oluşturan nesnelerin pozisyonları ile birlikte bilen ve bu sayede kainatın geleceğini de bilebilecek olan sanal varlık.
Yani olanları yorumlayarak bir gelecek öngörüyor.

laplace bu düşünsel deneyiyle; şansa bağlı olduğu varsayılan herhangi bir olayın (atılan paranın yazı ya da tura gelmesi) olay sürecinde sistemde mevcut tüm değişkenlerin (rüzgar, zemin yapısı, paranın ağırlığı, yerçekimi sabiti vs.) bilinmesiyle önceden tahmin edilebileceğini yani şans diye birşeyin olmadığını öne sürer. Kaynak: EKŞİ

..
Bu tür sorunsalların çeşitli çevrelerce nasıl savunulduğunu başka konular altında toplamıştım.

Reklamlar
1 comment

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: