SELEFİLERE CEVAPLAR | Ehlisünnet Müdafası

AYET VE HADİS-İ ŞERİFLER İLE VAHABİLERE CEVAPLAR.
İTİKADI BOZUK SELEFİLERE CEVAPLAR
•Alimlerin faziletleri •Şefaat •Mucize- Keramet • Rabıta •

HADİS-i ŞERİFLER
Alimler peygamberlerin varisleridir.

    • Öyle erler vardır ki, onları ne bir ticaret ne de bir alış-veriş zikrullahtan, namaz kılmaktan, zekât vermekten alıkoymaz.
    • Onlar gönüllerin ve gözlerin halden hâle döneceği günden korkarlar.” (Nur: 37)
    • (Her şeyin bir kaynağı vardır. Takvanın kaynağı, âriflerin kalbleridir.) [Taberani]
    • (Salihleri anmak, günahları temizler.) [Deylemi]
    • (Âlimin yanında bulunmak ibadettir.) [Deylemi]
    • (Âlimin yüzüne bakmak ibadettir.) [Deylemi]
    • (Zikir, sadakadan daha faydalıdır.) [ibni Hibban, Beyheki]
    • (Zikir, nafile oruçtan daha hayırlıdır.) [Deylemi, Beyheki]
    • (Her hastalığın şifası vardır. Kalbin şifası, Allahü teâlâyı zikretmektir.) [Deylemi, Beyheki, Münavi]
    • (Derecesi en yüksek olanlar, Allahü teâlâyı zikredenlerdir.) [Beyheki]
    (Allahü teâlâyı çok zikredeni, Allahü teâlâ sever.) [Beyheki]

AYET- KERİMELER

    • •Mâide, 56.. Ayet: Ve her kim Allah Teâlâyı ve O’nun Resûlünü ve imân edenleri velî ittihaz ederse şüphe yok ki galip olanlar Allah Teâlâ’nın o fırkasıdır.
    • •Allah içinizden iman edenleri yüceltir. Bunlardan kendilerine ilim verilmiş olanları ise kat kat derecelerle yükseltir.” (Mücadele: 11)
    • •Lütuf ancak Allah’ın elindedir. Onu ancak dilediği kimselere verir.
    • Allah büyük lütuf sahibidir.” (Hadid: 29)
    •Ama kim Benim zikrimden yüz çevirirse kitabımı dinlemez ve Beni anmaktan gaflet ederse, ona dar bir geçim vardır ve Biz onu kıyamet günü kör olarak diriltir, duruşmaya getiririz.”(Taha, 20/124)

İmam şafiden ve İmam Malik’ten
TASAVVUFLA İLGİLİ DELİLLER
ŞEFAAT
Geneli itibariyle bir ayeti aldıklarında diğer ayetleri görmezler.

“Ey falan! Bize şefaat et, ey falan bize şefaat et diyecekler. Sonunda şefaat etme işi bana kalacak. İşte makam-ı Mahmud budur.” (Buhari, Tefsir 11; zekat 52)
“O gün, Rahman’ın şefaat izni verip sözünden razı olduğu kimselerden başkasının şefaati fayda vermez.” (Taha 109)
“Rahman’ın huzurunda söz almış olanlar dışında hiç kimse şefaat edemeyecektir.” (Meryem 87)
ALLAHÜ tealanın veli kulları o kimselerdir ki, görüldükleri zaman hatıra ALLAHÜ Teala gelir.”gören kimsenin dünyadan başka bir arzusu olmasa bile”, (câmîu`s- Sâgîr)
Gelde şimdi nefsinden Allah’ın evliyalarına dil uzat Vallahi ahirette kabirde şefaatçi bulamazsan bu adamlara uyarsan bunlar sana fayda vermez. Vahabilik 200 senelik ingiliz sokması bozuk bir itikattır
Allahım falan kulun hürmetine şu ihtiyacımı gider veya benı affet demek kimden yardım ıstemek oluyor ?
Allah’ın rahmetını ıstıyorum yıne ama ben islama düzgün bir hayat yaşayamadım duaların kabul şartlarını cem edemedım ve bunları yapan biri elbette Allah katında benden daha değerlidir ve onun hatırına benı affetmesını ıstıroum ve onada benım için Allah a dua etmsını sıtıyorum

TASAVVUF
İlmi Sağlam kaynaktan öğrenelim selefi taifesinden degil.
İmam Şâfiî şöyle der:
حدثنا محمد بن عبد الرحمن حدثني أبو الحسن بن القتات, حدثنا محمد بن أبي يحيى, حدثنا يونس بن عبد الأعلى قال: سمعت الشافعي يقول: لولا أن رجلا عاقلا تصوف لم يأت الظهر حتى يصير أحمق.
Ebû Nu’aym “Hilyatü’l-Evliya” isimli risalesinde İmam Şafiî Hazretleri’nin şöyle dediğini nakleder:
“Kim ki sabahleyin tasavvufa girmezse, öğleye ancak deli olarak çıkar.”
Arapça ibarede geçen “lev la” lafzının kaldırılmasıyla bir cümleyi baştan başa tahrif etmiş oluyorlar.

Ebû Nu’aym, bunu Muhammad b. Abdurrahmân b. al-Fadl, o da bunu Ebû’l-Hasan (Ahmed b. Muhammad b. al-Haris) İbn al-Kattât (al-Misrî), o da bunu Muhammed b. Ebî Yahyâ, o da bunu İmam Yunus b. Abdu’l-A’la’dan rivayet etmişlerdir. Rivayet silsilesi budur.
İmam Aclunî, İmam Şafiî’nin de şöyle dediğini nakleder:
حبب إلي من دنياكم ثلاث: ترك التكلف، وعشرة الخلق بالتلطف، والاقتداء بطريق أهل التصوف.[/color]
Dünyanızdan bana üç şey sevdirildi. Değiştirmeyi terk, insanlara güler yüzlü ve iyi muamele, tasavvuf ehlinin yoluna tabi olmak!
( Kaşfu’l-Hafa ve Muzilu’l-İlbas, I, 341/ no: 1089.)
İmam Şâfiî Hazretlerinin, “Hem fakih, hem sofi ol, sadece birisini yapma!” sözünün arapçasının tamamı:
فقيها وصوفيا فكن ليس واحدا ، فإني وحق الله إياك أنصح
فذلك قاس لم يذق قلبه تقى وهذا جهول، كيف ذو الجهل يصلح

İmam Malik Rh.A.:
“Kim tasavvufun öğrettiği ahlâk ve manevi hal ilmiyle yetinip fıkıh öğrenmezse, dinden çıkacak işler yapar, zındık olur. Kim de fıkıhla yetinir, ahlâk ve manevi halleri öğreten tasavvuf ilmini öğrenmezse büyük günahları işler, fasık olur. Her iki ilmi öğrenen kimse gerçek bir müslüman olur.” (Aliyyu’l-Kâri, Şerhu Ayni’l-İlim)
Bu manada İmam Şafii Rh.A. bir hikmet pınarı olan şiirinde şöyle der:
Hem fakih, hem sufi ol, sakın birisiyle yetinme.
Bu sana hak için bir nasihattir dostum, incinme.
Sade fakihin kalbi katı olur, tadamaz takvayı,
Öbürü de cahil kalır, nasıl yapar ıslahı.”
(Muhammed Afif, Divan-ı Şafii)

Hanbelî mezhebinin kurucusu Ahmed bin Hanbel, Bişr-i Hâfî’yi çok sever, devamlı yanına giderdi. Talebeleri; “Siz âlimsiniz. Hadîste, fıkıhta, ictihadda ve bütün ilimlerde eşiniz yoktur. Niye Bişr-i Hâfî gibi birini sık sık ziyâret ediyorsunuz? ” dediklerinde; “Evet, dediğiniz ilimleri ondan iyi bilirim. Fakat o, kalp ilimlerini benden iyi bilir.” derdi.

İmâm Nevevî (v. 676/1277)’nin açıklamalarından anlaşılmıştır ki:
Bir kimse, Allah-ü Tealanın dışında bir fiili, yaratan ve kâinatı kontrol edebilen bir varlık olmadığını bilerek ve inanarak, o fiili, ortaya çıkmasına sebep olan vasıtalardan birine nispet ederek o yaptı diyorsa, o vasıtayı sadece Allah’ın iradesine uygun hareket eden bir vesile ve sonra olacakların bir alameti olarak görüyor demektir ki, böyle bir kimse âlimlerin ittifakıyla kâfir olarak nitelenemez. Netice olarak, gerek insan gerek peygamber olsun herhangi bir kişiyi Allah (Celle Celalühü)’a ortak koşarsa müşrik olur. Eğer gerçek fail ve yaratıcının Allah (Celle Celalühü) olduğunun farkında olarak, fiili o vasıtaya nispet ediyorsa kâfir olmaz.

DELİL AYETİ KERİMEDEN
Hazreti Süleyman bu isteğinde Üç aylık mesafede sarayın içindeki tahtın yerini bilip gören Asaf b. Berhıya ya Allah (Celle celalühü) has basar sıfatını bir insana verdi diyebilirmiyiz. Düşünün Allah tarafından verilen bu ilimle bir keramet sahibi veli daha neler yapabilir.?
? Sebe melikesi belkısın tahtını cinden önce getiren bir veli vardır. Vahabilerin yükledikleri sıfat ile bu alime de ilah diyebilir miyiz? Alimlerin faziletlerini gördük. Onlara hürmet & tazimin gereğini gördük. Hangi sufi ilahlık vasfı yükler bu isnadlarından Allah’a sığınırız. Ne çirkin şeyler düşünüyorlar.
Ne acıdır ki onların bu iddialarını REŞİT RIZA gibi din sapıkları da ileri sürmüştü.

Hiçbir sufi şeyh ilahlık yakıştırmaz. Tapmak ona secde etmek namaz kılmak ibadet etmeği gerektirir.
Buradan anlaşılıyor ki bizim HÜRMET VE TAZİMİMİZ Bu hadislere ve ayetleri bilmeyen echel kesim tarafından ŞİRK olarak tanınıyor.
DİPNOT TEYMİYYE KENDİSİ TASAVVUF EHLİNİ ÖVER. BUNLAR HOCALARINA REDDİYE YİYORLAR FARKINDA DEĞİLLER.
•GAVSLAR
Öncelikle kadınların şeyhleri düşünme mevzusunu dile getirirler.
Rabıta Zikirdir. Alimin yüzüne bakmak ibadetse hadis-i şerife göre. Allah’ı Azimüşşan’ı hatırlatıyorsa bir şeyh onu düşünmekteki sakınca ne olabilir yanında hayal etmekle günaha düşmek zor olur. Bu kimseler sıralı ibadette olurlar. Daima zikirde dünya işleri de bundan alıkoymaz.

ELEŞTİRİLERE YUKARIDA CEVAP VERDİK AYET VE HADİSTE OLDUĞUNA DAİR
ŞİMDİ DE EN SIK İTİRAZLARDAN BİRİ DE BUDUR
***Allah Uhud savaşında azgın kafirleri dileseydi yerle bir ederdi ama onları yerle bir etmesini peygamber ordusuna bıraktı. senin uçan şeyhin haşa Allahmi ki oda Allah gibi sabırla beklesin eğer onlar öyle uçma müdahale edecek güçleri varsa müdahale etmiyorlarsa Allah onları helak eder öyle güce sahip olan bir insan müslümanlara yapılan zulme sessiz kalırmi onlar bırak olağan üstü güçlere sahip olmalarıni kuş şeyhlerin üstüne pisleseler onda bile kendini koruyamazlar sivri sinekte bile kendi korumayan aciz zavallı insanlar gavs lar
EL CEVAP
Öncelikle yukarıda dinin men ettiği ZAN çokça yapılmış. Onlar zanlarla yaşıyorlar tıpkı diğer fırkalar gibi… İlmi olmayan atıp tutuyor, fetvalar sallıyor.
Bunlar Kaderi mutlak nedir bilmiyorlar ki böyle ahmakca sorular soruyorlar.
Her Yetis Gavs diyenin imdadina yetisse o zaman kimsenin basina musibet gelmezdi. Ne yazık ki ehlisünnet kaynaklarına bakmazlar. Modern kitaplardan etkilenirler.. Günümüzde derlenip yazılmış kitaplar.
“O insanın önünde ve ardında devamlı olarak nöbetleşerek görevlendirilen melekler vardır. Bunlar Allah’ın emrinden ötürü, onu koruyup kollarlar”(Rad, 13/11)
Kendilerine sorsunlar bu melekler insanlari korumakla görevli ise niye insanlarin başına kazalar belalar geliyor?
O halde dön kendine sor hepsinden önce Allah’u teala var niye bunlar oluyor.?
İMAM TABERİ DEN İSTİVAYA DELİL VE SUFİ SELEFİ TARTIŞMASI
İstiva ile ilgili iki ayet vardır.
BİR VAHABİ DER Kİ;
Allah arşa istiva etmiştir ” bu bitti tevil edilemez ve Allah heryerdedir deme de İlmiyle heryerdedir. Necasetin olduğu yerde Allah vardır diyebilir misin ?
Görüldüğü üzere kendi kafasıdnan mana çıkarıyor bir ayeti tevil edip diğerini tevil etmiyor.
Ve felsefeyi kullanıyor ve Allah necasetin olduğu yerde yoktur diyor.
ANCAK
Allah mekandan münezzehtir.
Allah insana şah damarından daha yakındır. Geleceğiz.
“Göklerde de ilah olan O’dur, yerde de ilah olan O’dur.. O, yegâne Hakîm’dir/hüküm ve hikmet sahibidir, yegâne Alîm’dir/her şeyi hakkıyla bilendir.”(Zuhruf, 43/84)

ŞAH DAMARINDAN YAKINSA ŞEYH NEDEN ARACI?
Şah damarındaysa şeyh neden aracı? Bu bir fıkıh sorusu değil teoloji din felsefesi sorusu
Adam felsefe yapıyor necasetin olduğu yerde nasıl olabilir diyor yav. Yani necasetin oraya gitsen Allah şah damarından daha yakınsa orada değilmi yani
ALLAHIN KUŞATMADIĞI YER YOK. İLMİYLE KUŞATIYOR ŞEKLİNDE TEVİL EDİYORLAR OTURMAYI İSE ZATINA ATFEDİYORLAR
İlmi kuşatıyor diyorsun ben necasette olursam Allah’ın ilmi mi benim şah damarımda olan. Ayette şüphesiz Allah size şah damarınızdan daha yakındır demiyor mu?
Peki şeyh neden aracı diyorsun biz ibadetleri Allah uzak olduğu için mi ederiz cevap ver!
PEKİ OZAMAN İçki içen bir mümin mi namaz kılan bir mümin mi Allah’a daha yakındır
Kafire de şah damarından daha yakın Allah azze ve celle İSE YAKIN OLDUĞU HALDE NEDEN CEHENNEME GİDİYOR KAFİR
Kafire de şah damarından daha yakın Allah azze ve celle
BURADA VAHABİLER HADİS KURAN İLİMLERİNİ ARAMAZLAR.
Peki neden aracıya ihtiyaç duyuyoruz çünkü aslında Allah azze ve celleye çok uzak. Orada kastedilen şah damarından daha yakınlık mevzusu başka bir konu içki içen ile namaz kılan bir mümin
tahmin edersin ki aynı değil
İmam Nevevi’nin Şerhus Sahih-i Müslim’deki sözleri konuyu daha anla-
şılır kılacaktır.-” Selefin ekserisinin müteşabihlerin te’villerinin bilinemeyeceği
fikrinde oldukları nakledilir. Onların bundan maksatları şu idi:
Müteşabihlerin kesin mânâlarını bilmek, onlardan ˜murad-ı ilâhi budur’
demek doğru değildir. Yoksa onlar âlimlerin o âyetleri te’vil etmeye teşebbüs
etmeleri doğru değildir, o âyetlerden hiçbir şey anlamamız mümkün
değildir” demek istememişlerdir.-” der


Hanbeli Alim İbnu’l Cevzi derki; ”Eğer sizler hadisi şerifleri (ve ayetleri)
kabul edip manalarından konuşmayıp suküt ediyoruz demiş olsaydınız,
hiç kimse size itirazda bulunamaz ,inkar edemezdi. Fakat böyle hadisleri
zahirine hamletmeniz çirkindir. Bu salih Selef Alim (Ahmed b. Hanbel) ‘in
mezhebinde olmayan şeyi,mezhebine sokmayın! Mezhebine öyle çirkin,
ayıp şeyleri giydirdiniz ki herhangi bir Hanbeli, kim olursa olsun (sizin yü-
zünüzden) Mücessimedir denilmektedir..


EL VASİYYE
İmam-ı Azam Ebu Hanife el-Vasıyye’de şöyle der-“Allahü teâlâ, kendisi
için ihtiyaç ve (Arş’ın üzerine) istikrar (yerleşme) söz konusu olmaksızın
Arş’ı istiva etmiştir. O, Arş’ı da, Arş’tan başkasını (diğer yarattıklarını) da
korumaktadır. Eğer (Allahü teâlâ Arş’a ve bir yerde yerleşmeye) muhtaç
olsaydı, tıpkı mahluklar gibi alemi yoktan var etmeye ve idareye muktedir
olmazdı. (Bir mekânda) oturmaya ve karar kılmaya muhtaç olsaydı, Arş’ınyaratılmasından önce Allahü teâlâ nerede idi? Yüce Allah bundan (bir yere
yerleşmek ve orayı mekân tutmaktan) münezzehtir”.
Sayfa nosunu dahi atarım

TEYMİYYENİN BATIL GÖRÜŞLERİ
Teymiyye zındığı gibi sineğin kanadına oturup onun merdivenden indiği gibi de inmez

İbni Teymiyye “Beyan Telbis El Cehmiyye”(cilt 1) Isimli kitabinin 433. sayfasında şöyle diyor:
“Allahin kendisinden başkasinin bilemediği haddi(sınırı) vardir”.

Imam Tahavi ise şöyle diyor:
“Allah sınırlardan,uçlardan,taraflardan,organlardan ve uzuvlardan münezzehtr.O, yarattiklarinin aksine olarak 6 yönle vasfedilemez”
Inan Arvasi “Allahü Teala kürsüde oturmaktadır. Yanı başında boşalttığı yerde ise Onunla birlikte Hz. Peygamber oturmaktadır.” (İbn-i Teymiyye, Kitabu’l-Arş)

Inan Arvasi Emevi Camii minberinin merdiveninden bir basamak aşağıya inerek “Muhakkak ki Allah Teala benim buradan indiğim gibi dünya semasına inmektedir.” demiştir. (İbni Battuta ve benzer lafızla Hâfız İbni Hacer el-Askalânî Ed-duraru’l-kâmine, c. I, 164)
Allah’ın mekanı için de sınır vardır. Allah Arş’ının üzerinde, göklerin üstündedir. İşte bu iki durum, O’nun iki haddidir (sınırıdır).” (İbni Teymiyye, Minhacu’s-Sünne, c. 2, s. 29)

İbn Teymiyye, Allah dilerse, bir sivrisineğin sırtına yerleşir diyor
İbn Battuta gittiği şehirlerde genellikle yöneticileri ziyaret ediyor, onlardan aldığı hediyelerle yol masraflarını karşılıyordu. Bunun yanında şehrin tanınan bir sâkini, âlimi veya sanatkârı varsa ya onunla tanışıyor ya da hakkında bilgi alıyordu. Seyahatnamede bu şekilde bahsedilen âlimlerden biri, İbn Battuta’nın Şam’da hutbesini dinlediği ve “aklında noksanlık olan” biri olarak nitelediği İbn Teymiye’dir.
Seyahatnamede Hanbeli fakihlerinden İbn Teymiye’nin şeriata aykırı sözlerinden dolayı fakihler tarafından Baş Kadı’ya şikâyet edildiği, Kadı’nın iddialar hakkındaki sorularına İbn Teymiye’nin sadece “La ilahe illallah” dediği, bunun üzerine hapse atılarak yıllarca orada kaldığı ve hapiste kırk cilt kadar “Bahr-i Muhît” adında bir Kuran tefsiri yazdığı anlatılmaktadır. İbn Battuta Şam’da bulunduğu sırada İbn Teymiye’nin Cuma günü verdiği hutbeyi dinlemek için mescide gider. İbn Teymiye’nin “benim şimdi minberden indiğim gibi muhakkak Cenab-ı Allah da dünyaya iner” sözü üzerine İbn-i Zehra adında bir Mâliki âlimi bu sözleri reddeder, halk ise bu âlimin üzerine yürüyüp elleri ve ayakkabılarıyla döverler.
Kadı ne derse tevhid getiriyor smile ifade simgesi simgesi İspatta edemiyor görüşünden döndüm diye kurtuluyor.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: